SPK son dönemde çok sayıda halka arza izin veriyor. Görünen o ki yaklaşım değişti: “Hissene alıcı bulabiliyorsan piyasaya çık.” Fiyatı da artık büyük ölçüde piyasa belirlesin.
Ancak son halka arzlarda yaşanan sert düşüşler, bu politikanın yanında başka bir soruyu da gündeme getiriyor:
Halka arzdan birkaç gün önce yüksek fiyattan hisse alan yatırımcı, neden kısa süre sonra yüzde 30-40 zararına satış yapıyor?
Saat ve Saat 56 liradan halka arz edildi. Hisse daha sonra 35 lira seviyelerine kadar geriledi. Bu, halka arzdan alan yatırımcı için yaklaşık yüzde 37,5 kayıp demek.
Ekim Turizm 30,26 liradan halka arz edildi. Hisse 18 lira seviyelerine kadar gerilediğinde kayıp yaklaşık yüzde 40,5 oldu.
Ağaoğlu Avrasya GYO'da da halka arz fiyatına göre yaklaşık yüzde 30'luk kayıp yaşandı.
Elbette hissenin düşmesi tek başına olağan dışı değildir. Halka arz fiyatı garanti fiyat değildir. Şirketin fiyatı pahalı bulunabilir, piyasa koşulları bozulabilir veya yatırımcı beklentisi değişebilir.
Ama burada benim dikkat çekmek istediğim nokta başka:
56 liradan almaya razı olan yatırımcıyı, birkaç gün sonra 35 liradan satmaya iten ne?
İşte bunun cevabını daha fazla aramamız gerekiyor.
Çünkü geçmişte Türk borsasında iskontolu satış iddialarını ve manipülatif işlemleri çok gördük. Bazı büyük oyuncuların şirket patronlarıyla ilişkileri, hisse alış-satışları ve piyasa hareketleri soruşturmalara konu oldu.
Bugün “Halka arzda acaba iskontolu satış yapıldı mı?” diye sormak, bunun yapıldığını iddia etmek değildir. Ancak bu sorunun cevabının verilebilmesi gerekir.
Kim aldı? Kim sattı? Kaç liradan sattı?
Halka arzda yüksek miktarda pay alan kurumsal yatırımcılar kimler? Hisseleri ne kadar süre tuttular? Halka arzdan hemen sonra satış yaptılar mı?
Bir başka önemli konu da patronların ve ilişkili tarafların kendi hisselerinde yaptıkları işlemler.
“Kurumsal yatırımcı aldı” açıklaması artık tek başına yeterli değil. Yatırımcı, mümkün olduğunca o kurumun kim olduğunu ve şirketle herhangi bir bağlantısının bulunup bulunmadığını bilmek istiyor.
Akfen Yenilenebilir Enerji'nin halka arzında Bahamalar, Man Adası ve Jersey merkezli bazı yatırımcıların yüksek miktarda pay alması da geçmişte kamuoyunda tartışılmıştı. Bu durum tek başına bir usulsüzlük anlamına gelmez. Ancak yatırımcının “Bu fonların şirketle veya ortaklarla bağlantısı var mı?” diye sorması son derece doğaldır.
Bence SPK'nın bundan sonraki adımı halka arz sayısını artırmak kadar halka arz sonrasını da şeffaflaştırmak olmalı.
Halka arzdan sonra belirli büyüklüğün üzerindeki alış ve satışlar daha anlaşılır biçimde ortaya konulmalı. İlişkili taraf işlemleri daha görünür hale getirilmeli. Özellikle halka arzdan hemen sonra yapılan yüksek tutarlı satışların arkasındaki yatırımcı yapısı konusunda kamuoyuna daha fazla bilgi verilmeli.
Çünkü borsada zarar etmek normaldir.
Normal olmayan, yatırımcının neden zarar ettiğini anlayamamasıdır.
Halka arz fiyatı 56 lira olan bir hisse 35 liraya düştüğünde “piyasa böyle” deyip geçemeyiz.
Asıl soru şudur:
56 lirada alıcı olan yatırımcı, neden 35 lirada satıcı oldu?
Bu sorunun cevabı ne kadar açık ve şeffaf verilirse, sermaye piyasalarına duyulan güven de o kadar artar.
SPK'nın halka arzların önünü açması önemli. Ancak bundan daha önemlisi, halka arzdan sonra ne olduğunun da yatırımcı tarafından görülebilmesi.
Çünkü sermaye piyasasının ihtiyacı yalnızca daha fazla halka arz değil, daha fazla şeffaflık ve güven.