Ahmet Davutoğlu, zaman zaman başbakanlığı döneminde Siyasi Etik Yasası'nı çıkarmak istediğinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendisine “Bu düzenlemeyi yaparsanız, ilçe yönetecek başkan bulamazsınız Ahmet bey” dediğini ifade etmektedir.

Siyasi ahlâk veya siyasi etik, politikacıların ve kamu görevlilerinin eylemlerini şekillendiren, dürüstlüğü, şeffaflığı ve kamu yararını savunan ahlâki değerler bütünüdür. Siyasette adam kayırma, yolsuzluk ve şahsi çıkarları reddederek topluma karşı adil ve hesap verebilir olmak gerekir. Siyasi ahlâk kavramının öne çıkan temel boyutları şunlardır:

* Şeffaflık ve Dürüstlük: Kamu gücünü ve kaynaklarını kullanırken hesap verebilir olmak, halka karşı şeffaf bir yönetim sergilemek.

* Kamu Yararı: Şahsi menfaatleri veya parti çıkarlarını toplumun ortak refahının önünde tutmamak.

* Liyakat ve Adalet: Görevlendirmelerde ve hizmette adam kayırmaktan (nepotizm) uzak durarak adaleti gözetmek. (Tübitak Ansiklopedisi?

***

Türkiye’de siyasi ahlâk yasası çıkarılırsa, mal bildiriminde bulunmak, rüşvet veya çıkar amaçlı bağış ve hediyeleri kabul etmemek, kamuoyuna hesap vermek, görevden ayrıldıktan sonra, belirli süre boyunca özel sektörde çalışmamak gibi kurallar, bugünkü gibi değil de sıkı sıkı uygulanırsa, siyasi ahlâk sağlanır mı zannediliyor?

İnsanın özünde adalet duygusu yoksa hayat mücadelesini başkalarının hakkını elinden almak olarak algılıyorsa, hangi yasa ona dizgin vurabilir?

Bir ülkede iktidarı ellerinde bulunduranlar, ekonomiyi enflasyona dayandırmışlarsa, o ülkede adalet kalır mı, ahlâk kalır mı?

Enflasyon, halkın ürettiği değerin daha karşılığın alamadan, yani cebine girmeden çalınmasıdır. Devlet eliyle yapılan bir büyük soygundur.

Enflasyonla servet biriktirenlerin, bu serveti, yoksullarla paylaşması beklenebilir mi? O halde sosyal adaleti sağlamak, iktidarların keyfine bırakılacak bir konu değildir.

Enflasyon, kendiliğinden oluşan bir süreç değildir. Enflasyonun sebebi ülkenin kanının emilmesidir. Bu sebeple asıl hırsızlık, enflasyon politikası takip etmektir.

İktidarlar, emekli olanlara, yani aylık kazancından yıllarca prim kestiği insanlara açlık sınırının bile çok altında bir maaş bağlıyorsa, o ülkede ahlâktan kim bahsedebilir?

Devletin yıllar boyunca halktan aldığı vergilerle oluşturduğu kamu kurumlarını, haraç-mezat satanların, ahlâktan bahsetmesine inanılır mı? Kapitalizmin ahlâkı var mıdır?

***

Adaletsizlik yasalardan önce, topluma dayatılan ama yazılı olmayan kurallardan kaynaklanır. Adaletsizlik, rüşveti alan kadar, rüşveti veren olduğu gerçeğinin göz ardı edilmesindendir. Bir de, insanlar lâyık oldukları şekilde yönetilir. Halk emaneti ehline vermezse, insanlar sadece kendi kişisel çıkarlarını düşünerek oy kullanırsa, o ülkede adaletle hükmedilir mi?

Türkiye’de ve dünyada siyasi partilerin oluşturduğu düzen, insanları partizanlığa zorluyor. Seçmen, kendi oyunu hisse senedi zannediyor. Seçimi kazanan partinin seçmeni, oyunu veya siyasi faaliyetini paraya, mevkiye dönüştürmenin çaresini arıyor. Hak etmediği makamlara talip oluyor veya yakınlarına çıkar sağlıyor. Böyle bir toplumsal yapının adalet üretmesi mümkün müdür?

Ziya Gökalp, “Vatani ahlâkı, mesleki ahlâkı, aile ahlâkını, medeni ahlâkı, beynelmilel ahlâkı kuvvetlendirmeliyiz. Milletin bütün fertleri birbirine eşittir. Özel imtiyazlara malik, hiçbir fert, hiçbir aile, hiçbir sınıf mevcut olamaz. Kanunlarımızda eşitliğe, hürriyete ve adalete aykırı ne kadar kaide varsa hepsine son vermek lazımdır.” dememiş miydi?

***

Siyasi ahlâk, kendini, partini veya mensup olduğun herhangi bir toplumsal yapının çıkarlarını gözeterek sağlanamaz. Siyasi ahlâkın temeli, adalet duygusudur. Adil olmayan bireylerden oluşan bir toplumdan, adil devlet adamı da çıkmaz, adil devlet başkanı da...

Parayı vereni milletvekili, belediye başkanı, il başkanı, ilçe başkanı yapan siyasi yapılar, sonradan bu tür insanların o güne kadar edindiği çıkarlarını korumak için her türlü kılığa girmelerine izin veriyor demektir. Bunlardan, topluma hizmet etmelerini bekleyemezsiniz.

Tabii bir de cumhuriyet değerlerin koruyacağına yenin etmiş oldukları halde, cumhuriyetin de milletin de devletin de altını oyanların siyasi ahlâktan bahsetmeye hakkı yoktur.

Bu sebeple, bugünkü toplumsal yapıda, öncelikle siyasi partileri ıslah etmeye başlamak gerekir.