YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in konuşmasından satır başları şu şekilde;
Stk'lar, meslek örgütleriyle, çalışmalar, sendikalarla, iş insanlarıyla görüşmeler, sayısız ziyaretler, dünyaya bakarak Türkiye'yi doğru okuyarak 20 yıldır değişmeyen ki belki artık her yıl revizyonunu konuşmak lazım.
Parti programını hem Türkiye'yi nasıl yöneteceğimiz iddiasını ortaya koyarak, hem de kronikleşmiş tespitinde ortaklaşılmış sorunların nasıl çözüleceğini somutlayarak, yine büyük bir uğraşın sonunda hep birlikte değiştik efendim.
SALDIRILAR SÜRDÜ
Bu arada saldırılar, saldırılar, saldırılar, saldırılar sürerken, yarışmada kurultayımızdan sonra aynı delegelerimizle 6 Nisan'da partiye de bir saldırı.
Partinin kapısındayken bir olağanüstü kurultaydan yapıp o kurultaydan hep birlikte tek yumruk olarak 21 Eylül'de İstanbul İl Başkanlığımıza hem kayyum atandı hem bina saldırıya uğradıktan sonra İstanbul delegeleri olmaksızın ve doğal delegeler olmaksızın yapılan bir kurultayda yine tek yumruk olarak çıktık.
Ardından olan kongre takvimini başlattık. Her mahalleye sandık koyduk. Mahalleden ilçeye, ilçeden ile, ilden Ankara'ya bütün seçilmişler yenilendi. Yeni baştan seçildi. Yepyeni bir irade çıktı. Kumpasçıların açtığı dava mahkemede konusuz kaldı. Kapandı.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genel merkezinde İl Başkanları Toplantısında konuşuyor #Canlı
— ANKA Haber Ajansı (@ankahabera) September 2, 2026
https://t.co/8NUD1mfY7A
Bu sefer siyasi partilerin değil de medeni hukukun alanı olan bir alanda yeni bir saldırı başladı. Saldırı devam ettirildi.
Siz eğilmedikçe, bükülmedikçe, Türkiye'yi yönetme iddiasını ifade ettikçe ve son kurultayda güçlü kadrolar, iktidar yürüyüşü için görevlendirildikçe, karşımızdaki kötülük durmadı, durmadı, durmadı ve maalesef bu kez partinin cumhurbaşkanı adayına, partinin belediye başkanlarına, meclis üyelerine, bürokratlarına yapılan saldırılar sürdü.
Son olarak partinin kurumsal kimliğine yöneldi ve AK Parti yargısı, AK Parti'nin kara düzeninin yargı kolları, partimizin genel başkanını değiştirip 6 yıl önceki bir kurultaya gidip partiyi 6 yıl seçimsizliğe mahkûm edip, üst üste kazandığımız 4 mazbatayı yok sayan, bildiğiniz süreci başlattı.
TARİHİN DOĞRU TARAFINDA DURDUK
Maalesef tarih önünde bazılarımız sınavdan geçemedi. Tarih siyasetçilere, insanlara sonra bakıp not vermek üzere sorular sorar.
Şükürler olsun ki bu salonda, bu salondakilerin yönettikleri şehirlerinde, ilçelerinde neredeyse tümüyle hep söylüyoruz: karpuzu ortadan böleceklerdi. Bir bütün olarak kalabilen ve sadece sapından ayrışan bir anlayışla tarihin doğru tarafında durduk, durdunuz.
Tarihin doğru tarafında duranlara selam olsun. Tarihin eğri tarafından kendilerine makam mevki arayanlar geride kaldı. Onlar tarihte yarın sorulacak sorulara verilecek cevap bulamamanın utancı içinde kalsınlar. Ancak biz tarihin doğru tarafında duranlarız.
YENİ YOLA ÇIKTIK
2 yıldır hazırlanan büyük kötülüğün ardından 2 ay süreyle önce genel merkezde, il binalarında, ilçe binalarında, mahkeme salonlarında, sokaklarda hem direndik, mücadele ettik hem de yola düştük.
Türkiye'yi temsil eden 22 farklı şehirde istikamet sorduk, yol sorduk, yön sorduk ve millet bir zaman sonra "yeni bir yola çıkın, yürüyün, arkanızdayız" dedi. Bahsedebileceğimiz her türlü imkânsızlığı kendi zihninde yenmiş, kendi gönlünde bize bir yer ayırmış olan milletimiz, "bir yol bulamıyorsanız, yeni bir yol açın, arkanızdan yürüyeceğiz" dedi ve hep birlikte o yeni yola çıktık.
