"AVM'ler dolu..."

"Lokantalarda yer yok..."

"500 liralık lahmacunun önünde kuyruk var..."

"Uçaklarda boş koltuk bulunmuyor..."

"Yunanistan'a gitmek isteyenler kilometrelerce kuyruk oluşturuyor..."

"Herkesin altında otomobil var..."

Ne zaman Türkiye'deki ekonomik kriz konuşulsa, iktidarın ve onu savunanların sığındığı cümleler bunlar oldu.

Sanki AVM'de gezen birkaç yüz bin kişi, ay sonunu getiremeyen milyonları yok ediyordu.

Sanki Bodrum'da tatil yapanlar, açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veren emeklileri görünmez kılıyordu.

Sanki trafikteki otomobiller, mutfaktaki boş tencerenin sesini bastırıyordu.

Oysa ekonomi, vitrinlere bakılarak okunmaz.

Ekonomi, insanların cebine bakılarak okunur.

Ve o cüzdanın içinde ne kaldığını bazen tek bir fotoğraf anlatır.

İşte o fotoğrafı bu kez iktidarın kendisi çekti.

Depozito iade sistemi...

Plastik şişeyi götürüyorsunuz, karşılığında para alıyorsunuz.

Aslında yeni bir uygulama değil. Avrupa'nın birçok ülkesinde yıllardır başarıyla uygulanıyor. Amaç çevreyi korumak, geri dönüşümü artırmak ve atıkları ekonomiye kazandırmak.

Kimsenin itiraz edeceği bir sistem değil.

Fakat Türkiye'de bambaşka bir anlam kazandı.

Daha ilk günlerden itibaren depozito makinelerinin önünde uzayan kuyruklar oluştu.

Poşetler dolusu pet şişeyle gelen emekliler...

Sokak sokak şişe toplayan gençler...

Evde biriktirdiği şişeleri çocuklarıyla birlikte makineye taşıyan aileler...

İnternet siteleri ilginç ayrıntıların peşine düştü.

"Sahte şişe üretmişler..."

"Başkalarının kimlik bilgileriyle işlem yapmışlar..."

"Günlük limite takılmışlar..."

Herkes bunları konuştu.

Ama kimse şu soruyu sormadı.

Bu insanlar gerçekten çevre bilinci için mi sıraya girdi?

Yoksa 1 liranın bile değer kazandığı bir hayatın içine itildikleri için mi?

İşte asıl utanç burada.

Çünkü mesele plastik şişe değil.

Mesele, milyonlarca insanın artık hiçbir parayı küçümseyemeyecek hale gelmiş olması.

Bir emeklinin birkaç şişenin parasını hesaplamak zorunda kalması normal değildir.

Bir annenin, çocuklarına bir paket makarna alabilmek için evde pet şişe biriktirmesi normal değildir.

Bir gencin, harçlığını çıkarmak için çöp kutularını dolaşması normal değildir.

Bunlar çevre bilinci değildir.

Bunlar yoksulluğun fotoğrafıdır.

Yıllardır "kriz olsa AVM'ler dolu olur muydu?" diye soranlar, şimdi depozito makinelerinin önündeki kuyruklara da aynı cesaretle bakabiliyor mu?

Bakamıyorlar.

Çünkü bu kez vitrin değil, gerçek hayat konuşuyor.

Bu kuyruklar, Yunanistan sınırındaki kuyruklara benzemiyor.

Bu kuyruklarda tatil heyecanı yok.

Bu kuyruklarda geçim derdi var.

Bu kuyruklarda çocuklarının beslenme çantasını doldurmaya çalışan anneler var.

Bu kuyruklarda yıllarca çalışıp bugün pet şişeden gelecek birkaç lirayı bekleyen emekliler var.

Bir ülkenin ekonomisini en iyi bazen rakamlar değil, sokaktaki manzaralar anlatır.

Depozito makinelerinin önünde oluşan kuyruklar da işte böyle bir manzaradır.

Ve o manzara şunu söylüyor:

Türkiye'de artık insanlar yalnızca ekmeği değil, ekmeğin kırıntısını da hesaplıyor.

İktidar belki çevre için doğru bir adım attığını düşünüyor.

Ama farkında olmadan çok daha büyük bir gerçeği de ortaya çıkardı.

Yıllardır "kriz yok" diyen bütün söylemleri tek bir makine çürüttü.

Çünkü o makine plastik şişeleri değil, Türkiye'nin gizlenmeye çalışılan yoksulluğunu topluyor.

İnsanlar çevreyi kurtarmak için değil, günü kurtarmak için sıraya giriyor.

İşte asıl PET şişe utancı budur.