İmparatorluk rüyalarına feda edilmeye çalışılan bir geleceğimiz varsa en azından makul olabilir ama, önce bunun alt yapısını mı hazırlıyoruz, yoksa sadece içinde bulunduğumuz bir sürecin sonuna varıncaya kadar bu söylemlerle durumumu idare ediyoruz diye sormak lazım.
Bugün Şam’ı yeniden ihya ve inşa etmeye karar vermişiz. Bakan Uraloğlu dün yaptığı paylaşımla ilan etti bunu hepimizi gururlandıran görüntüler elbette
Şam Havaalanını ayağa kaldırıyormuşuz. Hava yer telsiz sistemlerinden güvenlik ekipmanlarına, yangınla mücadeleden seyrüsefer cihazlarına kadar her alanda yeniliyor muşuz.
Ancak sonrasında da benim aklıma gelen başka sorular olmadı değil Mesela henüz son derece yüksek ihtiyaca sahip bir Çorum Havalanın olmadığı gibi. Neden o geldi, çünkü mesele savunma Sanayi ise Çorum bu konuda oldukça önemli üretimler yapan bir yer ve ürünlerini kendi şehirlerindeki bir havaalanından ihraç etmek istediklerini daha önce de dile getirmişlerdi.
Ancak diyelim ki bu sadece bir gövde gösterisi değil. Karşılığını da alacağız. Ama ya orayı İsrail beir daha vurursa, ne olacak o yatırımlar. Biraz erken değil mi diye de mi sormayalım.
Vuramaz diyorsanız o ayrı ama vurmaz diyorsanız o çok ayrı elbette, o zaman Suriye 4 parçaya da bölünmeyecek demektir bu. Hatta yurt içinde PKK terör örgütü ile yapılmaya başlanan görüşmelere de gerek kalmamış demektir artık.
Ama o arada da Ukrayna da bir şeyler oldu sanki ve Amerika ile Rusya arasındaki buzlar eridi, ,k, taraftan sıkıştırılan Zelinskye de Avrupa sahip çıktı.
Daha düne kadar Ukrayna daki madenlerin peşinde olduğunu saklamayan ABD beklediği cevabı alamayınca aslında o madenlerin zaten Rusya’nın işgalindeki topraklarda olduğuna dair raporlar yayınlamaya başladı.
Kartlar yeniden mi karılıyor bilmem ama bildiğim, bir yerde İsrail’in de adı geçiyorsa kimse kendini güvende hissetmemelidir. Bizler Şam’da çeşitli şekillerde ticaret alanları yaratabiliriz. Buna kimsenin de itirazı olmaz sanırım, ama bunu yaparken insanların büyük büyük laflarla kendilerini bir imparatorluk rüyası üzerinden tanımlamasına da birilerinin dur demesi gerekiyor.
Sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan “ Mescid-i aksa kırmızı çizgimizdir diyor bir başka haberde elbette öyle olmalıdır zaten ama bu sadece Mesci-i Aksa ile mi sınırlı kalmalıdır. Filistin tamamen kırmızı çizgimiz değil midir. Hemen karşısındaki Kubbetüs Sahra da kırmızı çizgilerimizden değil midir. Azarbaycan tarafından İsrail’e giden petrol, mesela kırmızı çizgimiz değil midir. Ardından bir başka haber de
ABD’nin Trump yönetimi ile birlikte değişen politikalarına bir örnek daha
çıkıyor karşımıza, Trump dış yardımlarda yüzde92’lik bir kesintiye gidiyor bu habere göre. Bu şekilde 2 küresel proje kapatılmak zorunda kalınıyor. Listede yaklaşık 60 milyar dolarlık bir kaynaktan bahsediliyor. Bu rakam10.000 sözleşme ve hibe demek. USADID in küresel sağlık için geçici yardımcı yöneticisi Nicholas Enrich kesintilerin önlenebilir ölümlere istikrarsızlığa ve ulusal güvenliğe yönelik tehditlere büyük ölçekte yol açacağı konusunda uyarıyor.
Tahmin edeceğiniz gibi bahsi geçen ülkeler çoğunlukla Afrika ülkeleri, yani önce sömürüp sonra yardım edilen ülkeler yani aslında verilen yardımlar bile o halkın kendi paralarından küçül meblalar. Ama artık o bile fazla geliyor Trump ABD sine
İşte bütün bu haberler bize gösteriyor ki insanlık tarihinde ciddi bir ger gidiş yaşıyoruz. Teknoloji çok gelişti, insanlık son 30 yılda bu anlamda önceki binlerce yıldan daha fazla mesafe aldı belki ama o teknolojiyi de yine birileri diğerlerini yok etmek üzere kullanmaya çalışıyor. Elbette tarihte olduğu gibi bunu da beyaz adam tek başına yapmıyor.