Meksika’da bir kartel liderine yönelik operasyonun ardından şehirlerin giriş çıkışlarının kapatılması, araçların yakılması ve sivillerin hedef alınması, modern devletin karşı karşıya olduğu büyük tehlikeyi yeniden gösterdi: Devlet dışı silahlı örgütler. Bu yapıların yarattığı risk yalnızca güvenlik sorunu değildir. Asıl mesele, bu örgütlerin ortaya çıkabildiği zemindir.
Çünkü hiçbir kartel, hiçbir milis yapı, hiçbir organize suç ağı bir gecede şehirleri kilitleyebilecek kapasiteye ulaşmaz. Bu tür yapılar yıllar içinde büyür. Büyüdükleri yerler ise rastgele değildir. Kurumların zayıfladığı, yolsuzluğun arttığı, hukukun uygulanmadığı, yerel yönetimlerin suç ağlarıyla iç içe geçtiği ortamlarda filizlenirler. Devletin görünür olduğu ama etkili olmadığı alanlar, bu örgütlerin en verimli büyüme sahasıdır.
Şiddet kullanma tekeli
Alman sosyolog Max Weber’e göre devletin tanımı, “meşru fiziksel güç kullanma tekeline sahip olmak”tır.
Karteller bu tekeli fiilen paylaşmaya başladığında ne olur? Devletin ontolojik temeli sarsılır.
Bu tanımın kilit kelimesi “meşru”dur. Güç kullanmak tek başına devleti devlet yapmaz; o gücün hukuka dayanması yapar.
Bugün kartellerin, milis yapıların ya da büyük organize suç ağlarının yarattığı asıl tehlike tam da burada ortaya çıkıyor. Bu yapılar yalnızca suç işlemiyor; fiilen güç kullanma tekeline ortak oluyor. Bir şehre giden yolları kapatabilmek, havalimanına ulaşımı kesebilmek, güvenlik güçlerini geri çekilmeye zorlayabilmek, aslında “Bu bölgede son sözü kim söylüyor?” sorusunu yeniden sordurur. Devletin otoritesi tartışmaya açıldığında, tartışılan şey kamu düzeni değil egemenliğin kendisidir.
Bu yüzden devlet dışı silahlı örgütler klasik suç örgütlerinden farklıdır. Mafya para kazanmak ister; karteller ve milis yapılar ise alan kontrolü ister. Alan kontrolü ise devlet fonksiyonudur. Devletin olmadığı yerde devlet benzeri yapılar ortaya çıkar.
Yolsuzluk, hukuksuzluk, zayıflık
Devletin gücü yalnızca silahlı kuvvetlerinden gelmez. Asıl güç, kurumların sürekliliğinden ve hukukun uygulanabilirliğinden doğar. Yargının bağımsız olmadığı, kolluğun hesap vermediği, kamu yönetiminin şeffaf işlemediği yerlerde devlet görünürde vardır ama fiilen zayıftır. Bu zayıflık, suç örgütleri için bir davetiye niteliği taşır.
Tam da bu yüzden şehirleri ateşe veren görüntüler, yalnızca suç örgütlerinin gücünü değil, yıllar içinde biriken kurumsal zaafların sonucunu gösterir.
Kurumsal devlet güçlü olduğunda, yani yargı bağımsız, kolluk hesap verebilir, kamu yönetimi şeffaf olduğunda, silahlı örgütler büyüyecek alan bulamaz.
Kurumsal devlet güçlü olduğunda silahlar değil hukuk konuşur. Zayıfladığında ise hukuk susar, silahlar konuşur.