Hep beraber o yeni yolda, atılması zor, atılması zaruri ama geleceği kurtaracak ve eskiyi geride bırakacak yeni bir yolu kurduk.
YENİ PARTİYİ KURDUK
Yeni Partiyi kurduk. Milletimize selam olsun. Hepinize verdiğiniz mücadeleden dolayı da helal olsun. Hep birlikte kısa zamanda çok işler başardık.
Bu geçmişi hatırlatmak, bu zaruri tarihi önündeki geçmiş hatırlatması bir yana — bir daha da dönmemek üzere. Şimdi hep birlikte çok büyük işler başarıyoruz. Tarihin en hızlı örgütlenme sürecini Türkiye'de başarıyoruz. Tarihin en büyük üye katılımını başardık, başarmaya devam ediyoruz. Tarihin en büyük bağış kampanyasını yürütüyoruz ve milletimizin büyük teveccühüne layık olmaya çalışıyoruz. Şaka değil.
18 GÜNDE 600 BİN ÜYE
Bugünün iktidar partisi, üyesiyle övünen iktidar partisi, kurulduktan bir yıl sonra 400.000 üyeye ulaşmışken; yarının iktidar partisi, seçimden sonranın iktidar partisi, Yeni Parti 18 günde 600 bine ulaştı.
539 MİLYONLUK BÜTÇE VURGUSU
Elbette bütün ihtiyaçları karşılamıyor. Elbette eski imkânları getirmiyor. Elbette devletin bir yılda verdiğinin üçte biri bile değil. Ama 539 milyonluk bir bütçeyle "üç otobüs olmasın, bir tanesi olsun, o otobüs benden" dedi. "Mütevazı bir bina olsun ama o bina bizden, imkânlar bizden" dedi. "Araç lazımsa araç, ne lazımsa biz sağlarız, kimseye muhtaç değilsin, ben senin arkandayım" dedi.
Kurulmasına milletin karar verdiği, adını milletin verdiği, bütçesini milletin belirlediği Yeni Parti'nin şimdi artık çıktığı bu yeni yolda iktidara doğru yürümek ve omzumdaki yükün farkında olarak bu yükü taşımak, arkasında duran milletin umutlarını boşa çıkarmamak dışında bir hedefi yoktur.
Yola çıktık, yoldayız. Sizinle.
Bugün iki konuyu konuşacağız. Bunlardan bir tanesi, iktidara gelmek için millete ne söz veriyoruz, onu konuşacağız. İkincisi, bu verdiğimiz sözü tutmak için bize hangi görevler düşüyor, onu konuşacağız. Çünkü bir siyasi partinin iki büyük sorumluluğu vardır: Birincisi, millete nasıl bir düzen kuracağını açıkça söylemek; ikincisi, o düzeni kuracak gücü, kadroyu, iradeyi açıkça ortaya koymak.
İşte bu yüzden milletimize bu toplantıda vereceğimiz yedi sözümüz vardır ve yine bu toplantıda açıklanacak Yeni Parti'nin yedi görevi vardır.
MİLLETİMİZE YEDİ SÖZÜMÜZ VAR
Sözümüzün birincisi elbette ki demokratik Türkiye'dir. Yeni Parti, siyasi işletim sistemini değiştirmeye geliyor. Eski nesil örgütlenme modelini terk ediyor.
Üyeler ve üye olamayanlar, gönlü partide olanlar ya da üye olmasa da bu partide gönlü olanların söz sahibi olacağı, bütün karar alanlarında tek yetkilinin partinin üyeleri olacağı bir dönemi başlatıyor.
Gençler ve kadınlar siyasetin kapısında ya da vitrininde beklemeyecekler. Karar masasında ve temsil mekanizmalarında hak ettikleri yeri bulacaklar.
Millet adına karar veren değil, milletle birlikte karar veren bir siyaseti müjdeliyoruz. Partiler arasında serbest rekabeti, güvenilir seçimleri mümkün kılan ve sonrasında millet kimi seçerse o seçilmişe itibar eden bir anlayış taşıyoruz. Milletin oyuna hürmet eden bir siyasi ahlakı yerleştirmek üzere yola çıkıyoruz.
