Gözler kalbin aynasıdır sözünü hepimiz biliriz.

Bazen ağzımızdan dökülen kelimeler bambaşka şeyler söylerken, bakışlarımız içimizdeki koca fırtınaları ele verir.

Karşımızdaki insanın ne hissettiğini anlamak için dudaklarına bakmak yetmez; gözbebeklerinin hareketlerine, hatta göz kapaklarının çarpıntılarına odaklanmak gerekir.

Göz kırpma hızımız iç dünyamızın ritmini saniyesi saniyesine dışarı vurur.

Biri normalden çok daha hızlı göz kırpıyorsa, ortamdaki ışıktan rahatsız olabileceği gibi içten içe büyük bir heyecan yaşıyor ya da doğruyu saklamaya çalışıyor olabilir.

Tarihin tozlu sayfalarında gizli kalmış ilginç bir detayı hatırlayalım…

1998 yılında Bill Clinton, tüm dünyanın gözü önünde Monica Lewinsky ile olan ilişkisini açıklamak üzere kameralar karşısına geçmişti.

O zorlu dakikalarda gözlerini dakikada tam 120 kez kırptı. İnsanların gözünden kaçan asıl detay ise birkaç gün sonra yaptığı başka bir konuşmada gizliydi.

Amerika'nın yurt dışındaki askeri operasyonlarını anlattığı ciddi devlet bilgilendirmesinde, göz kırpma hızı dakikada otuz beşe düşmüştü.

İki durum arasındaki uçurum insanın gerginliğini ve dürüstlüğünü süzgeçten geçirmek için harika bir kanıt. Tabi ki herkesin kendine has bir göz kırpma rutini vardır.

Karşımızdaki kişinin normal halini bilirsek, heyecanını veya yalanını yakalamak epey kolaylaşır.

İletişimin kalitesi kelimelerin ötesinde dikkatimizi nereye verdiğimizle ölçülür. Sohbet ettiğiniz kişinin gözleri sürekli etrafta geziniyorsa, anlattıklarınız havada kalıyor demektir.

Kalabalık ve dikkat dağıtıcı ortamlarda bile bakışlarınızı konuştuğunuz kişide tutmanız ona verdiğiniz değerin en somut göstergesidir.

Karşınızdaki insan konuşurken sağa sola bakmak, etrafı kesmek son derece kaba bir davranıştır.

Etraftaki tüm karmaşayı yok sayıp bütün dikkatinizi karşınızdakine vermeniz sözcüksüz bir iltifattır. Kadınlar kendilerini tüm varlığıyla dinleyen, gözlerini kaçırmadan eşlik eden birinden fazlasıyla etkilenir.

Karşımızdaki insana duyduğumuz saygıyı göstermenin en zarif yolu ona odaklanmış gözlerle bakmaktır.

Sözcükler yalan söyleyebilir, dudaklar kıvrılıp sahte bir gülücük yaratabilir; gözler her zaman gerçeği fısıldar.