Suriye’nin Humus kentindeki En-Nuri Ulu Cami içinde ortaya çıkarılan gizemli Yunanca yazıt, yapının Roma İmparatoru Elagabalus’a adanmış bir güneş tapınağının üzerine kurulmuş olabileceği yönündeki tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Antik çağda Emesa olarak bilinen Humus’ta bulunan cami, restorasyon çalışmaları sırasında bir sütun kaidesinde keşfedilen granit yazıtla yeniden gündeme geldi. Daha önce Aziz Yahya’ya adanmış bir kilisenin kalıntıları üzerine inşa edildiği düşünülen yapı, şimdi çok daha eski bir pagan geçmişle ilişkilendiriliyor. Bulgular, arkeoloji dergisi Shedet’te yayımlanan bir çalışmayla akademik zemine taşındı.

Çalışmanın yazarı arkeoloji ve tarih profesörü Dr. Maamoun Saleh Abdulkarim’e göre yazıt, alanın tarihsel sürekliliğine dair önemli ipuçları sunuyor. Ona göre aynı mekân, önce pagan bir tapınak, ardından Hıristiyan bir kilise ve son olarak İslam döneminde cami olarak kullanılmış olabilir. Tartışmanın odağındaki soru ise Elagabalus Tapınağı’nın tam olarak bugünkü caminin altında mı, yoksa Humus Kalesi’nin bulunduğu höyükte mi yer aldığı.

Yaklaşık 1x1 metre ölçülerindeki sütun kaidesinin ön yüzüne kazınmış Yunanca metin, resmi ve simetrik bir üsluba sahip. İlk çeviriye göre metin; rüzgâr, fırtına ve leopara benzetilen savaşçı bir hükümdarı tasvir ediyor. Prof. Abdulkarim, metindeki dilbilgisel düzensizliklerin Roma döneminde bölgede Yunancanın ikinci dil olmasından kaynaklanabileceğini belirtiyor.

Araştırma, Emesa’nın paganizmden Hıristiyanlığa ve ardından İslam’a uzanan çok katmanlı dinsel dönüşümünü ortaya koyuyor. Kent, Roma döneminde güneş tanrısı Elagabalus kültünün merkeziydi. Bu kültün başrahibi olan Elagabalus, MS 218’de Roma imparatoru olmuş ve tanrısını imparatorluğun en yüce ilahı haline getirmeye çalışmıştı.

Prof. Abdulkarim’e göre Emesa’daki dönüşüm ani bir kopuştan ziyade kademeli bir geçişti. Pagan tapınağından kiliseye, oradan camiye uzanan süreç; yalnızca dini değil, kentin siyasi ve kültürel kimliğini de yeniden şekillendirdi. Yeni yazıt, bu tarihsel sürekliliğe dair en güçlü arkeolojik kanıtlardan biri olarak değerlendiriliyor.