Doktor hatalarıyla ilgili son okuduğum haberlerden biri, Antalya-Kumluca’da yaşayan 30 yaşındaki kadının, sakatlanan sağ bacağını tedavi ettirmek için gittiği özel hastanede yanlışlıkla sağlam olan sol bacağından ameliyat edildiğine ilişkindi.

Haberde, ameliyatı yapan doktorun bir süre sonra hatasını anlayıp bu defa gerçekten sakat olan sağ bacağı ameliyat ettiği belirtiliyordu.

Talihsiz kadın, yanlış ameliyat yüzünden haftalarca yataktan çıkamamış, yardıma muhtaç hale gelmişti.

Başlattığı hukuk mücadelesi sürüyor.

***

Bu olay bana doktor hatalarıyla ilgili yazdığım “Neşter Bazen Yanlış Keser” (Sobil Yayıncılık) kitabında yer alan vahim bir doktor hatasını hatırlattı.

Onu paylaşmak istiyorum:

Ankara’daki bir üniversite hastanesinin doktoru, gözlerini muayene ettiği hastaya, “Sol gözünüzde ciddi bir hastalık var Fatma Hanım” dedi, “Operasyon yapmalıyız. Şayet geç kalırsak yakında hastalık sağlam gözünüze de bulaşabilir. Ama yapacağımız operasyon sonucunda o gözünüzle artık göremeyeceksiniz.”

Boynunu büküp “Peki Doktor Bey” diye yanıt verdi Fatma Hanım, “Size güveniyorum. Sağ gözüm nasıl olsa görüyor. Artık onunla idare ederim.”

Çok üzülmüştü ama yapacak başka bir şeyi yoktu.

Bundan sonra yaşananlar ise inanılır gibi değildi.

Ameliyathanede büyük bir hata olmuş, doktor hasta olan sol göz yerine sağlam sağ göze operasyon yapmıştı. Sonra yaptığı hatayı anlamış, neşterini hasta olan göze de yöneltmişti.

Fatma Hanım’ın artık iki gözü de görmüyordu.

Apar topar birkaç ünlü doktora gitti ama nafile…

Yapılan hatanın telafisi yoktu.

İlk şoku atlattıktan sonra avukatı vasıtasıyla hukuki mücadeleye girişti.

Avukatı, Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesi’ne verdiği dava dilekçesinde şöyle diyordu:

“Göz ihtisasını yapmakta olan doktor, hasta dosyasını yeterince incelemeden ameliyata girmiş ve sağlam göze yaptığı operasyonla hastayı yaşamının kalan bölümünde körlüğe mahkûm etmiştir.

Hastanın bu yanlışlık nedeniyle uğradığı maddi kayıp çok büyüktür. Çektiği manevi ıstırabın derecesini tayin etmek ise mümkün değildir.

Bilgisizlik, meslekteki beceri eksikliği ve dikkatsizlik sonucu meydana gelen bu olay nedeniyle sorumlu doktorun Türk Ceza Kanunu gereğince cezalandırılması gerekir.”

Mahkeme, dava dilekçesi ve hastaneden istediği raporları inceledikten sonra sanık doktoru, “Dikkatsizlik ve mesleki yetersizlik nedeniyle yaralamaya sebebiyet vermekten” hapis cezasına çarptırdı.

Sanık doktor bu cezayı kabul etmedi, avukatı aracılığıyla karşı atağa geçti.

Yargıtay’a yapılan başvuruda özetle şu görüş öne sürüldü:

“Bir doktorun mesleki hata yapıp yapmadığını belirleyecek merci hâkim olamaz. Hâkim bilirkişilere başvurmalı, varsa hatanın oranının belirlenmesini onlardan istemeli, gelecek raporlara dayanarak karar tesis etmeliydi.

Burada mahkeme acele etmiş, hukuki gerekleri yerine getirmeden bir karara varmıştır.

Noksan soruşturma nedeniyle kararın bozulması gerekir.”

Bu temyiz başvurusu Yargıtay 2. Ceza Dairesi tarafından incelendi ve haklı bulundu. Karar bozuldu.

Yargıtay’ın bozma kararı, Fatma Hanım’ın canını bir kez daha acıttı.

Ama yılmadı, hukuk mücadelesini sürdürdü.

Avukatı da, “Yargıtay bizim haksızlığımıza hükmetmiş değil. Bozma kararı yerel mahkemenin bir usul hatasından kaynaklanıyor” görüşündeydi.

Sonunda kendisini körlüğe mahkûm eden doktorun cezalandırılacağından emindi.

+++++

DOKTOR HATALARI NEDEN FAZLA?

Türk Tabipleri Birliği’nin yayımladığı bir rapor, ülkemizde tıbbi hataların neden çok fazla olduğu sorusuna yanıt niteliğinde.

İşte o rapordan birkaç cümle:

-Türkiye’de 128 tıp fakültesi bulunmaktadır. Bunların 91’i devlet, 37’si vakıf üniversitelerine bağlıdır. Bu fakülteler 60 ilimize dağılmıştır.

-Avrupa’da en çok tıp fakültesi olan ülkeyiz. Almanya’da 43, İspanya’da 44, İtalya’da 47, Fransa’da 54 tıp fakültesi eğitim vermektedir.

-Tıp fakültelerimizin çoğunda insan gücü ve alt yapı olanakları nitelikli eğitim verilmesinin önünde önemli bir engeldir. Gecekondu fakülteler açılmasına son verilmelidir.

-Her yıl bu tıp fakültelerine yaklaşık 20 bin öğrenci alınmaktadır. Fakültelerdeki toplam öğrenci sayısı 100 binin üzerindedir. Nitelikli eğitimi sağlamak için kontenjanlar düşürülmelidir.

-Devlete ait tıp fakültelerinin 32’sinin kendi hastanesi yoktur. Bu fakülteler Sağlık Bakanlığı hastaneleri ile ortak kullanım iş birliği protokolleri yapmaktadır.