Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan 2026 yılı birinci çeyrek "Finansal Hesaplar Raporu", Türkiye ekonomisinin net finansal pozisyonundaki açığın gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranla belirgin bir şekilde genişlediğini ortaya koydu.
Verilere göre, yurt içi yerleşik sektörlerin toplam finansal varlıkları 232 trilyon lira seviyesinde kalırken, yükümlülükler 248 trilyon liraya ulaştı. Ekonominin varlıkları ile yükümlülükleri arasındaki makas 16 trilyon lira olarak kaydedildi.
FİNANSAL AÇIĞIN GSYH'YE ORANI YÜZDE 23,2'YE TIRMANDI
Raporun en dikkat çekici yansıması, net finansal pozisyon açığının makroekonomik boyuttaki büyümesi oldu. Bir önceki döneme göre 0,7 puanlık bir artış gösteren finansal açığın GSYH’ye oranı, yüzde 23,2 seviyesine yükseldi.
Sektörlerin net finansal işlemlerinde borçlanma eğiliminin hızlandığı da tablolara yansıdı. Bir önceki çeyrekte GSYH’nin yüzde 6,1’i kadar net borç alınırken, 2026'nın ilk çeyreğinde bu oran ciddi bir ivmelenmeyle GSYH’nin yüzde 10,2’si seviyesine ulaştı.

HANEHALKI ALACAKLI, ŞİRKETLER VE DEVLET BORÇLU
Sektörel finansal bilançolar incelendiğinde, Türkiye ekonomisinin genel hatlarıyla finansal borçlu pozisyonda olduğu görülüyor. Gelir ve borç dengesindeki sektörel ayrışma dikkat çekti. Alacaklı konumda olanlar; hanehalkı ve dünyanın geri kalanı olurken, borçlu konumunda olanlar finansal olmayan kuruluşlar (reel sektör) ve genel yönetim (kamu) oldu.
VATANDAŞIN GÜVENCESİ MEVDUAT
Hanehalkı bilançosunda finansal varlıkların yaklaşık yüzde 54’ünü para ve mevduat kalemleri oluşturuyor. Vatandaşın yükümlülükler hanesinin ise neredeyse tamamı banka kredilerinden meydana geliyor.
Reel sektör tarafında ise varlık ve yükümlülüklerin ana omurgasını sermaye piyasaları oluşturdu. Finansal olmayan kuruluşların varlıklarında yüzde 51, yükümlülüklerinde ise yüzde 49’luk payla hisse senedi ve özkaynak kalemleri belirleyici oldu.

KÜRESEL TABLODA BORÇLULUK ORANI HALA DÜŞÜK
Artan borçlanma hızına ve genişleyen finansal açığa rağmen, Türkiye'deki yerleşik sektörlerin toplam borcu diğer ülkelerle kıyaslandığında hala düşük bir seviyede bulunuyor. Kredi ve borçlanma senetlerinden oluşan toplam borcun GSYH’ye oranı, 2026 yılının ilk çeyreğinde bir önceki döneme göre yalnızca sınırlı bir artış göstererek yüzde 94 seviyesinde gerçekleşti.