Türkiye kimlikler, hayat tarzları, siyasi tercihler ve eski kamplaşmalar üzerinden bölünmeyecek. Bu gerilimler üzerinden yönetilmeyecek; oy veren de vermeyen de, iktidara oy veren de vermeyen de cumhuriyetin eşit vatandaşı olarak görülecek.
Yeni Parti, Türkiye ittifakı anlayışı içinde Türkiye'nin bütün demokratlarının ortak çatısı olacak. Kutuplaştıran değil birleştiren, dışlayan değil kucaklayan, kavga eden değil sorun çözen özel bir siyaset kuruluyor. Kurulacak, yerleşecek ve iktidar olacak.
Milletimize birinci sözümüz budur.
MİLLETLE BİRLİKTE KARAR VEREN BİR SİYASET
Milletimize sözümüz, adil ve özgür Türkiye'dir. Mahkemede adalet, gelirde adalet, vergide adalet, sosyal hayatta adalet — adalet anlayışımız bu dört ayak üzerine kurulacak.
Yani hukuk önünde herkes eşit olacak. Adaletli bir gelir dağılımıyla toplumda herkes refahtan hak ettiği payı alacak. Adil bir vergi sistemiyle vermesi gereken verecek, vermemesi gereken vermeyecek; herkes gelirine göre adilane şekilde vergilendirilecek. Sosyal hayatta adalet olacak: hangi inançtan, hangi kimlikten olursa olsun herkes devlet karşısında kendini eşit hissedecek. Basın özgür olacak.
Gençleri canından bezdiren yasakların bizzat kendisi yasak olacak. Türkiye'de sadece yasak getirmek yasak olacak. İnsanlar düşüncesini söylediği için başıma bir iş gelir diye yutkunmayacak. Susmayacak, silinmeyecek, geri çekilmeyecek.
SADECE YASAK GETİRMEK YASAK OLACAK
Türkiye'ye ve milletimize üçüncü sözümüz, üretim ve refahtır. Bu yüzden Türkiye yoksul bir ülke olmaya mahkûm değildir. Aksine Türkiye'nin yoksullaşması ancak yanlış yönetilirse söz konusu olabilir. Aksi takdirde zengin, güçlü ve kaynakları eşit paylaşıldığında herkesin refah içinde olması gereken bir ülkedir.
Biz yoksulluğu yönetmeye değil, yok etmeye geliyoruz. Sanayide daha çok üreteceğiz. Tarımda daha verimli ve daha çok üreteceğiz. Teknolojide daha ileriye gideceğiz. Yatırımı, girişimciliği, ihracatı destekleyeceğiz.
Sadece Türkiye'nin zenginleşip de bir kesimin oradan aslan payını aldığı değil, milletin zenginleştiği bir refahı sağlayacağız. Yardım alan insan sayısıyla değil, yardıma ihtiyaç duyan insan sayısının azalmasıyla, onu azaltmakla, günü geldiğinde artık bitirmiş olmakla övüneceğiz.
TÜRKİYE YOKSUL BİR ÜLKE OLMAYA MAHKÛM DEĞİLDİR
Milletimize dördüncü sözümüz, güçlü ve güvenli Türkiye'dir. Sizi güvende tutacağız, Türkiye'yi güçlü kılacağız. Cumhuriyetimizi, üniter yapımızı, ülkemizin bütünlüğünü ve milletimizin güvenliğini her şeyin üzerinde görüyoruz.
Savunma sanayimizi yeni yatırımlarla güçlendireceğiz. Dış politikayı günlük siyasi hesapların değil, Türkiye'nin uzun vadeli çıkarlarının alanı hâline getireceğiz. Yabancı devletlerle kısa vadeli şahsi ilişkiler değil, milletin menfaatini önceleyen uzun vadeli kurumsal ilişkiler kuracağız.
Doğu'da kalıcı barışı savunmaya devam edeceğiz. Bölgesel kalkınmayı ve komşularımızla iş birliğini önceleyeceğiz.
Avrupa Birliği'ne tam üyelik konusundaki hedefi vazgeçilmez, terk edilmez, ertelenmez bir hedef olarak görüyoruz. İktidarımızın ilk aylarında yapacağımız enflasyon planlamasıyla ve harekete geçmemizle, iktidarımızın ilk dönemi bitmeden Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne tam üye yapacağız. Böylece milletimize verdiğimiz güçlü devlet, güvenli Türkiye sözü, Avrupa'nın gücüne güç katıp Türkiye'nin de Avrupa'nın da güvenliğini artık pazarlık konusu olmaktan çıkaracak.
