Bu işin içinden çıkamıyorum. Durumu izah edebilecek olan varsa ne mutlu… İzmir’de yaşadığımı okuyucularım bilir. Bostanlı Mahallesi’nde. “Yaşamaz olsaydım.” diyenleri duyuyordum. Sonunda bize de dedirttiler… Delirttiler.
Bu sene Karşıyaka Belediyemiz bir hanım eline devredildi. B. Yıldız Ünsal’a. Nasıl sevindim… Dedim ki: “Buralar çiçek açacak, her şey güzelleşecek.” Gel gör ki her şey daha kötü oldu.
Hasta anneciğimin evinin karşısındaki Sanat Parkı taşındı. Eserleri nerelere götürdüklerini bilmiyorum. Tarihi yapılardı. Yok ettiler. Açık konser alanına dönüştürdüler. Sürekli bir karmaşa, gürültü… Devasa bir ışıklı reklam tabelası diktiler. Çok özür dilerim, çingene çadırı gibi oldu. Pavyondan halliceyiz. Zaten park sürekli suç işlenen, alkol tüketilen bir alan. Ne çimen kaldı ne ağaç… Ateş yakan mı istersin, çiş yapan mı istersin, bıçaklı kavga mı istersin, kadın döven mi istersin… Her şey orada. (Boş yapmıyorum, kayıtlı kürekli.) Böylesi huzurlu bir mekânda bunu başarmak gerçekten bir mucize! Tebrik ederim bela!diye.
Şimdi de gençlik festivali yapacaklarmış. Ata’mızın 19 Mayıs zaferiyle Türk gençliğine hediye ettiği Gençlik Bayramı’nı bahane etmişler. Disiplinimiz, inancımız, asaletimiz festival adı altında bayağılaştırılıyor… Bangır bangır ses… Gerçekten isyandayım. Bu değildi ki! Çok acı… Çok üzülüyorum…
2025-2026 yılbaşı nefret ve küfürle geçti. Bütün özel günler buralarda yaşayan herkese zindan oldu. Yaşlıların, ninelerin, dedelerin, hastaların, emekli profesörlerin, emekli öğretmenlerin bedduasıyla semt irtifa kaybetti…
Ne yapmaya çalıştıklarını anlayamıyoruz. Herkes şikâyet ediyor. İmzalar toplanıyor, belediyeye, CİMER’e şikâyetler ediliyor… Sonuç yok…
İnanılmaz yüksek ve sağlıksız bir müzik çalınıyor. Üstelik bu olay evlerin 5-10 metre ilerisinde cereyan ediyor…
Zaten Suat Taşer Açık Hava Tiyatrosu burada. Gürültüsü klasik; sanattır, tiyatrodur, başımızla birlikte… Zevkle çekiyoruz. Ama açık parkta bu ses, bu karmaşa nedir?
Çıkar olayı mı? Para mı yine? Ne yapmaya çalışıyorlar? Ne kadar lazım???
Bu mesken diplerini satanlar kendi evlerinde rahat uyuyabiliyorlar mı? Biz uykusuzuz. Camlarımız, pencerelerimiz kolonlarınızın adiliğinden sallanırken siz yataklarınızda nasıl rahat edebiliyorsunuz? Belediyecilik gerçekten böyle bir şey mi?
Adaylık koymalı! İnsanlara, gerekirse çöpleri elleriyle toplayabilen bir belediye lazım.
Sen çöpü toplama, yolları çukur içinde bırak; sonra gel, bangır bangır müzik çal… Her yeri reklam panolarıyla doldur… Özür dilerim ama aciz, çapsız insanlarsınız galiba…
Şu an yüzlerce kişi organize oluyoruz. İlk kez halk olarak belediyeyi mahkemeye vereceğiz. Ne yazık… Ninelerden, dedelerden, eski başkanlardan, eski valilerden imza toplanıyor. Halk nasıl rahatsız edilirmiş sizden öğrendik. Şimdi bizler belediyeyi rahatsız edeceğiz.
Bu şikâyetleri kaale almamak nasıl bir gamsızlık ve açlık! Bakalım halk mı kazanacak, vicdansızlık ve umursamazlık mı? Parayla Sanat Parkı’nı satanlar kaybedecek… Bencillik kaybedecek! Ve biz de göreceğiz. Sevinmeyeceğiz. Buna sevinilir mi? Ama huzur içinde, sessizce uyuyacağız. İnşallah…