MHP lideri Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla başlayan, vatana ihanetten hükümlü terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'a çağrısı ile PKK'nın silah bırakmasıyla devam eden 'Terörsüz Türkiye' süreci Meclis'te kurulan komisyonun Öcalan'ı ziyareti ve tutulan tutanakların açıklamasıyla sürüyor.
AKP, MHP ve DEM Partili isimlerden oluşan heyetin İmralı görüşmesinin ardından partilerin komisyona sunacağı raporlara geçildi. CHP, DEM ve MHP raporunu sunarken AKP'nin de raporunu hafta sonu komisyona sunması bekleniyor.
Komisyona sunulmadan önce Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın onayından geçecek 60 sayfa 10 bölümden oluşan raporun ayrıntıları ortaya çıktı.
YASAL DÜZENLEME İÇİN 3 ŞART
Hürriyet'ten Ebru Karatosun'un haberine göre; AKP'nin süreç raporunda Kandil'le ilgili şartlar dikkat çekti. AKP, Kandil'in tamamen etkisiz hale getirilmesini, örgüt ve Öcalan'ın hızla adım atmasını istediği yasal düzenleme için 3 şartını sıraladı.
Temel şart PKK’nın silahlarını bırakmasının devletin yetkilileri tarafından kesin olarak ilan edilmesi.
Kandil’in etkisiz hale getirilmesi, 10 Mart Mutabakatı’na uyulması, Suriye’de başka bir yapının oluşturulmaması.
Kandil’deki büyük mağaraların temizlenmesi başta olmak üzere insan kaçakçılığı, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı ile örgütün yurt içi ve yurt dışındaki bütün uzantılarıyla ortadan kalkması gerektiği belirtildi. Süreç bu şekilde ilerlerse Meclis’in yasa çalışmasına geçeceği kaydedildi.
ÖCALAN AKP'NİN RAPORUNDA YER ALMADI
Kurmaylar, “Terör örgütü kurucuları ve üst düzey yöneticilerinin siyaset yapmasına karşıyız, Öcalan da dahil. Öcalan’ın durumuna ilişkin raporda herhangi bir başlık atmadık” dedi.
Raporla ilgili ayrıntılar şöyle:;
Atatürk’ün 1928’de Meclis’i devreye sokup buna benzer başlattığı sürece dikkat çekildi. O dönemde yaşanan ‘Kürt isyanlarının’ ardından Meclis’te af getirildiği anlatılırken, “Bu tür süreçlerin daha önce de denendiğini” vurgulandı. ‘Kamu düzeni ve toplumsal hassasiyetlerin yönetilmesi’ne dair başlıkta dikkat çekti.
Adalet-özgürlük-güvenlik dengesinin korunması gerektiği anlatılan bölümde, herkesin kullandığı dilde hassas olması gerektiğine işaret edildi.
Örgütün kendini tam anlamıyla lağvetmesi devletin yetkilileri tarafından kesin olarak ilan edildikten ve “Meclis kanun çıkarabilir” dedikten sonra suça karışanlar ve karışmayanlar olarak 2 ayrı başlıkta sınır çizildi. Buna göre, suça karışan PKK’lılar için Türk Ceza Kanunu (TCK) hükümleri geçerli olacak.
Şartların yerine getirilmesinin ardından örgüt üyeliği, örgüte yardım-yataklık ve terör propagandasından kaynaklı işlenen suçlar düşecek.
Davası devam edenler açısından da kovuşturma düşecek. Bu kişiler, 5 yıl adli takip şartıyla tahliye edilebilecek.
Dağda olanlar da aynı hükümler kapsamında gelip teslim olabilecek. Bu kişiler de mahkeme süreçlerinden geçtikten sonra adli takibe alınarak her hafta imza verecek.
Dağda olanlarla ilgili kırmızı çizgi “eline silah almayanlar” olacak. Eyleme karışanlar ise örgüt üyeliğinden değil, ancak eylemin türüne göre ceza alacak.
Cezalarında indirim yapılabilecek. Buradaki ölçü “kamu vicdanını rahatsız etmeyecek” şekilde olacak.
Örgüt yöneticileri, Türkiye’ye girerlerse doğrudan TCK hükümlerine tabi olacak. Bu kişiler, örgüt üyeliğinden yargılanmayacak, karıştıkları eylemlerden ceza alacak.
Terörden yatan yaşlı, hasta, engellilerin affedilmesi gibi düzenlemeler yapılabilir.
Demokratik ve sivil aşamada atılabilecek adımlar da raporda. Seçim Kanunu ve Yerel Yönetimler Kanunu’nun daha demokratikleştirilmesi başlıklardan biri.
Düzenlemelerle, örgüt ortada kalmadığı için terör örgütüne yardım yataklıktan dolayı işlenen suçlar kayyum maddesi de dahil olmak üzere düşebilecek.
Topluma kazandırma başlığında sosyal ve psikolojik anlamında destek verilmesi gerektiği ifade edildi. Meslek edindirme başta olmak üzere sosyal hayata adapte olmaları konusunda devletin öncülük etmesi istendi.