TÜRKİYE'Yİ AVRUPA BİRLİĞİ'NE TAM ÜYE YAPACAĞIZ
Milletimize beşinci sözümüz, kimseyi geride bırakmayan Türkiye'dir. Cumhuriyet Halk Partisi'nde geçmiş dönemde siyaset yaptığımız, daha sonra ayrıştığımız noktada kalanı ve geleni ile baktığımızda; arkadaşları geride bırak, Ankara merkezli siyasete gel, otobüsün üstünden in, miting yapma, sokakta durma, gel partinin başında otur denilen; partinin başında yirmi yıl otur, sana kimse karışmaz ama bu iktidarı değiştirmeye çalışma denilen sözlere prim vermeyenlerin; kimseyi geride bırakmayanların, hiç kimseyi arkada bırakmayanların kurduğu partinin adı Yeni Parti'dir.
Nasıl kimseyi geride bırakmadıysak, Yeni Parti'nin yeni siyaseti de kimseyi geride bırakmayan bir devlet yönetim anlayışına sahip olacaktır. Sözümüzün özü gerçek sosyal devlettir.
Hayatta herkesin başına kötü şeyler gelebilir. İşinizi kaybedebilirsiniz, hastalanabilirsiniz, yalnız başınıza yaşlanabilirsiniz. Bir anne çocuğunu tek başına büyütmek zorunda kalabilir. Bir genç uzun süre iş bulamayabilir. Sağlıklı bir insan engelli hâle gelebilir. İşte sosyal devlet tam da bugünlerde lazımdır.
Biz insanları yardıma bağımlı hâle getiren bir düzeni reddediyoruz. İnsanı zor gününde ayağa kaldıran bir sosyal devlet inşasını önemsiyoruz. Temel vatandaşlık geliri uygulamasını mutlaka hayata geçireceğiz. İnsanca bir gelir desteğini her haneye sunacağız.
Arkadaşlar, kimseyi hayatın zorlukları karşısında çaresiz bırakmayacağız. Kimseyi geride bırakmayacağız. Milletimize beşinci sözümüz, gerçek, kimseyi geride bırakmayan bir sosyal devlettir.
KİMSEYİ GERİDE BIRAKMAYAN BİR SOSYAL DEVLET
Altıncı sözümüz ise evlatlarımıza gelecek sunan Türkiye'dir. Bugün anne babaların en büyük kaygılarından biri şudur: "Benim çocuğumun geleceği ne olacak, gözüm arkada kalacak mı, bu çocuğun sonu ne olacak?"
Çocuğunu okutuyor, üniversiteye gönderiyor, büyük fedakârlıklar yapıyor ama sonra o genç iş bulamıyor. Torpili olmadığı için geride bırakılıyor. Sonunda dönüyor dolaşıyor: "Fırsatını bulursam yurt dışına giderim, bir daha da dönmem" diyor.
Biz bunu tersine çevirmek durumundayız. Nitelikli eğitimi sınıfsal bir ayrımcılık olmaktan çıkaracağız. Özgür üniversitelerimizi gerçekten bilimin merkezi hâline getireceğiz. Gençlerin aldığı eğitim ile bulacağı iş arasındaki bağı kuracağız. Evlatlarımıza nitelikli eğitim, liyakat ve gelecek sağlayacağız. Kamuda torpili ve kayırmacılığı kökünden kazıyacağız.
EVLATLARIMIZA NİTELİKLİ EĞİTİM VE GELECEK SAĞLAYACAĞIZ
Milletimize yedinci sözümüz, makamların emanet sayıldığı Türkiye'dir. Bizim iktidarımızda makamlar tapulu mal olmayacak, görev ve nöbet olacak. Dönem sınırıyla siyaseti yenileyecek, yeni kadrolara, gençlere yol açacağız. Kimse oturduğu koltuğa kök salmayacak. Makam geçici, millet kalıcı olacak.
Yeni Parti, bütçesini milletin belirlediği, bu yüzden şeffaflığın bizim için en önemli husus olduğu bir partidir. Siyasi ahlak ve siyasi etik vazgeçilmezimiz; bağışları ve harcamaları düzenli olarak milletimize duyuruyoruz. Kuruluş kurultayımızda kullanılan tüm bütçeyi bütün detaylarıyla hem üyelerimizle hem milletimizle paylaşacağız. Sonrasında da bugün olduğu gibi bağışları ve harcamaları düzenli aralıklarla kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz.
