Bugün eğitim denildiğinde çoğumuzun aklına sınavlar, diplomalar ve kariyer hedefleri geliyor. Gerçek eğitim; insanın kalbine dokunan, ahlakını güzelleştiren ve onu hem Rabbine hem de insanlara karşı sorumluluk sahibi yapan bir yolculuktur.
İslam medeniyetinde eğitim, bilgiyle birlikte hikmeti de taşır. Bilgi hiçbir zaman tek başına yeterli olmaz. İnsan, öğrendiği bilgiyi merhametle, vicdanla ve güzel ahlakla buluşturabildiği zaman gerçek anlamda gelişmiş olur.
Peygamber Efendimiz’in, “Allah’ım! Fayda verecek ilmi bana öğret.” duası da bize bunu hatırlatmalıdır. İnsanı olgunlaştıran bilgi çok kıymetlidir.
Eğitim hayat boyu devam eden bir süreçtir. İnsan her yaşta öğrenir, değişir ve gelişir. Doğruyu yanlıştan ayırmayı, iyiliği çoğaltmayı, adaletli ve merhametli olmayı eğitim sayesinde öğrenir. Güçlü toplumlar da böyle yetişen insanlar sayesinde ayakta kalır. Yarım yüzyıl‘ı devirdim hala şaşırıyor ve her gün yeni bir şey öğreniyorum. Anladım ki öğrenmenin sonu yok. Belki sadece akıl baştan gittiğinde ya da kalp durduğunda.
Bugün dünyanın en garip sorunlarından biri teknolojinin gelişimi. İmkanlar artarken; insanı insan yapan değerler zayıflıyor. Merhametin yerini öfke, saygının yerini bencillik alabiliyor. Dolayısıyla özümüze dönmeye, vahyin rehberliğine ve Peygamber Efendimiz’in güzel ahlakına daha fazla ihtiyaç duyuyoruz.
Çocuklarımızın başarılı bireyler olması yetmez; aynı zamanda vicdan sahibi, dürüst, saygılı ve merhametli insanlar olarak yetişmeleri gerekir. İman ve ahlak kalbi güzelleştirir. Eğer yeni neslin kalbi boş bırakılırsa, onu yanlış fikirler ve kötü alışkanlıklar doldurur.
Türk milletinin mayasında iyilik var. Bizler, “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.” anlayışıyla yetişmiş bir medeniyetin çocuklarıyız. Geleceği güzelleştirecek olan da işte bu merhamet eğitimi.
Rabbimiz bizleri; faydalı ilimden, güzel ahlaktan ve merhametten ayırmasın.