Cumhur İttifakı, PKK’nın yeni çözüm sürecindeki sayısız dayatmalarından biri olan Öcalan’ın ayağına gitmeyi de kabullendi. Geçtiğimiz hafta İmralı Adası’nda bebek katiliyle yapılan görüşmenin içeriği, yazımız yayına hazırlanırken henüz resmî olarak açıklanmadı ancak DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, görüşmenin tüm içeriğini PKK’ya ait bir internet sitesinde açıkladı.

CHP’nin görüşme heyetine üye vermemesi, Cumhur İttifakı’nda olduğu kadar Öcalan’da da hayal kırıklığı yaratmış. Öcalan, “CHP'nin yanlıştan dönmesini” bekliyormuş!

Özgür Özel’in “Kürt sorunu Öcalan ziyaretine indirgenemez” açıklaması ve devamındaki sözleri de Cumhur İttifakı’nı çok kızdırmıştı. İttifakı temsilen açıklama yapan AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, “Biz çelik çomak oynamıyoruz; ülkemizin çok ciddi bir meselesini yürütüyoruz” dedi.

Anımsanırsa, ilk çözüm sürecinde eski AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet İhsan Arslan da “Devletin bekası, vatanın bütünlüğü adına o oyundan vazgeçtik” demişti. İlk çözüm sürecinden bugüne bakıldığında, AKP’nin süreci oyun olarak görmekten uzaklaştığı anlaşılıyor.

Gerçekten de süreç bir oyun değil; çok ciddi riskler taşıyor. Bu riskleri sıralamak bile korkutucu!

Nitekim ikinci çözüm sürecinin mimarı Devlet Bahçeli, 28 Mayıs 2023’te partisinin genel merkezindeki açıklamasında “Önümüzdeki günlerde çok şey değişecektir, her şey değişecektir. İnşallah Türkiye değişmez” demişti.

Yani sürecin Türkiye’yi değiştirme riski güçlü bir olasılık.

Teröristbaşı Öcalan, komisyonu ayağına getirtmek için savurduğu tehditlerde “Komisyon buraya gelmek zorunda. Savaş riski artar gelmezlerse” diyerek riskten söz ederken, süreci sahiplenmediği eleştirileri alan Cumhurbaşkanı Erdoğan da görüşmeyle ilgili ilk değerlendirmesinde “Bundan sonrasında atacağımız adımları büyük bir titizlikle planlıyoruz. Süreci kararlılıkla devam ettireceğiz. Risk alıyoruz, elimizi taşın altına koyuyoruz” dedi.

DEM Parti Milletvekili Koçyiğit’ten öğrendiğimiz kadarıyla Öcalan, komisyon üyelerine sürecin başarılı olması gerektiğini, başarılı olmasını istemeyen yapılar bulunduğunu ve en azından bir darbe mekaniği vurgusunu dile getirmiş. Yani “Süreç başarılı olmazsa en nihayetinde bir darbe mekaniğinin devreye girebileceğine” dair bir tehlike olduğunu belirtmiş!

Öcalan, ilk çözüm sürecinde 30 Kasım 2014’te İmralı’da HDP heyetiyle görüşürken de “Tarafların süreçte ciddiyet ve kararlılık göstermemesi durumunda bölgesel kaosun derinleşeceği ve darbe mekaniğinin sonuç alabileceği”ni söylemişti. Tehditleri bitmek bilmeyen Öcalan şimdi yeniden darbe tehdidiyle korkutarak sonuç almaya çalışıyor. PKK ise kendi açısından olumlu sonuçlar alıyor görünmekte.

Ne olursa olsun, gelinen aşamada PKK şimdiden sürecin kazananı oldu.

Almanya’nın Hamburg şehrinde yargılanan bir PKK’lı terörist, görülen davasında Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nı okudu; PKK’nin sözde fesih ve geri çekilme kararını, silah dipçiği yakma şovlarının görüntülerini sundu. Artık PKK kendisini “Hareket Yönetimi” kısaltmasıyla “Kürt Özgürlük Hareketi Yönetimi” olarak tanımlıyor. Şimdiki hedefiyse diğer ülkelerin “terör örgütü” listesinden çıkmak!

Bugüne kadar kendisiyle görüşen DEM Parti heyeti üzerinden tüm görüşlerini kamuoyuna açıklayan Öcalan, yapılan komisyon görüşmesinde yine bildik tehditlerini, kendisine övgülerini ve sözde çözüm önerilerini tekrarladı. Görüşmede daha çok konuşan Öcalan olurken, komisyon üyesi AKP'li Hüseyin Yayman’ın sorduğu bir soru dikkat çekti: “Petrol gelirleri ne olacak?”

Öcalan’ın kaçamak yanıtına rağmen, Suriye’de kalıcı çözümün anahtarı ve 10 Mart Mutabakatı’nın asıl engeli, PKK/SDG’nin petrol gelirlerinden vazgeçmek istememesi. PKK/SDG’nin kontrol ettiği Kuzey ve Doğu Suriye petrol sahalarında günlük 150.000 varile ulaşabilen üretimden elde ettiği gelir, günlük 10 milyon dolarlık bir potansiyel taşıyor. Petrolün yüzde 40’ını yerel piyasada satan PKK/SDG, kalanını Suriye dışına satıyor; bütçesinin yüzde 80’ine yakınını oluşturan bu para silah alımı, finansman ve idarî harcamalar için kullanılıyor.

Bu yılın sonuna kadar hayata geçirilmesi hedeflenen 10 Mart Mutabakatı’na göre, petrol ve doğal gaz sahalarının Suriye devlet kurumlarına devri kararlaştırılmıştı. Ancak PKK/SDG, elinde tuttuğu petrol ve doğal gaz kaynaklarından elde ettiği gelirin paylaşımını hâlâ Suriye Geçici Hükûmeti’ne kabullendirmeye çalışıyor.

Cumhur İttifakı “sürecin başarısı” için PKK/SDG’ye ne istiyorsa verecek görünüyor! Çünkü süreç aynı zamanda yeni bir ittifakın kapısını da açtı. Sürecin şimdiden kazananı PKK ama Cumhur İttifakı da kazanmış görünüyor.

Artık Erdoğan’ın yeniden adaylığı ve yeni anayasa sürecinde DEM Parti de Cumhur İttifakı ile birlikte hareket etme kararında. Üstelik 2019’da Öcalan’a rağmen AK Parti’nin değil CHP’nin yanında duran Selahattin Demirtaş da bu kez sürecin başarısı ve devamı için Cumhur İttifakı’nın yanında.