Bugün yazımıza bir haberle başlayalım:
“CHP Adana Milletvekili Bilal Bilici, vize randevu sisteminde bot yazılımlar ve karaborsa iddialarına dikkat çekerek vatandaşların mağdur edildiğini söyledi. Avrupa ülkelerine yönelik başvurularda uzun süredir yaşanan randevu krizine işaret eden Bilici, sistemde ciddi aksaklıklar olduğunu vurgularken; randevuların bot yazılımlar aracılığıyla toplandığı ve daha sonra yüksek ücretlerle satıldığı iddialarını gündeme taşıdı. Bilici, vatandaşların Avrupa kapılarında bekletildiğini ve bunun kabul edilemez olduğunu ifade ederken; ‘Dijital barikat ve randevu tekeli kabul edilemez’ diyerek sert çıktı. Bilici, bazı yapıların teknolojik yöntemlerle sistemi kontrol altına aldığını ve bunun haksız kazanca dönüştüğünü belirterek yetkililere açık çağrı yaptı.”
Peki, yetkililer ne yaptı? Yıllardır devam eden ve neredeyse tüm vatandaşları mağdur eden bu söyleme karşı sessiz kaldı!
Soru şu: CHP Milletvekili olmayan bir şeyi söyleyerek siyaset mi yapıyor, yoksa yıllardır devam eden milyar dolarlık bir üçkağıtçılığı mı ifşa ediyor?
Tam burada, Milliyet Gazetesi’nde gazeteci arkadaşımız Çiğdem Yılmaz’ın yaptığı haberdeki yazışmalara bir bakalım. Kendisi bir WhatsApp grubuna girerek müşteri gibi yazışıyor. İşte o çarpıcı yazışmalar:
Çiğdem Yılmaz: 7’si için fiyat öğrenebilir miyim? Acente: 100 Euro. Çiğdem Yılmaz: Bu 100 Euro sadece randevu için değil mi? Acente: Doğrudur, kim önerdi bu arada bizi size? Çiğdem Yılmaz: Arkadaşın ablası önerdi. Acente: Acenteler yazıyor, bazen onlarla çalışmıyoruz. Bizden alıyor, kişilere satıyorlar. Çiğdem Yılmaz: Siz de acente değil misiniz? Acente: Biz de acenteyiz. Fakat bot ile çalışan kişiler var. Bizden 100 Euro’ya alıp yüksek fiyatlara satıyorlar. Çiğdem Yılmaz: Sizin yaptığınız da aynı şey değil mi? Ben kendim alamıyorum günlerdir. Acente: Estağfurullah, aynı tabii ki. Bir sorun yok.
Burada konuşulan 100 Euro yine "insaflı" bir rakam. Çünkü pek çok şikâyet sitesinde asıl rakamların 250 ila 400 Euro bandında olduğu konuşuluyor. Hatta bazı iddialara göre, “acil randevu” adı altında 600 ila 3.000 Euro’ya kadar vize randevuları satılıyor.
Her Şey Ortada Ama Herkes Sessiz…
En büyük sessizlik ise bu tartışmanın tam merkezinde olan VFS Global şirketinde. Üstelik bırakın sessizliği, bir de yıllardır devam eden bu durumu inkâr ediyorlar. Bakın yine Milliyet gazetesinde bu konuyu köşe yazısına taşıyan Eren Aka ne diyor:
“VFS Global’in Türkiye ve Azerbaycan Ülke Direktörü Sertan Aslantürk’e ulaşmaya çalıştım. Sorularımı iletişim ajansı üzerinden ilettim. Kendileri randevuların düzenli açıldığını, sistemde yeterli kontenjan bulunduğunu, pasaport tesliminin ücretsiz olduğunu ve bot iddialarını kabul etmediklerini savunuyorlar. Ancak sahadaki gerçeklik farklı bir tablo anlatıyor.”
Anlayacağınız, Avrupa ülkelerinin büyük kısmının vize başvuru süreçlerini yöneten VFS Global’e göre randevularda bir sorun yokmuş! Eminim bugüne kadar vize randevusunu VFS Global sitesi üzerinden almaya çalışan her normal vatandaş, bu açıklamaya kahkahalarla gülmüştür. Çünkü çok net biliyorum ki; ben dâhil pek çok kişi, bu site üzerinden zamanında defalarca randevu almaya çalışıp avucunu yalamıştır.
Hiç denemeyen varsa sizden ricam; lütfen bu şirketin sitesine girip randevu almaya çalışın. Göreceğiniz tek şey “randevu yok” uyarısı olacaktır. Bu süreç yıllardır devam ederken, VFS Global’in illegal vize karaborsasını inkâr çabası insanın aklına binbir türlü soru getiriyor.
Resmî Sitede Engel, Karaborsada Geçiş Serbest!
Kısacası bu şirketin resmî sitesi üzerinden randevu bulmak neredeyse imkânsız. Ama aynı randevuları yüksek paralar ödeyerek farklı kanallar üzerinden kısa sürede temin etmek oldukça kolay. Telegram grupları, aracılar ve çeşitli ağlar üzerinden yürüyen yazışmalarda; “yarın randevu hazır” teklifleri gerçeğin ta kendisi.
Asıl sorular ise şunlar: VFS Global işin bütün yükünü taşırken, üstelik vize randevularının ana sağlayıcısı iken; neden hiçbir iş yapmadan milyarlarca doları götüren bu karaborsacılara göz yumuyor? Sistemin bu kadar kolay manipüle edilebilir olması bir tesadüf mü? VFS Global, botlar ve hep aynı pasaport numaraları ile randevuların kapatıldığını görmüyor mu?
Vatandaş neden suni olarak oluşturulan bu darboğaz nedeniyle 100 Euro’dan başlayıp 500 Euro’ya kadar çıkan bedeller ödemek zorunda kalıyor? Üstelik bu paralar, vize çıkmaz ise neden geri ödenmiyor? Dolayısıyla mesele yalnızca bir randevu yoğunluğu değil; mesele milyar dolarlık bir suç ekonomisi.
Şimdi Gelelim Diğer Sorulara:
- Bu büyüklükte bir pazar üç-beş uyanığa bırakılır mı, yoksa bu organize bir yapı mı?
- Bu milyar Euro’luk karaborsanın patronu kim?
- Randevu sistemini yöneten VFS Global neden duruma sessiz?
- Diyelim ki onlar sessiz, neden yetkililer denetlemiyor?
- Ve en önemlisi; neden bu hayati pazar tek bir yabancı firmanın tekelinde?
Cevabı olan yazsın lütfen…