Millete "bize güvenin" demiyoruz, "bizi denetleyin" diyoruz. Milletin parasının olduğu her yere milletin gözünü de koyacağız. İktidardan ayrıldığımız gün, bizden sonra gelenlerin de aynı hukukla yöneteceği kurumlar kuracağız. Çünkü bizim hedefimiz devleti ele geçirmek değil, bir daha kimsenin ele geçiremeyeceği gerçek bir devlet düzeni kurmaktır. Makamların geçici, devletin ve milletin kalıcı olduğu bu anlayışa sahip değerli yol arkadaşlarım.
MAKAM GEÇİCİ, MİLLET KALICI OLACAK
Milletimize verdiğimiz yedi söz, örgütümüze de yedi görev olarak karşımızda duruyor. Ben, karşımdaki bu görevi almaya, yönettiği illere, ilçelere bu görevi anlatmaya ve alınan bu görevi yerine getirirken milletin umutlarını ayağa kaldırmaya namzet kıymetli yol arkadaşlarımı görüyorum.
YEDİ SÖZ, ÖRGÜTÜMÜZE YEDİ GÖREV
Birinci görevimiz, iktidar kapasitemizi göstermektir. İlk görevimiz, milletin karşısına yalnızca itiraz eden bir parti olarak değil, devleti yönetmeye hazır bir parti olarak çıkmaktır. Türkiye'yi yönetmeye hazırız. Bunu tüm tutum, davranış, eylem ve söylemlerimizde milletimize göstermeliyiz.
Dilimizi ve davranışlarımızı yeni siyasetimizde, Yeni Parti'den beklenen yeni yaklaşımlarla uyumlu hâlde tutmak durumundayız. Devletin ciddiyetini, milletin sorumluluğunu taşıyan kadrolar olacağız. Çünkü ilçe örgütlerimizde, il örgütlerimizde, binalarda, sokaklarda, etkinliklerde, nerede olursak olalım, disiplinin kararlılığını ve iktidarın yükünü taşıyacak sorumluluğu milletin gözünde görmesini; Yeni Parti'nin bu yeni anlayışını sadece ve sadece size, yöneticilere, üyelere, kadrolarımıza baktığında anlamasını sağlayacak bir anlayışa sahibiz.
Birinci görevimiz, iktidar kapasitesini milletimize göstermektir.
TÜRKİYE'Yİ YÖNETMEYE HAZIRIZ
İkinci görevimiz, kapıları millete açmaktır. Bina kapılarımızı milletimize ardına kadar açacağız. Sadece herkesi partiye üye olmaya davet etmek değil, üyeyi artık yeni siyasette vaat ettiğimiz ve heyecanlandığı tüm yapıların içine sokmak, görevlendirmek ve orada üretimi sağlamak, hepinize emanet en önemli görevdir.
Mümkün olan tüm mahallelerde, tüm ilçelerde ve tüm illerde mahalle meclislerini, ilçe meclislerini ve il meclislerini büyük bir kapsayıcılıkla, arzu edeni kimseyi dışarıda bırakmayan, hatta dışarıda kalmışları ısrarla çağıran, davet eden bir anlayışın sahibi olmalıyız.
İl başkanlıkları, parti tabelasının asılı olduğu yerler değil, milletin sözünü söylediği yerler olacak. Kendi seçmenlerimizle olduğu kadar bize oy vermeyen seçmenlerle de konuşacağız. Kapsayıcılıktan ve farklı görüşlerden asla çekilmeyeceğiz, aksine gücümüzü oradan alacağız.
Kapılarımızı Milletimize Ardına Kadar Açacağız
Üçüncü görevimiz, her ilde çözümü hazırlamak, çözümün bir parçası olmaktır. İl örgütü yalnızca etkinlik düzenleyen, afiş asan, basın açıklaması yapan bir yapı olmamalıdır. İlçelere bakış açımız da aynı şekildedir.
Bulunduğu şehrin aklı olan, sokağı dinleyen, işçiyi, işvereni dinleyen, esnafla, çiftçiyle, memurla, emekliyle iletişimini bir an olsun koparmayan; meslek örgütlerini, sendikaları, akademiyi, uzmanları, sivil toplumu mutlaka siyasetimize dahil eden bir yönetim anlayışını illerinizde hayata geçirmenizi bekliyoruz.