Türk Hava Yolları (THY), İngiltere’nin ünlü takımlarından Liverpool’la sponsorluk anlaşması yaptığını uzun bir duyuruyla açıkladı.

Buna göre Liverpool takımında formaların ön yüzünde Haziran-2027 tarihinden itibaren THY’nin logosu kullanılacak.

“Anlaşma kaç yıllığına yapıldı, “Ne kadar para ödenecek”

sorularının yanıtı THY’nin açıklamasında yer almıyor.

Bu sorular ancak New York Times’in spor yayıncılığı yapan gazetesi The Athletic ile BBC’nin haberlerinde yanıt buldu.

The Athletic’in haberinde şöyle diyor:

“Liverpool, THY ile 5 yıllık bir forma sponsorluğu anlaşması imzaladığını duyurdu.

Kulüp kaynakları, isimlerinin açıklanmaması koşuluyla, bu anlaşmanın Liverpool için 300 milyon sterlinden (405 milyon dolar) fazla bir değere sahip olduğunu söyledi.

Liverpool, anlaşmanın sezon başına 60 milyon sterlinin üzerinde bir değere sahip olmasını bekliyor ve bunun Premier Lig tarihindeki en kârlı forma ön yüzü anlaşması olduğuna inanıyor."

***

Şu sorularıma yanıt veren olursa memnun olurum.

Bir:

Böyle bir anlaşmaya gerçekten ihtiyaç var mıydı?

İki:

Anlaşmayı duyuran THY açıklamasında neden işin parasal boyutuna hiç yer verilmedi?

Üç:

Sermayesinin önemli bir bölümü devlete ait olan THY’nin harcamalarında daha dikkatli davranması gerekmez miydi?

Dört:

Ülkemiz büyük bir dış borç yükü altındayken THY’nin yüzlerce milyon doları bir takımın formasına logo koydurmak için gözden çıkarması tuhaf değil mi?

Beş:

THY yetkilileri böyle bir anlaşmaya imza atmadan önce resmi kurumlarımızla herhangi bir görüş alışverişinde bulundu mu?

Altı:

A Milli Kadın Voleybol Takımımız 2024’te Milletler Kupası’na katılmak için sponsorları olan THY’nin uçağında ekonomik sınıfta 13 saat uçmuştu. O zaman milli takımımıza gösterilen ilgisizlik ile bugün İngiliz takımına gösterilen ilgi arasında çarpıcı bir çelişki yok mu?

***

Son olarak medyaya bir eleştirim olacak:

Medya öyle anlaşılıyor ki mevcut ya da potansiyel reklam müşterisi olarak gördüğü için THY’nin imzaladığı anlaşmaya eleştirel bir yaklaşım sergilemedi.

Tam aksine “Dünya devi Liverpool’un göğsüne THY damgası”, “THY’den İngiltere’de dev adım”, “Liverpool formasına Türk imzası” gibi övücü başlıklar atanlar bile oldu.

Merak bu ya...

Meslektaşlarımızın çoğu bu durumu yadırgadı mı yoksa doğal mı karşıladı?

++++++

YABANCI SÖZCÜKLERE DUR DE!

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının bir süre önce başlattığı “Dezenformasyona Dur De!” kampanyası genişleyerek sürüyor.

Verilen mesajlarda ağırlıklı olarak sosyal medya kullanıcılarına sesleniliyor, “Dur, düşün, sorgula. Gösterilen algıya değil somut hakikate odaklan. Yarım ve eksik bilginin yanlış algı ürettiğini unutma!” deniyor.

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, kampanyayla ilgili olarak, “Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz 7/24 esasıyla çalışmalarını sürdürüyor. Yalanı ifşa etmeye, hakikati anında milletimizle paylaşmaya gayret ediyor” diye konuşuyor.

Kampanyayı yürekten destekliyorum. Ama bir eleştirim var:

Neden Rusça kökenli dezenformasyon sözcüğü kullanılıyor, İletişim Başkanlığına bağlı olarak kurulan merkezin adı bile yapılıyor da, onun Türkçe karşılığı olan “bilgi çarpıtma” göz ardı ediliyor?

İletişim Başkanı Duran, “yalanı ifşa etmek” yerine “yalanı açıklamak” dese, “hakikat” yerine “gerçek” sözcüğünü kullansa ne olurdu?

Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin adı “Çarpıtma Bilgiyle Savaşım Merkezi” diye konulsa daha iyi olmaz mıydı?

Dilerim ki İletişim Başkanlığı, “Dezenformasyonla Mücadeleye Dur De!” kampanyasının ardından şu kampanyayı da başlatır:

“Yabancı Sözcüklere Dur De!”

+++++++++

“SOMUT BİR İŞİ YOKTU”

Melih Gökçek, savcıya verdiği ifadede, Avrupa’da milyonlarca dolarlık yatırım yapan oğlu için “Somut bir işi yoktu” demiş.

İlginç buldum bu ifadeyi.

Ama bir sorun var:

“Somut olmayan işle dolar milyoneri” olunduğunu görenler, Türkiye İş Kurumu’na (İŞKUR) başvurup, “Somut olmayan bir iş arıyorum” derse ne olacak?