Meclis’te onaylanarak yasalaşan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” bazılarının iddia ettiği gibi gerçekten de asker, polis ve sivil demeden on binlerce insanımızı katleden teröristlere af getirmiyor mu?
Yasa metninde “Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar hariç olmak üzere.” ile “örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkûm olanlar ile 1/6/2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar hariç olmak üzere” Deniyor...
Ceza hukukuna pek fazla vakıf olmayan sokaktaki sıradan bir vatandaş bu kasten öldürme ibaresini görünce “oh ne güzel bak kanun katilleri affetmiyor” diye düşünecek, böyle bir işe karşı olsa da “hiç değilse silaha sarılıp katliam yapanlar af edilmiyor” kendince diye avunacak...
Peki, kazın ayağı gerçekten de öyle mi?
Elbette hayır...
Hayır çünkü; bir kişinin kasten adam öldürdüğünü, hele hele asker, polis ve teröristlerin arasında vuku bulan kalabalık ve kaotik çatışma ortamlarında bir kişinin başka bir kişiyi kasten öldürdüğünü kanıtlamak neredeyse imkansızdır!
Ceza hukukumuza göre ise suç de ceza da şahsidir ve bir kişiyi kasten adam öldürmek ile itham edip, bu suçtan hüküm giydirebilmek için mahkemede ortaya çok somut kanıtlar konulabilmesi gerekir...
Peki, bir çatışma ortamında böyle çok somut kanıtlara ulaşabilmek mümkün müdür?
İstisnai hallerde belki ama fiiliyatta böyle somut kanıtlara ulaşmak çok ama çok zor olacaktır.
Ceza hukukuna göre suç somut deliller ile kanıtlanmadan ceza vermek ise mümkün değildir.
Sonuçta PKK ile asker ve polis arasında meydana gelmiş çatışmalarda yer alan bir teröristin asker ve polisimizi kasten öldürdüğünü kanıtlamak fiilen ve fiziken neredeyse mümkün değildir!
Hatta ortada bir itiraf yoksa hangi teröristin hangi çatışmaya girdiğini net bir şekilde bilmek ve ispatlamak bile mümkün değildir.
Bu durumda da PKK’lı teröristlerden kimin hangi silahı kullandığının, hangi asker ve polisimizin hangi silah ile öldüğünün, dolayısı ile failin kesin olarak tespit edilebilmesi ve bu tespit üzerine bir kişiye kasten adam öldürme suçlaması yöneltilmesi neredeyse imkansızdır!
Bir çatışma sırasında kimin kimin ateşi ya da bombası ile öldüğü belirlenemezken kasten öldürme suçunun failini kim nasıl tespit edecek?
PKK’lı bir terörist çatışmaya girdim ama kimseyi öldürmedim derse aksi nasıl kanıtlanacak?
Dahası evet çatışmaya girdim, ateş de ettim ama kendimi korumak için hedef gözetmeden ateş ettim, kimseyi öldürmek gibi bir kastım yoktu derse bu suçu kasten öldürme suçu olarak kim nasıl değerlendirebilecek?
Kasten öldürme suçu ile ilgili olarak TCK 81 açısından soru şudur: Ölen kişinin ölümüne neden olan fiil, hangi kişi tarafından gerçekleştirildi ve bu kişi ölüm sonucunu kasten mi meydana getirdi?
Bakınız sırf bir kişinin çatışmaya katılmış olması, kasten öldürme suçunun faili olduğu anlamına gelmiyor.
Örneğin 50 kişinin birbirine taş, sopa ve silahla saldırdığı bir olayda A'nın öldüğü tespit edilmişse, “B üyelerinden biri öldürdü” şeklindeki genel bir tespit, tek başına B grubu üyelerinden birinin kasten öldürmeden mahkûmiyeti için yeterli değildir.
Kalabalık çatışmalarda en önemli yöntemlerden biri balistik olay rekonstrüksiyonudur.
İncelemede Mermi çekirdeği → silah → kovan → atış noktası → atış yönü → mağdur
zinciri kurulmaya çalışılır.
Bunun için: Mermi çekirdeği, kovan, silah, mermi çekirdeği üzerindeki izler, atış artıkları, duvar, araç veya diğer yüzeylerdeki isabetler ve varsa kamera görüntüleri birlikte değerlendirilir.
Eğer bir çekirdeğin belirli bir silahtan çıktığı bilimsel olarak belirlenebiliyor ve o silah da belirli bir kişide bulunuyorsa, bu elbette çok önemli bir delildir.
Fakat yine de şu soru ayrıca cevaplanmalıdır: O silahı ölüm anında gerçekten o kişinin kullandığı ispatlanabiliyor mu?
Bu tür olaylarda hukuken en kritik noktalardan biri şudur: “çatışmaya katılmak” ≠ “öldürmek”
Örneğin: A grubu: 30 kişi, B grubu: 40 kişi iki grup çatışıyor.
B grubundan X'in silah kullandığı kesinleşiyor. Ancak A grubundan Y'nin ölümüne X'in ateş ettiği kesin olarak belirlenemiyorsa, sırf X'in silah kullanmış olması X'i otomatik olarak Y'nin kasten öldürme faili yapmaz. Burada nedensellik ve bireyselleştirme gerekir.
“Mağdurun ölümüne neden olan mermiyi hangi kişinin ateşlediği belirlenemiyor.”
sonucuna ulaşılıyorsa, yalnızca çatışmaya katılmış olmak üzerinden belirli bir kişinin kasten öldürme suçundan mahkûm edilmesi çok ciddi bir ispat problemi doğurur.
Unutulmaması gereken en önemli hukuki ilke şudur: Ceza sorumluluğu kolektif değil bireyseldir.
Sonuçta kalabalık bir terörist grubunun gerçekleştirdiği herhangi bir şiddet eyleminde, grubun tamamına otomatik olarak grubun içinden bir kişinin gerçekleştirdiği öldürme fiili yüklenemez. Her sanığın kendi fiili ve iştirak iradesi bakımından sorumluluğu ortaya konulmalıdır.
Bu hukuki ve teknik açıklamadan da anlaşılacağı üzere bir çatışmada asker, polis ve sivil vatandaşlarımızı kasten öldürdüğü kanıtlanamayan her PKK’lı terörist bu aftan faydalanabilecektir.