Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler’in öz kızı Hifa İkra’yı üç yaşındayken istismar etmesine karşı adalet mücadelesi veren Fatma Nur Çelik, kızı ile birlikte dün akşam Zeytinburnu sahilinde ölü bulundu.

Davayı takip eden Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, bugünkü basın açıklamasında, Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüler’in ölümünün yalnızca bireysel bir trajedi olmadığını belirterek, sürece dahil olan kurumların sorumluluğunun araştırılması gerektiğini kaydetti.

Açıklamada, çocuğa yönelik istismar iddiaları bulunan baba hakkında tutuklama tedbirinin uygulanmadığı, dosyada sunulan delillere rağmen ilk aşamada takipsizlik kararı verildiği ve bu kararın kamuoyu baskısıyla kaldırıldığı öne sürüldü.

'ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARI GÖZETİLMEDİ'

Dernek, mağdur çocuğun Adli Görüşme Odası’nda uzmanlar eşliğinde dinlenmesi gerekirken mahkeme salonunda ifade vermek zorunda bırakıldığını savundu.

Fatma Nur Çelik ve Hifa'nın ölümünde 'şüpheli' tepkisi: Ağır ihmaller var - Resim : 1
Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüler

Yargılama sürecinde anne ve çocuğun psikolojik durumunun dikkate alınmadığı ileri sürülen açıklamada, mahkeme başkanının tutumuna karşı yapılan başvuruların da reddedildiği belirtildi.

SAĞLIK HİZMETLERİNE ERİŞİM TARTIŞMASI

Açıklamada, çocuğun sağlık ve eğitim haklarına etkin biçimde erişemediği iddia edilerek, kamu kurumlarının gerekli koruyucu ve destekleyici tedbirleri zamanında almadığı ifade edildi. Anne Fatma Nur Çelik’in tedaviyi reddettiği yönündeki açıklamaların gerçeği yansıtmadığı savunularak, sunulan sağlık hizmetlerinin çocuğun durumuna uygun olmadığı öne sürüldü.

Dernek, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumluların ortaya çıkarılması için sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını bildirdi.

Açıklamada, soruşturmanın etkin, şeffaf ve bağımsız yürütülmesi çağrısı yapıldı.

Açıklamanın tamamı şöyle:

Şüpheli Ölüm / Şüphesiz Gerçekler

Fatma Nur Çelik ve Hifa İkra Şengüler’in yaşamını yitirmesi, yalnızca bireysel bir trajedi değil; kamu kurumlarının, yargı mekanizmalarının ve sürece temas eden birçok aktörün sorumluluğunu tartışmayı zorunlu kılan ağır bir tabloyu ortaya koymaktadır.

Bu süreçte yapılması gerekenler açık olmasına rağmen gerekli adımlar atılmamış, anne ve çocuk korunması gereken birer hak öznesi olarak görülmek yerine yalnız bırakılmışlardır.

Savcılık dosyasının ilk aşamasından itibaren dosyaya sunulan deliller ve isnat edilen suçun niteliği birlikte değerlendirildiğinde, çocuğa yönelik istismar iddiaları bulunan baba hakkında tutuklama tedbirinin derhal uygulanması gerekirken bu tedbire başvurulmamıştır. Hatta savcılık aşamasında sunulan ve toplanan bütün delillerle suç sabit olmasına rağmen verilen takipsizlik kararı, siyasiler, STKlar ve avukatların baskısı ile kaldırılmıştır.

Üç yaşından itibaren öz babası tarafından istismar edildiği yönünde ciddi şüpheler bulunan mağdur çocuk Hifa İkra Şengüler’in hukuka uygun biçimde Adli Görüşme Odası’nda uzmanlar eşliğinde dinlenmesi dahi sağlanmamış, küçücük çocuk yaşadığı cinsel istismarı mahkeme salonunda onlarca insan önünde anlatmak zorunda kalmıştır. Yürütülen yargılama sürecinde hem çocuğun hem de annenin içinde bulunduğu ağır travmatik durum gözetilmemiş, süreç boyunca anne ve çocuğun psikolojik bütünlüğünü koruyacak bir yaklaşım benimsenmemiştir. İlgili mahkeme başkanı tarafından, anne Fatma Nur, mahkeme salonunda herkesin içerisinde aşağılanmıştır. Tarafımızca hakimin reddi talep edilmiş ve ilgili başkan HSK'ya şikayet edilmiştir. Ancak her iki talebimizde de red kararı verilmiştir. Yargılama pratiğinin sergilediği bu tutum, mağduriyetin derinleşmesine neden olmuştur.

