ABD Ulusal Kanser Enstitüsü (NCI) verilerine göre, lösemi vakalarının erken evrede teşhisi, 5 yıllık sağ kalım oranlarını ciddi oranda artırdı. Özellikle akut lösemi türlerinde, erken tanı ve hızlıca başlanan tedavi, başarı şansını yüzde 80'in üzerine çıkarabildi.
NCI Onkoloji Bölümü Başkanı Dr. David A. Schwartz, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Lösemi, belirtileri grip veya yorgunluk gibi genel şikayetlerle karıştırılabildiği için genellikle gözden kaçıyor. Ancak basit bir tam kan sayımı testi, bu sinsi hastalığın varlığını ortaya koyabilir. Bu testin yaygınlaşması, lösemiyle mücadelede devrim niteliğinde bir adım olacaktır" ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE'DE DURUM: FARKINDALIK KRİTİK ÖNEME SAHİP
Türkiye'de de lösemiyle mücadelede farkındalık çalışmaları büyük önem taşıdı. Uzmanlara göre, özellikle çocukluk çağı lösemilerinde erken teşhis hayat kurtarıcı bir rol oynadı.
Uzmanlar, "Bir çocuğun sürekli yorgunluk, solukluk, tekrarlayan ateş veya morarmalar gibi belirtileri varsa, vakit kaybetmeden bir hematoloji uzmanına başvurulmalıdır. Ebeveynlerin bu konudaki bilinci, çocuklarımızın geleceğini doğrudan etkiliyor" dedi.
YENİ ARAŞTIRMALAR LÖSEMİ TEDAVİSİNİ ŞEKİLLENDİRİYOR
Son yıllarda lösemi tedavisinde hedefe yönelik tedaviler, immünoterapi ve CAR-T hücre tedavisi gibi yenilikçi yaklaşımlar büyük umut vadetti. Ancak bu gelişmiş tedavilerin bile etkili olabilmesi için hastalığın mümkün olan en erken evrede tespit edilmesi gerekiyor.
Avrupa Kanser Araştırmaları Merkezi'nden (ECRC) Prof. Dr. Michael Weber, "Erken teşhis, sadece hayatta kalma oranlarını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda daha az agresif tedavi yöntemlerinin kullanılmasına da olanak tanıyor. Bu da hastanın yaşam kalitesini ciddi şekilde yükseltiyor" şeklinde konuştu.
Lösemi "gizli bir düşman" olsa da, erken teşhis ve farkındalık sayesinde bu düşmana karşı önemli bir zafer kazanmak mümkün. Basit bir kan testi ve belirtiler hakkında bilgi sahibi olmak, lösemiyle mücadelede atılacak en önemli adım.