Son bilimsel çalışmalar, bu tür sıra dışı besin isteklerinin sadece gebelikle sınırlı kalmadığını, bazı kanser türlerinin erken belirtileri olabileceğini gösterdi. Özellikle meme, over ve endometriyum kanserlerinde gözlemlenen bu "kanser aşermesi" fenomeni, hastaların teşhisten aylar önce tat ve koku algılarında değişiklikler yaşadığını ortaya koydu.
Uzmanlar, bu isteklerin vücudun metabolik dengesizliklerini işaret edebileceğini vurguluyor ve bireyleri canlarının çektiği yiyeceklere dikkat etmeye çağırdı.
Son dönemde yapılan araştırmalar, pika sendromu olarak bilinen ve besin değeri olmayan maddelere (toprak, kil, buz veya nişasta gibi) duyulan kompulsif isteğin, kanser hastalarında da sıkça görüldüğünü belirtti.
Örneğin, İtalyan araştırmacılar tarafından yayınlanan bir sistematik derleme çalışmasında, yedi farklı araştırmanın sonuçları incelendi. Bu çalışmada, meme kanseri, lenfoma, over ve endometriyum kanseri hastalarında "yiyecek aşermesi"nin (food cravings) teşhisten 2-3 ay önce ortaya çıktığına dair güçlü kanıtlar bulundu. Hastalar, özellikle tatlılar, hızlı yemekler, karbonhidratlar ve yağlı yiyeceklere karşı yoğun istekler bildirdi. Araştırmanın baş yazarı, İtalyan onkolog Dr. Giovanni Corona, "Bu aşermeler, kanser hücrelerinin hızlı glikoz metabolizmasından kaynaklanıyor olabilir; tümörler normal hücrelere göre 200 kat daha fazla şeker tüketiyor, bu da beyinde tat tercihlerini değiştiriyor" dedi. Corona'ya göre, bu tür istekler teşhis öncesi erken bir uyarı sinyali olarak kullanılabilir, ancak daha fazla klinik çalışma gerekiyor.
Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan bir başka çalışma, Cleveland Clinic'ten Dr. Yasmine Al Nasser ve ekibinin araştırması, pika sendromunun kanser hastalarında demir eksikliği anemisiyle bağlantılı olduğunu gösterdi.
Araştırmada, kanser tedavisi gören 3564 hastanın verileri incelendiğinde, pika belirtilerinin (örneğin buz yeme - pagofaji) kanser hastalarının %10-15'inde görüldüğü ve bu durumun erken teşhisi geciktirebileceği belirtildi. Dr. Al Nasser, "Pika, sadece besin eksikliğinden değil, kanser hücrelerinin yarattığı metabolik stresin bir sonucu olabilir. Hastalar, teşhisten önce ani tat değişiklikleri yaşayarak tatlı veya tuzlu yiyeceklere yöneliyor" açıklamasında bulundu. Bu bulgular, pika'nın kanserle ilişkisini doğrulayan nadir verilerden biri olarak dikkat çekti.
Öte yandan, İngiltere'deki Glasgow Onkoloji Enstitüsü'nden Dr. Thurstan Brewin'in 30 yıllık klinik gözlemlerine dayanan bir rapor, kanser hastalarının teşhisten aylar önce iştahlarında dramatik değişiklikler yaşadığını ortaya koydu. Brewin, 800'den fazla hastanın verilerini analiz ederek, "Hastalar, daha önce sevdikleri yiyeceklere karşı tiksinme geliştirirken, beklenmedik aşermeler yaşıyor; örneğin alkolü reddedenler ani tatlı krizlerine giriyor" dedi. Bu rapor, meme ve over kanserlerinde aşermelerin kanser hücrelerinin enerji ihtiyacından kaynaklandığını savundu.
Benzer şekilde, MD Anderson Kanser Merkezi'nden kıdemli diyetisyen Maria Petzel, yayınlanan bir çalışmada, kanser hastalarının malabsorpsiyon (besin emilim bozukluğu) nedeniyle gece uyanıp yiyecek aradığını belirtti. Petzel, "Kanser tedavisi sırasında aşermeler, vücudun besin dengesini yeniden kurma çabası olabilir, ancak bu istekler kilo alımına ve obeziteye yol açıyor" uyarısında bulundu. Bu tür sıra dışı isteklerin kanserle bağlantısı, sadece yetişkinlerde değil, çocuklarda da gözlemlendi.
Uluslararası Çevre Araştırmaları ve Halk Sağlığı Dergisi'nde yayınlanan bir meta-analiz, kanser teşhisi konan çocukların %20'sinde aşerme belirtilerinin teşhisten önce arttığını gösterdi.
Araştırmacılar, bu durumun kanser hücrelerinin beyindeki dopamin sistemini etkilediğini düşündü. Ancak uzmanlar, aşermelerin her zaman kanser anlamına gelmediğini vurguluyor; stres, hormonal değişiklikler veya besin eksiklikleri de rol oynayabilir. Yine de, ani ve kompulsif istekler fark edildiğinde, hemen bir uzmana başvurmak hayati önem taşıyor.
Uzmanlar, bu bulguların kanser taramalarında yeni bir perspektif sunduğunu belirtti.
Örneğin, Dr. Corona, "Aşerme şikayetlerini ciddiye almak, erken teşhisi hızlandırabilir ve tedaviyi daha etkili kılabilir" dedi.
Hastalar, demir ve çinko takviyeleriyle desteklenerek bu istekleri yönetebilir, ancak kendi başlarına teşhis koymamalı.
Araştırmalar, ketojenik diyet gibi beslenme müdahalelerinin aşermeleri azalttığını gösterse de, bireysel danışmanlık şart. Bu korkutucu bağlantı, bireyleri canlarının neye çektiğine daha dikkatli bakmaya davet ediyor; çünkü bazen bir tatlı krizi, daha derin bir sağlık uyarısı olabilir.