Sanat sizin için ne ifade ediyor?

-Benim için sanat duygularımı kelimeler kullanmadan insanlarla paylaşabilmek.

Peki aşkı nasıl tanımlarsınız?

-Aşk benim için Allah’a, insana ve yaratılmış tüm canlılara duyulan karşılıksız şefkat ve sevgidir. Çok hissediyorum.

Sanat hayatınızda sizi etkileyen, örnek aldığınız isimler kimler?

-Chagall benim en sevdiğim ve örnek aldığım ressam. Hayranım.

Bir sanatçı olarak üretim konusunda tıkandığınız dönemler oluyor mu?

-Hayatın içinde olmak, hayatı doya doya yaşamak, doğayı ve çevreyi izlemek hiçbir zaman tıkanıklık yaşamamamı sağlıyor. Hayatın içindeki hareket resimlerime yansıyor. Doğa hep hareket hâlinde. Dolayısıyla onlardan ilham alan ben de sürekli hareket hâlinde oluyorum. Bu nedenle bugüne kadar bir tıkanıklık yaşamadım.

Günümüz sanatçıları arasında sizi özellikle etkileyen biri var mı? Kendi sanatınızla onun arasında bir bağ kuruyor musunuz?

-Günümüz sanatçılarından, aynı zamanda hocam olan Ebülfez Ferecoğlu’nu oldukça etkileyici buluyorum ve onun yolundan gitmeye çalışıyorum. İnsanlar resim stillerimizin benzediğini söylüyor. Bunun sebebi, bilinçli olarak o yönde ilerlemem. Eserlerini keyifle izliyor ve kendisini örnek alıyorum.

Bir eserinizin tamamlandığına ve başarılı olduğuna nasıl karar veriyorsunuz?

-Her resmimi bitirdiğimde karşıma koyup bakarak, “Bunu duvarıma asar mıydım?” diye düşünüyorum. Eğer “Asarım.” diyorsam başarıyı yakaladığımı düşünüyorum. Bu, biraz kendim için sanat yaptığım anlamına gelebilir. İşimin ilk önce beni mutlu etmesi gerekli. Diğer insanların beğenmesi benim için gurur verici, fakat asıl hedefim bu değil.

Sanat anlayışınız yıllar içerisinde nasıl değişti? Geçmişten bugüne baktığınızda kendinizi en yakın hissettiğiniz döneminiz hangisi?

-Sanat hayatımda çeşitli dönemlerim oldu. Gençken realist çalışıyordum. Zamanla gerçekliğe biraz daha duygularımı katmaya, daha sonra da hayal gücümü yansıtmaya başladım. Gelecekte ne olacak bilmiyorum. Geçtiğim her dönemin benim için ayrı bir anlamı var. O yüzden tek bir favorim olduğunu söyleyemem.

Sanatta özgürlük, kimlik ve inanç arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Türk, Müslüman ve kadın bir sanatçı olarak sansür konusunda ne düşünüyorsunuz?

-Kadın ya da erkek diye hiçbir zaman ayrım yapmıyorum; insan olarak değerlendirelim. Müslüman sanatçıların sansürle karşılaştığını düşünmüyorum. Bizim sansürümüzün kalbimizde ve inandığımız değerlerde olduğunu düşünüyorum. Bazı şeyler bizim için özeldir. Bunları sergilememiz ya da yapmamız yasak olmasa bile kendi isteğimizle yapmıyor olabiliriz. Ben hiçbir resmimde herhangi bir sansürle karşılaşmadım. İnancıma ve değerlerime saygım sonsuz. İnancımız özgürlüğümüzü kısıtlamıyor; ancak inandığımız değerlerin bizi kendi kalbimizde oluşturduğumuz bir sansürle dengelediğini söyleyebilirim.

Çocukluğunuzdan bugüne taşıdığınız, sizi hâlâ gülümseten unutamadığınız bir anınız var mı?

-İlkokul 1 de okuduğum sınıfı yakmıştım. Karşılığında da çok büyük bir ceza almıştım. Hâlbuki ceza aldığım için sınıfı yakmıştım ve sınıfı yaktığım için tekrar ceza aldım. Bu benim için unutulmaz bir anıdır. Onun dışında çocukluğumdan hatırladığım hemen hemen her şey yüzümde bir gülümseme oluşturuyor. Çok güzel günlerdi. Telefonların ve birçok dijital unsurun hayatımızda olmadığı dönemlerde dostluklar, arkadaşlıklar ve birçok anı daha masum ve güzeldi.

Anne olmak sizi ve sanatınızı nasıl etkiledi? Çocuklarınızın eserleriniz ve hedefleriniz üzerindeki etkisinden söz edebilir misiniz?

-Annelik çok güzel bir duygu ve beni hep pozitif yönde etkiledi. Daha önce de ifade ettiğim gibi hayat çok renkli ve hareketli. Çocuklar da bunun içinde çok büyük bir paya sahip. Ben de o süreçlerden pozitif anlamda çok etkilendim. Çocuklarıma duyduğum sevgiyi ve şefkati resimlerime yansıttım, hâlâ da yansıtıyorum. Hatta şu anda hedeflerimi belirlememde, onların benimle gurur duymasını istemem çok büyük bir etken.

Sanat atölyeniz oldukça etkileyici; adeta yaşayan bir müze gibi. Burası nasıl ortaya çıktı ve nasıl bugünkü hâline ulaştı?

-Aslında burası hiç planlı programlı başlamadı. İlk önce sadece bir bölümünde resim yapıyordum. Diğer odalarda sanatla ilgili hemen hemen hiçbir şey yoktu. Günden güne çoğaldı, çoğaldı ve sonunda bütün alanı kapladı. Şimdi her oda bir ressama ait ve dediğiniz gibi yaşayan bir müze hâline geldi. Sahip olduğum resim koleksiyonunu duvarlara astım. Zamanla çok etkileyici bir hal aldı. Yani yaşamın içerisinde kendi kendine büyüdü ve gelişti diyebilirim. Özel bir plan, program ya da dekorasyon düşünülmeden genişledi.

Son yıllarda dijital sanat ve özellikle yapay zekâ sanat dünyasında önemli bir yer edinmeye başladı. Siz bir sanatçı olarak bu dönüşüme nasıl bakıyorsunuz?

-Dijital sanatı ve yapay zekâyı resim yaparken tasvip etmiyorum. Kendi çalışmalarımda kullanmamaya gayret ediyorum. Zaten adı üzerinde “yapay” olduğu için insan duygularını taklit ederek onların kusursuzlaştırılmış versiyonlarını ortaya çıkarıyor. Bu yüzden bir protesto olarak resimlerimde ne ilham almak ne de tasarım aşamasında IA kullanmıyorum. Ancak bu tamamen kişisel fikrim. Bu işi güzel yapanlara da saygı duyuyorum. Sonuçta bu, zamanımızın bir gerçeği ve kabul edilmesi gerekiyor.