ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından Tahran’ın misilleme ihtimali, Orta Doğu’daki kritik altyapıları yeniden gündeme taşıdı. Özellikle enerji ve su tesislerinin hedef alınabileceği yönündeki değerlendirmeler, bölgede zaten var olan su krizinin daha da derinleşebileceği endişesini artırdı.
Orta Doğu’da su krizi büyüyor: Çatışmalar riski artırıyor
Uzmanlara göre Orta Doğu’da su kaynaklarının sınırlı olması ve tuzdan arındırma tesislerine bağımlılık, olası saldırılar halinde bölgeyi ciddi bir su kriziyle karşı karşıya bırakabilir.
İsrail basınında Birleşik Arap Emirlikleri’nin İran’daki bir su arıtma tesisine saldırı düzenlediği yönündeki iddialar gündeme gelse de Abu Dabi yönetimi bu iddiaları reddetti. Ancak uzmanlar, çatışmaların büyümesi halinde su altyapısının hedef alınmasının bölgeyi ağır bir krize sürükleyebileceğini belirtiyor.
Kritik tesisler çatışma riski altında Bölgede su üretiminin büyük ölçüde birkaç büyük tesise bağlı olması, güvenlik risklerini de artırıyor. Uzmanlara göre bu tesisler olası bir çatışmada “kritik altyapı” olarak hedef haline gelebilir.
Nature dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre Orta Doğu ve Kuzey Afrika, küresel deniz suyunu tuzdan arındırma kapasitesinin yüzde 41,8’ini barındırıyor. Bölgede yaklaşık 5 bin tesis bulunurken günlük üretim 28,9 milyon metreküp suya ulaşıyor. Devletlerin 2024-2028 döneminde bu kapasiteyi neredeyse iki katına çıkarmayı planladığı belirtiliyor.
Körfez ülkeleri en riskli bölgede
WRI’nın Aqueduct Su Riski Atlası’na göre Körfez ülkeleri dünyada su kıtlığının en yoğun yaşandığı bölgeler arasında yer alıyor. Kuveyt içme suyunun yaklaşık yüzde 90’ını tuzdan arındırma yoluyla elde ederken, Umman’da bu oran yüzde 86’ya ulaşıyor.
Suudi Arabistan su ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’ini deniz suyunu arıtarak karşılarken, ülkede bu alanda 30’dan fazla tesis faaliyet gösteriyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nde ise yaklaşık 70 büyük tesis bulunuyor ve günlük üretim kapasitesi 7,27 milyon metreküp seviyesinde.
İsrail de suyun yeniden kullanımı ve tuzdan arındırma teknolojilerinde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alıyor. Buna karşılık İran su ihtiyacının yalnızca yaklaşık yüzde 2’sini bu yöntemle karşılıyor ve büyük ölçüde geleneksel tatlı su kaynaklarına bağımlı durumda.
Geçmişte sızdırılan bazı diplomatik ve istihbarat değerlendirmelerinde, önemli tuzdan arındırma tesislerinin devre dışı kalması halinde büyük şehirlerde kısa sürede ciddi su sıkıntısı yaşanabileceği uyarısı yapılmıştı. Analizler, uzun süreli kesintilerin aylar sürebileceğine dikkat çekiyor.
Uzmanlara göre bölgedeki gerilimin artması ve su altyapısına yönelik olası saldırılar, Orta Doğu’daki mevcut su krizini çok daha ağır bir insani soruna dönüştürebilir.