Son gelişmelerden anladığımız kadarı ile Cumhur İttifakı artık 2023 seçimlerindeki eski Cumhur İttifakı değildir, bu saatten sonra Genişletilmiş Cumhur İttifakı tanımını kullanmak gerekmektedir...
Hatırlatayım; 14 Mayıs 2023 Milletvekili Genel Seçimi için Yüksek Seçim Kuruluna sunulan resmî ittifak protokolünde 4 parti bulunuyordu, bunlar:
- Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)
- Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)
- Büyük Birlik Partisi (BBP)
- Yeniden Refah Partisi (YRP)
Bunlar YSK'ya verilen protokolde Cumhur İttifakı'nın resmî üyeleri olarak yer aldı.
Elbette birde Cumhur İttifakını destekleyen fakat resmi protokolde bulunmayan partiler vardı, bunlar da:
- HÜDA PAR — AKP listelerinden seçime girdi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı destekledi.
- Demokratik Sol Parti (DSP) — Erdoğan'ı destekledi.
- Anavatan Partisi (ANAP) — Erdoğan'ı destekledi.
- Cumhur İttifakı'nın resmî üyesi olmayan fakat sık sık hükümetin politikalarını hararetle destekleyen partiler arasında Vatan Partisi de sayılabilir.
Dolayısıyla "Cumhur İttifakı'nın resmî partileri" ile "Erdoğan / Cumhur İttifakı'na destek veren partiler." İki farklı kapsamda Cumhur İttifakının bileşenleri olarak değerlendirilebilir.
Şimdilerde, özellikle de CHP’ye ve Özgür Özel yönetimine çekilen “BUTLAN OPERASYONU” ile yeni çözüm sürecinde yaşanan gelişmeler sonucunda "Erdoğan / Cumhur İttifakı'na destek veren partiler." Kategorisine Kayyum Kemal yönetimindeki Cumhuriyet Halk Partisi ve DEM Parti’de eklemlenmiş bulunmaktadır.
Gördüğüm kadarı ile bu son iki parti Cumhur İttifakının resmi üyeleri olmasalar da fiili üyeleri gibi hareket etmektedirler...
Bu noktada özellikle de Kayyum Kemal yönetimindeki Cumhuriyet Halk Partisi’nin değişen siyasi pozisyonu önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı ile milletvekili seçimleri ile yapılması hedeflenen anayasa değişiklikleri açısından son derecede önemlidir.
Tamam, artık Cumhuriyet Halk Partisi yüzde 30’lar seviyesinde bir oy oranına sahip, kitleleri harekete geçirebilen ana muhalefet partisi değildir amma ve lakin Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda oynadığı rol ve Atatürk’ün partisi olma vasfı ile yapılacak işlere özellikle de anayasa değişikliklerine halk indinde meşruiyet kazandırabilmek açısından ciddi önem taşımaktadır.
Ayrıca biliyoruz ki bugünkü sitemde % 50 +1’e ulaşabilmek için yüzde birlik partiler bile çok büyük bir önem taşımaktadırlar. Bu yeni sistem düşük oy oranına sahip küçük partilere bile çok ciddi bir ağırlık atfedilmesine yol açmaktadır.
Bu noktada iktidar muhalefet bloku ve Yeni Parti’den yüzde üç beş oy koparabilmeyi bile büyük bir marifet olarak görmektedir.
Ayrıca iktidar mahfilleri tarafından ortaya atılan ve Kayyum Kemal ile ekibi tarafından sık sık tekrarlanan iftiralar muhalif blokta fazla etkili olmasa da iktidar seçmeninde; “bak bunlar bile bunu diyor, bu davaları destekliyorsa ortada gerçekten de bir şeyler olmalı” düşüncesini pekiştirmektedir.
Bu sayede iktidar seçmeni ikna edilebilmekte; iktidar blokundan kopuşlar engellenmekte ya da en azından yavaşlatılabilmektedir.
Peki seçimlere daha epeyce var bu algı yönetimi sürdürülebilir mi?
Bu çok kolay görünmüyor çünkü öncelikle kayyum Kemal ve ekibi çok fazla hata yapıyor; bu gün sürdürülen kumpas davaları ve işbirlikçiliklerini çok fazla ifşa ediyorlar inandırıcılıkları hızla azalıyor.
Ayrıca her ne yaparlarsa yapsınlar Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş blokunu çatlatamıyorlar ve bu insanlara geri adım attıramıyorlar.
Son söz olarak şunu da söyleyeyim: Bugün kayyum Kemal ve onun yönetimindeki Cumhuriyet Halk Partisi Cumhur İttifakının bir parçasıdır dememiz için yeterli kanıt bulunmaktadır.