
Bugüne kadar yayınlanmış 14 kitabına 2 eser daha ekleyen Mecit Ömür Öztürk, “Kitaplarıyla okurunu insanın iç dünyasında yolculuğa çıkaran” bir yazar olarak biliniyor.
İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunu Mecit Ömür Öztürk, “Mutluluğun İnşası” başlığı altında verdiği seminerleri kitaplaştırdı. Timaş Yayınları’ndan çıkan bu kitabında insanın dünyada iki temel görevi olduğunu; bunlardan birinin iç dünyasını düzene sokmak, diğerinin de tabiatı şekillendirmek olduğunu belirten Mecit Ömür Öztürk şu tespitlerde bulunuyor:
“Hikmetli bir düşünce, insana fiziksel âlemin sunabileceğinden çok daha fazla saadet armağan eder. Bu sebeple, ümit ve teselli arayan insan, nesneler yerine düşüncelere yönelmelidir.
İnsanın mutsuzlukla mücadelesi, öncelikle kendi ve düşünceleriyle giriştiği bir mücadeledir. Bu mücadele, mutsuzluğun kaynağının dışımızda değil, içimizde, yani zihnimizdeki değerlendirme ve yorumlama süzgeçlerinde olduğunu anlamakla başlatılabilir.
Duygu ve düşüncelerimizi, aynen tabiattaki ham maddeleri işlediğimiz gibi; bitkileri, ağaçları, meyveleri, hayvanları organize ettiğimiz gibi; evimizi her gün toparlayıp düzenlediğimiz gibi belirli periyodlarla biçimlendirerek yönetmemiz gerekir.”
Çok geniş bir okur kitlesine ulaşan eserleriyle tanınan Mecit Ömür Öztürk’ün diğer yeni kitabı da Foliant Yayınları’ndan çıkan, “Üstadın Tesellisi”. Bu kitabıyla hayat sahnelerinin anlamını doğru yorumlayıp teselli bulmak isteyenlere rehberlik etmeyi amaçlayan Öztürk şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Çocuklar, sürekli yeni bir nesnenin adını ve farklı bir olayın anlamını öğrenerek büyür. Karşılaştıkları her nesnenin isminin farklı, yaşadıkları her olayın diğerlerinden ayrı olması, onlara her seferinde heyecan verir. Yetişkinlere gelince, onlar tıpkı eşyaların isimlerinin sabit olması gibi, hadiselerin manalarının da sabit olduğu yanılgısına kapılmışlardır. Başlarından geçen bir olayın, önceki yaşadıklarından bağımsız, özel bir anlam taşıdığını unutmuşlardır.
Oysa tecrübe ettiğimiz her hadiseyle, zihnimize yeni bir bilinç durumu ekleriz. Bu sayede dünyamız, başka bir dünyaya dönüşür. İçinde bulunduğumuz âlemden çıkıp, yaşadığımız yeni ruh hâli sayesinde başka bir âleme geçiş yaparız.
Musibetlerin sebep ve hikmetleri hakkında bilgi sahibi olmak, karşılaştığımız zorluklar karşısında daha dayanıklı olmayı beraberinde getirir. Yaşadığı sıkıntının bir hikmeti, kendisine özel bir mesajı olduğunu düşünen biri, daha mukavemetli olur. Yüce Allah’a daha çok sığınmak ister. Kusur ve eksiklerini fark edip onları düzeltme yolunda daha büyük bir gayret gösterir. Anlamsız ve tesadüfi görülen bir acı, hafif bile olsa, insanı derinden sarsabilir. Şüphe yok ki insan, anlam yükleyemediği bir acıya daha zor dayanır.
Ney kamışı, vaktiyle yemyeşildi. Sulak toprakta dipdiri bir hâlde yaşardı. Derken, başından bazı maceralar geçmeye başladı. Biçilerek götürüldüğü kuru bir yerde, güneş altında bütün rutubetini kaybetti. Başı ve ayağı kesildi, içi oyuldu. Bu olanlar yetmezmiş gibi, bir de kızgın demirle birçok yerinden delindi. Nihayetinde, gönüllere ulaşan manevi sedaların merkezlerinden biri oldu. inleyen neylerden çıkan hikmetli nefesler gönülleri doyuruyor, kalpleri aydınlatıyor.”

SORGULAYAN DENEMELER
++++
Kitap kurtları için çok ilginç bir çalışma Melce Selime Öztürk’ün, “Kehanete Uğrayan Okur” adlı yeni kitabı. Melce Selime Öztürk, “Kehanete Uğrayan Okur”da, edebiyatın sadece bir sığınak ve estetik bir disiplin değil, aynı zamanda bir yüzleşme alanı olduğunu hatırlatarak şu soruları soruyor:
Yazarın yurdu neresidir?
Anlatılan aslında kimin hikâyesidir?
Hakikatin parçalandığı “insan-ötesi” dönemde, edebiyat bize hâlâ bir çıkış yolu sunabilir mi?
Kitap; Dante’den Thomas Mann’a, Vladimir Nabokov’dan J. D. Salinger’a, Jorge Luis Borges’ten Herta Müller’e, Clarice Lispector’dan Bilge Karasu’ya uzanan geniş bir zihin coğrafyasında, okuru bir “yazarokur” yolculuğuna çıkarıyor.
Öztürk; otosansürün yarattığı boşluklardan siberesk anlatılara, İkinci Dünya Savaşı’nın yol açtığı yıkıntı edebiyatından hakikat-sonrası dünyanın krizlerine kadar modern okurun zihnini meşgul eden sorunları, edebî metinlerle belirginleştiriyor. Kimlik, bellek, sürgünlük, yaralanma, dil ve aidiyet gibi kavramların yaratıcı-kurgusal metinlerdeki izini sürüyor. Sorgulayan ve okuru tetikte olmaya zorlayan denemelerin yer aldığı “Kehanete Uğrayan Okur”, okuma eylemini etkin bir deneyime dönüştürüyor.

Çolpan Kitap
Tel:(0312) 419 80 96