İtalya’da bebek bekleyen ebeveynlerin en heyecan verici anlarından biri de çocuklarına isim seçmek. Ancak bu süreçte sadece hayal gücüne dayalı kararlar vermek artık mümkün değil. Çünkü İtalya’da yürürlükte olan yasa, ailelerin çocuklarına bazı isimleri vermesini açıkça yasaklıyor. Amaç, çocukların gelecekte küçük düşürücü veya aşağılayıcı bir isimle yaşamalarını önlemek.
2000 yılında yürürlüğe giren ve halen geçerliliğini koruyan 396 numaralı yasa, özellikle 34 ve 35. maddelerinde, çocuklara verilecek isimlerin “ahlaki zarara yol açmaması” gerektiğini vurguluyor. Bu kapsamda, hakaret içeren, alaycı, kaba ya da tarihi ve siyasi açıdan tartışmalı kişiliklere gönderme yapan isimler yasaklanıyor.

YASAKLANMA SEBEBİ: KİMLİK, SAYGINLIK VE TOPLUMLA UYUM
İtalya’daki bu yasal düzenleme, çocukların topluma saygılı, itibarlı ve sağlıklı bir birey olarak katılmalarını teşvik etmeyi hedefliyor. İsimlerin bireyin sosyal hayatı üzerindeki etkisinin büyük olduğuna inanan yasa koyucular, bu tür önlemlerle çocukların ileriki yaşamlarında utanç ya da dışlanma yaşamalarını engellemek istiyor.
Yasa aynı zamanda kültürel uyumu da önemsiyor. Buna göre verilen isimler, İtalyan dil yapısına uygun olmalı ve cinsiyetle tutarlı bir şekilde seçilmeli. Örneğin bir erkek çocuğa kadın ismi ya da tam tersi bir tercih yapılamıyor. Andrea, Celeste, Diamante, Fiore ve Felice gibi bazı uniseks isimler ise istisna olarak kabul ediliyor.

YABANCI HARFLER VE SEMBOLLERE DİKKAT
İtalyan vatandaşı olan çocuklara verilen yabancı isimlerde de bazı kısıtlamalar var. İtalyanca alfabede yer almayan karakterler ya da semboller kullanılamıyor. Örneğin Almanca’daki "ß" harfi kabul edilmiyor ve “ss” ile değiştirilmesi gerekiyor. Ancak j, k, w, x ve y gibi harfler, İtalyanca’da sık kullanılmasa da kabul ediliyor.

AİLEDE YAŞAYAN KİŞİLERİN İSİMLERİ KULLANILAMIYOR
Kanun, bir bebeğe ailesinde halen hayatta olan kişilerin isminin verilmesini de yasaklıyor. Bu kısıtlama; anne, baba, kardeş gibi yakın akrabaları kapsıyor. Ayrıca Amerika’da sıkça rastlanan “junior” veya “jr” gibi takılar da İtalya’da geçerli değil.

YASAKLILAR LİSTESİ: GOKU, NUTELLA, HİTLER...
İtalya’da yalnızca kaba ve alaycı isimler değil, aynı zamanda popüler kültürden ya da tarihten alınan bazı isimler de yasaklı. Örneğin çocuklara Goku, Jon Snow, Moby Dick, Frankestein, Nutella, Ikea, Prada gibi isimlerin verilmesine izin verilmiyor.
Bunun yanı sıra Adolf Hitler, Benito Mussolini, Bin Laden, Lenin gibi tarihi açıdan tartışmalı isimler de kesinlikle yasaklanmış durumda. Bu yasaklar, çocukların bu isimlerle birlikte negatif anlamlar taşıyan bir kimlikle büyümesini engellemeye yönelik.

ÜÇ İSİM SINIRI VE SOYADI KULLANIMI YASAĞI
İtalya’da çocuklara maksimum üç isim verilebiliyor. Bu sınırlama, isimlerin virgül ile ayrılmasından bağımsız olarak geçerli. Örneğin Gianmaria gibi birleşik yazılan isimler tek isim olarak sayılıyor. Ancak Anna Maria Bianca Rosa gibi ayrı ayrı yazılmış dört isim yasayı ihlal ediyor.
Ayrıca soyadların isim olarak kullanılması da yasak. Özellikle yaygın ve tanınmış soyadlar, isimle karışıklığa yol açabileceğinden kabul edilmiyor. Örneğin Rossi, Bianchi gibi soyadlar isim olarak verilemiyor. Ancak Bruno gibi artık isim olarak da tanınan bazı soyadlar istisna kapsamında değerlendirilebiliyor.

KÜLTÜREL VE DİNİ HASSASİYETLER ÖNE ÇIKIYOR
İtalyan yasaları, dinî, politik ve tarihsel olarak hassas olan kelimeleri de yasaklıyor. Bu nedenle örneğin dini figürlerin adları ya da küfür içeren terimler kesinlikle kullanılmıyor. Toplumda olumsuz çağrışım yapan Mercoledì (Çarşamba) ve Venerdì (Cuma) gibi gün isimleri bile, halk arasında uğursuzlukla ilişkilendirildiği için yasaklılar listesine alınmış durumda.

YARATICILIĞA SAYGILI SORUMLULUK MÜMKÜN MÜ?
İtalya’daki isim yasaları, ebeveynlerin özgürlük alanını kısıtlasa da çocukların toplumla uyumlu ve sağlıklı bir kimliğe sahip olmalarını amaçlıyor. Yaratıcılığa açık bir alan bırakılıyor; ancak bu yaratıcılık sorumlulukla dengeleniyor. Bu nedenle, bir çocuğa isim verirken sadece kulağa hoş gelmesi değil, onun geleceğini nasıl etkileyeceği de düşünülmeli.
Devletin bu yaklaşımı, bireyin haklarını koruma konusunda atılmış önemli bir adım olarak değerlendirilirken, diğer ülkeler için de örnek teşkil edebilecek bir model sunuyor.
