Görünen o ki bölgedeki kaostan istifade edip emperyalist güçlere hizmet ederek devlet kurmaya kalkan PKK’nın bu hayali çökmüş bulunuyor...
Çökmüş bulunuyor çünkü; Amerika Şara ile anlaştı artık size ihtiyacımız kalmadı merkezi hükumete biat edin, Suriye’yi bölmeye falan da kalkmayın dedi.
Olayın detaylarına girmeden PKK’ya sempati ile bakan ve Türkiye’yi bölüp bir Kürt Devleti kurmayı hayal edenlere de şunu söyleyeyim: Bakın gücünüz Suriye ve Irak’a bile yetmedi. Bunu dikkate alın, Türkiye gibi bölgenin en büyük ve güçlü demokrasisini bölmeyi falan asla hayal etmeyin.
Tamam, Türkiye’de bazı demokrasi sorunları yaşıyoruz ama bölücü Kürt hareketi Türkiye’yi bölme hayalinden ve bu uğurda giriştikleri terörist faaliyetlerden vaz geçerse Türkiye’nin demokrasi sorununu da hep birlikte çok daha rahat çözebiliriz.
Sonuç olarak Kürtlerin de demokrasi istemek dışında bir seçeneği yok bölücü talepler olmazsa bu isteklerine ulaşmaları çok daha rahat mümkün olacaktır.
Amma ve lakin şunu da açıkça ifade edeyim: O ya da bu gerekçe ile Türk Bayrağına saldırıp gönderden indirenler ya da indirmeye kalkanlar oldukça bu ülkede sorunları konuşup demokrasi yoluyla çözmek asla mümkün olmayacaktır! Çünkü böyle bir durumda yapılabilecek tek şey o bayrak direğini faile monte etmektir!
Neyse şimdi beni bu kanaate sürükleyen sürece döneyim:
ABD Başkanı Donald Trump; “Kürtleri severim ama Kürtlere muazzam miktarda para ödendi, petrol ve başka şeyler verildi. Yani ne yaptılarsa bunu daha çok kendileri için yaptılar. Ama Kürtlerle iyi geçiniyoruz ve Kürtleri korumaya çalışıyoruz” dedi
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye özel temsilcisi Tom Barrack ise SDG’ye ilişkin şu açıklamayı yaptı:
“Suriye’de Kürtler için şu anda en büyük fırsat, başkan Ahmed Şara liderliğindeki yeni hükümetçe yürütülen Esad sonrası geçiş sürecinde yatıyor. Yurttaşlık hakları, kültürel güvenceler ve siyasi katılım eşliğinde birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyona giden bir yol söz konusu.
ABD’nin Suriye’nin kuzeydoğusundaki askeri varlığının gerekçesi IŞİD’le mücadelede güç birliğiydi. Kürtlerin öncülük ettiği SDG, 2019’a kadar IŞİD’in halifeliğini yenilgiye uğratmada en etkili ortağımızdı. Binlerce IŞİD mensubu ve aile bireyini yakalayıp El-Hol ve El-Şaddadi gibi hapishanelerde ve kamplarda tuttular. O dönemde işbirliği yapılabilecek işlevsel bir merkezi Suriye devleti yoktu. Esad rejimi zayıflamıştı, tartışmalıydı ve İran ve Rusya’yla ittifakı nedeniyle IŞİD’e karşı güvenilir bir ortak değildi.
Bugün durum köklü biçimde değişmiş durumda. Suriye’de artık, 2025’in sonlarında doksanıncı üye olarak küresel IŞİD’le Mücadele Küresel Koalisyonu’na katılmış, tanınan, yönünü Batı’ya ve ABD’yle terörle mücadelede işbirliğine çevirmiş merkezi bir hükümet var.
Bu, ABD-SDG ortaklığının temelini da sarsıyor: SDG’nin IŞİD karşıtı başat güç rolü artık büyük ölçüde miadını doldurmuş bulunuyor. Çünkü Şam artık IŞİD hapishaneleri ve kamplarının denetimi dahil güvenlik yükümlülüklerini üstlenmeye hem istekli hem muktedir.”
Barrack, paylaşımının devamında ayrıca ABD’nin Suriye’de odaklandığı ‘başlıca iki konu’yu şöyle özetledi:
1- Hala SDG’nin kontrol ettiği IŞİD tutuklularının bulunduğu hapishane tesislerinin güvenliğinin sağlanması.
2- SDG ile Suriye hükumeti arasında, SDG’nin barışçıl entegrasyonunu ve Suriye’nin Kürt nüfusunun tarihi anlamda tam Suriye vatandaşlığına siyasi olarak dahil edilmesini mümkün kılacak görüşmelerin kolaylaştırılması.
Görüldüğü gibi Amerika bir anda rota değiştirdi, yeni bir politika setini uygulamaya koydu ve bölücü Kürt hareketi de bir anda iyot gibi açıkta kalıverdi. Atalarımız boşu boşuna “el gömleği ile gerdeğe girilmez” dememiş başkalarının dolduruşuna gelip, eyleme geçenlerin böyle bir durumda kalması hiç de şaşırtıcı olmuyor.
Sonuç olarak bölücü Kürt hareketine umut bağlayanları akıllarını başlarına alıp, Türk Demokrasisine sadık olmaya, Türkiye’de demokratik hak ve özgürlükleri geliştirmeye çalışmaya çağırıyorum.