Hifa İkra Şengüler’in en temel haklarından biri olan sağlık hizmetlerine zamanında ve etkin biçimde erişiminin sağlanması, ayrıca çocuğun yaşına ve ihtiyaçlarına uygun şekilde eğitim hakkından kesintisiz yararlanabilmesi için gerekli koruyucu ve destekleyici tedbirlerin gecikmeksizin alınması gerekirdi. Buna rağmen kamu kurumlarının sorumluluğundaki bu mekanizmalar etkin biçimde işletilmemiştir.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamalarda iddia edildiğinin aksine, anne Fatma Nur Çelik tedavi sürecini reddetmiş değildir. Aksine Fatma Nur Çelik, çocuğuna nitelikli ve erişilebilir bir tedavi sağlanabilmesi için uzun süre boyunca ciddi bir çaba sarf etmiştir. Ancak kamu otoriteleri tarafından sunulan sağlık hizmeti, evden çıkamayacak durumda olan bir çocuk için yatılı tedavi ya da evden sağlık hizmeti vermek yerine ayaktan hastane randevu verilmesi gibi fiilen yararlanılması mümkün olmayan uygulamalarla sınırlı kalmıştır. Bu nedenle sunulduğu iddia edilen hizmetlerin çocuğun gerçek ihtiyaçlarını karşılayan bir sağlık desteği sağladığını söylemek mümkün değildir.

Son bir yıldır Fatma Nur Çelik ve Hifa İkra Şengüler’in yanlarındaydık. Birlikte mücadele ettik, birlikte dayanışma ördük. Onların duyulmayan sesi olmaya çalıştık ve birlikte mücadele etmek için elimizden geleni yaptık.

Süreç boyunca anne ve çocuğa temas eden, yardım vaadinde bulunan çok sayıda sivil toplum temsilcisi, politikacı ve kamuoyunda tanınan isim ise kısa süre içinde bu teması kesmiş ve anne ile çocuğu fiilen yalnız bırakmıştır. Bu durum yalnızca bireysel iyi niyet tartışması olarak değerlendirilemez. Kamuoyu önünde verilen sözlerin hızla geri çekilmesi, zaten kırılgan bir yaşam mücadelesi veren anne ve çocuğun güven duygusunun ağır biçimde zedelenmesine neden olmuştur.

Tüm bu tablo ortadayken, başta Bakanlık olmak üzere sorumlu kurumların kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda sorumluluğu üstlenmek yerine gerçekliği çarpıtan bir anlatı kurduklarını görmekteyiz. Anne ve çocuğun maruz bırakıldığı ihmaller zincirini görünmez kılmaya çalışan bu açıklamaları kabul etmiyoruz. Kurumsal sorumluluğu gizlemeye yönelik bu yaklaşım, yaşananların üzerini örtme çabasından başka bir anlam taşımamaktadır.

Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüler’in yaşamını yitirdiği bu olayın tüm yönleriyle ortaya çıkarılması zorunludur.

Çocuğa yönelik istismar iddiaları bulunan şüpheli hakkında neden tutuklama tedbiri uygulanmamıştır?

Çocuğun üstün yararı gerektirdiği halde neden gerekli koruyucu, destekleyici ve sosyal tedbirler zamanında alınmamıştır?

Sağlık ve sosyal hizmet mekanizmaları neden etkin şekilde işletilmemiştir?

Anne ve çocuğun defalarca dile getirdiği ihtiyaçlar karşısında kamu kurumları neden harekete geçmemiştir?

Bu soruların tamamı yanıtlanmadan bu dosyanın kapanması mümkün değildir.

Fatma Nur Çelik ve Hifa İkra Şengüler’in yaşamını yitirdiği bu olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumluların ortaya çıkarılması için sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı açıkça ifade ediyoruz. Şüpheli ölümlere ilişkin soruşturmanın etkin, şeffaf ve bağımsız biçimde yürütülmesi için mücadelemizi sürdürecek; kastı, ihmali, kusuru ve liyakatsizliği bulunan tüm kişi ve kurumların hesap vermesi için hukuki ve toplumsal tüm yolları kullanacağız.

GÖZYAŞLARIMIZA RAĞMEN, BOYUN EĞMEYECEĞİZ!