Kurulalı 25 yıl, iktidara geleli 24 yıl oldu Ak Parti’nin.

Bu dönemde partinin bazı önemli başarılarını şöyle sıralamak mümkün:

-Girdiği tüm genel seçimleri önde bitirip iktidarda kaldı. Kırılması güç bir rekora imza attı.

-12 Eylül ile 28 Şubat post modern darbeleri ile 15 Temmuz darbe girişimini yapanlardan hesap sordu.

-Askeri vesayeti kaldırdı, askerlerin gerçek görevlerine dönmelerini sağladı.

-Başörtüsü yasağını bitirdi.

-Ayasofya’yı ibadete açtı.

-Savunma sektörünü geliştirdi.

-11 ili etkileyen 6 Şubat depreminde yıkılan binlerce evin yerine yenilerini kısa sayılabilecek bir sürede tamamladı.

***

Gelelim Ak Parti’nin 24 yıl boyunca bir türlü başaramadıklarına:

-Enflasyonu önleyemedi.

-İşsizlik sorunu karşısında çaresiz kaldı.

-Çalışanından emeklisine milyonlarca insanın yaşadığı geçim sıkıntısına çözüm üretemedi.

-Parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçerek Meclis’i büyük ölçüde işlevsizleştirdi.

-Siyaset kurumunun müdahale edemeyeceği tarafsız ve bağımsız bir yargı sistemi oluşturamadı.

-Tarım ve hayvancılığı geliştiremedi aksine gerilemesine neden oldu.

-Devlet bütçesinden trilyonları bulan faiz ödemeleri yapılmasını önleyemedi.

-Üniversite eğitimini iyi planlayamadı, ülkenin ihtiyaç duymadığı alanlarda elemanlar yetiştirilmesine yol açtı.

-Cinayetten dolandırıcılığa pek çok alanda suç patlaması yaşanmasını engelleyecek projeler geliştiremedi.

-Düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda gerekli özeni göstermedi.

-Demiryolu taşımacılığının geliştirilmesine dönük yeterli adımları atmazken hava ve kara taşımacılığına ağırlık verdi.

-Avrupa Birliği’ne katılmaya dönük girişimlerde yetersiz kaldı.

***

Sonuç olarak şu söylenebilir:

Ak Parti geldiğimiz noktada gelecek için hiç ümit vermiyor.

Ama iktidara aday olabilecek potansiyele sahip muhalefet partilerinin yeterli performansı gösteremeyişleri yüzünden güçlü şekilde ayakta kalabiliyor.

+++++++++

TUHAFLIKLAR LİSTESİ

Son günlerin en dikkat çekici haberlerinden biri, Gelir İdaresi Başkanlığının, 2025 yılında en fazla gelir vergisi beyan edenler hakkında açıkladığı listeye ilişkindi.

Öyle bir listeydi ki bu, Türkiye genelinde ilk 100’e giren vergi mükellefinden 78’inin adı gizli tutulmuş, kendi istekleri doğrultusunda kamuoyuna açıklanmamıştı. Sadece 22 rekortmen mükellefin kimler olduğu belliydi.

Buradaki tuhaflıkları yazmak istiyorum:

1-Vergi rekortmeni olmak bir işadamı için en onurlu en gurur verici şeylerden biri değil midir?

Bu rekortmenlik, söz konusu kişinin işlerini iyi yaptığı, büyük paralar kazandığı, bununla kalmayıp son derece dürüst hareket edip devlete olan vergi yükümlülüğünü sonuna kadar yerine getirdiği anlamı taşımaz mı?

O halde adının açıklanmasını istemeyişinin gerekçesi nedir?

Neden çekiniyor?

Nazar değmesinden mi korkuyor yoksa işin içinde bizim bilmediğimiz bir şeyler mi var?

2-Listeye ilişkin önemli bir tuhaflık da şu:

Gelir İdaresi Başkanlığının hazırladığı listeyi direkt olarak kamuoyunun bilgisine sunması gerekirdi.

Ne var ki böyle yapmamış.

Anlaşılan, Başkanlığın yetkilendirdiği kişiler 100 işadamını tek tek arayıp, “En çok gelir vergisi beyan eden mükellefler arasındasınız. Müsaadeniz olursa isminizi açıklayabilir miyiz” demişler.

O işadamlarından 78’i de, “Yok kardeşim, isim filan açıklamayın, istemiyorum!” diye yanıt vermiş.

Koskoca devlet kurumunun bu hale düşmesinde de bir tuhaflık yok mu?

Kimi devlet kurumları, çeşitli operasyonlarda yakaladığı henüz şüpheli diye tanımlanan kişilerin isimlerini sanki suçları mahkeme kararıyla kesinleşmiş gibi tek tek açıklarken, bir başka devlet kurumunun vergi rekortmenlerinin isimlerini kendilerine sormadan açıklamayışının bir izahı var mı?