Bu hafta Meclis’in gündemi oldukça yoğun. Öne çıkan konu başlıklarından biri ise, Hakimler ve Savcılar Kurulu için beş yeni üye seçimi.
Geçtiğimiz hafta TBMM Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden oluşan Karma Komisyon, seçilecek 5 üye için 15 aday belirledi. Komisyondaki muhalif parti temsilcilerinin seçim usulünden rahatsızlıklarını bu seçimde de dile getirdiği önemi oldukça yüksek olan bu konuya, yeniden dikkatinizi çekmek isterim.
HSK ve Yargı Sorunu
HSK’nın yapısı, yargıdaki sorunların temelinde yer alıyor. 13 üyenin 7’si Meclis tarafından belirlenirken, 6’sını Cumhurbaşkanı Erdoğan belirliyor.
Daha en başında bu düzenlemenin bağımsız yargı için oluşturacağı tehlike hakkında uyaran Venedik Komisyonu, Aralık ayında yayınladığı raporda da HSK’nın yürütmenin etkisi altında olduğunu ve üyelerinin çoğunun Cumhurbaşkanı ve TBMM tarafından atanmasının yargı bağımsızlığını zayıflattığını yeniden belirtti.
Raporda belirtilen önemli bir husus şu: Uluslararası standartlara göre, yargı kurullarının üyelerinin en az yarısının meslektaşları tarafından seçilmesi gerekliliği.
Bu durumda 13 üyenin daimi üye kabul edilen Adalet Bakanı ve yardımcısı ile Cumhurbaşkanı tarafından atanan dört üyesi, siyasi atama olarak değerlendiriliyor. 2017 yılında parlamenter sistemden, Cumhurbaşkanının yürütme erkine hakim olduğu ve parti siyasetin aktif olarak yer aldığına da dikkat çekiliyor.
Bununla birlikte, Meclis tarafından seçilen diğer 4 üye de kendi meslektaşları arasından değil, Meclis tarafından seçiliyor.
Üstelik, Meclis tarafından seçilen üyeler için de Meclis seçimlerinin cumhurbaşkanı seçimleriyle birlikte yapıldığı, dolayısıyla çoğunluğun Cumhurbaşkanının siyasi görüşüne yakın olması olasılığına değiniliyor.
Öncelik Meselesi
Mevcut siyasal iktidarın yargıyı bu şekilde yürütmeyle ilişkili hale getirmesi, bilinçli bir tercihti. Bugün Türkiye’deki siyasi gelişmeler de yargısal sorunlar da bu bilinçli tercihin, siyasal kararların olumsuz yansımaları olarak karşımıza çıkıyor.
Ancak sorunların temelinde yargı sorunu varsa, yargıdaki bu sorunları çözmedikçe geri kalan tüm sorunlar da artarak sürecektir ve mevcut iktidarın siyasi kaygıları, ekonomi, toplumsal huzursuzluk gibi başka sorunların büyümesiyle gerçekleşecektir.
Bu sebeple, yasama ve yürütmenin yargı üzerindeki etkisi kaldırılmalı, Avrupa standartlarına uygun olarak yargı mensuplarının kendi aralarından seçimleri gerçekleştirmeli, bu yasal değişikliklerin de sık yapılmaması adına, yargıya dair düzenleme değişiklerinde gereken nisaplar yüksek olmalıdır.