Hani derler ya, “Tarih tekerrürden ibarettir.” Meğerse sadece tarih değilmiş, cüzdanlar da tekerrür ediyormuş. Ne kadar uğraşsak da o cüzdan bir türlü dolmuyor; her ay maaş günü geliyor ama bir gün sonra maaş, el sallayıp gidiyor.

Bir zamanlar Kemal Sunal vardı… O saf, iyi niyetli, hakkını arayan ama sistemin tokadını her filmde suratına yiyen halk adamı. Şimdi haber bülteninde onun filmlerinin repliklerini daha kötü bir senaryoyla izliyoruz.

Kemal Sunal yaşasaydı, eminim bugün de bir film çekseydi adını “Kredi Kartı Limitini Arttıran Adam” koyardı. Filmin konusu da hazır: Kahramanımız ay sonuna kadar yaşamaya çalışır, evdeki makarnayı üçe böler, doğalgaz faturasını görünce “ben zaten sıcak insanım” deyip kombiyi kapatır. Ama sonunda bir mucize olur; markette indirim varmış...

Bugünün halkı, 1980’lerin Şaban’ından çok da farklı değil aslında. O zaman da geçim derdi vardı, ama şimdi o dert “premium” oldu. O dönemlerde “maaş yattı mı?” sorusu sorulurdu, şimdi “yattı ama yetti mi?” diyoruz.

Kemal Sunal filmlerinde herkes gülerdi ama sonunda hep bir ders çıkardı. Bugün ise hepimiz ciddi ciddi yaşıyoruz o filmleri. Sanki “Süt Kardeşler”deki karmaşayı ülke ekonomisine uygulamışız; herkes birbirine “ben kimim, bu fatura kimin?” diye soruyor.

Bir de şu enflasyon denilen ucube var… Her ay karşımıza çıkıp “merhaba, ben yine geldim” diyor. Sanki Kemal Sunal filmlerindeki kötü karakter gibi, hep bir yerden çıkıyor. Faiz, döviz, TÜFE, ÜFE... Adeta yeni bir kadro kurulmuş, hepsi yardımcı rollerde ama asıl oyuncu değişmiyor: Halk.

Bazen düşünüyorum da, Kemal Sunal bugün yaşasaydı eminim bir sahnede “Bizim film hiç bitmiyor arkadaş!” derdi. Çünkü gerçekten bitmiyor. Aynı dekor, aynı senaryo, sadece oyuncular değişiyor.

Yine de bir fark var: Eskiden ekonomik sıkıntıların üzerine kahkaha atabiliyorduk. Şimdi kahkaha da zamlandı.

Evet belki Şaban hala aramızda değil ama onun hikayesi hala bizimle. Her zamanki gibi dürüst, saf, ezilen ama asla pes etmeyen halkın ta kendisi. Çünkü biz bu ülkede her zaman bir yol buluruz: Bazen bir simidi ikiye bölerek, bazen de acı gerçeği bir gülüşle hafifleterek.