5 Aralık günü, Sözcü gazetesinin internet sayfası; “DEM, Erdoğan’ın hayaline yeşil ışık yakmadı” başlığını atmış.
Duy da inanma!
Erdoğan, DEM’den bir şey alacaksa, onun hesabını yapar, faydasına olan bir durum görürse onu alır.
*
Nasıl alır?
‘DEM’in istediğini’ ona verir, kendi istediğini DEM’den alır.
Bunun için de “AKP mutfağında pişen bir Anayasa’ya onay vereceğimizi düşünmek bizi tanımamaktır.” demek, bir siyasi refleksten öte bir şey olmasa gerek.
*
Maalesef bugünlerde kim, kime, ne derse desin fark etmiyor.
Ağıza alınmayacak sözler söyleseler de önemli değil.
“Siyaseten söylenmiştir” denilir.
“Seçmenine mesaj verilmek istenmiştir.” denilir.
Hatta “Bu ve benzeri ifadeler siyasetin gereği söylenebilir de!” denilir ve arkaya bakmadan gidilir.
*
Bugün de öyle olmadı mı?
Bu sürdürülmek istenen barış sürecinin çok öncesinde, AKP Genel Başkanı Erdoğan’a bir gazeteci, “PKK ile dolayısıyla DEM ile bir araya gelir misiniz?” mealindeki bir soruya Erdoğan:
“Bu soruyu bana niye soruyorsunuz, gidin CHP’ye sorun” mealinde bir cevap vermişti. Ve asla teröristbaşını muhatap almayacaklarını söylemişlerdi.
Daha sonra ne oldu?
“Biz bu süreci AKP, MHP ve DEM ile birlikte yürüteceğiz.” denildi.
*
Demek ki neymiş?
Siyasetin rengi ne siyahmış ne beyaz.
Gri imiş.
Ve onun bütün tonları.
*
Ne demek istiyorum?
Türk siyasetinde öyle bir konuma gelindi ki yerelinde de genelinde de insanlar değişiveriyor. Dün seçildiği partiyi bir çırpıda bırakıyor ve bir başka partiye geçilebiliyor.
Para, ki harcanıp tükenecek…
Verilen unvanlar ise bir gün elinden alınacak.
Kimse bunun farkında değil ve ‘An’ yaşanmak isteniyor.
*
Parti değiştirenler, zaten önceden kılıfını hazırladıklarına göre kimsenin yüzünün kızardığı yok!
Siyasetimizin bu tutarsız değişmelerinden en çok bedeli öder görünen CHP olurken, kazanan görünen ise hep AKP oldu.
*
Demem şu:
Gülistan Kılıç Koçyiğit’in “Erdoğan’ın hayaline DEM yeşil ışık yakmadı” sözü, havada kalmış oluyor gibi geliyor bana.
*
Eğer doğrudan doğruya iktidarın başından; “Öcalan için bütün kapıları açıyorum ve gerekli talimatları verdim, şu süreye kadar bu terörü bitireceğiz.” sözü, bizzat duyulmuş olsaydı, bu iş -olumlu ya da olumsuz- çoktan sonuçlanmıştı.
Ben öyle düşünüyorum.
Bugüne kadar neyi istedi de yapamadı ki onu yapamasın!
*
Ancak Sayın Erdoğan, terörist başının bu zamana kadar özgür bırakılmasıyla ilgili hep sessiz kaldı.
Ya da konuştu da ben duymadım.
*
Bahçeli’nin önü alınamaz çıkışlarında dahi sessiz kalmayı sürdürdü.
Sessiz kalması da bana göre normal.
Çünkü ileride ne olacağı belli değil.
İlerisi karanlık.
Erdoğan da bunu görüyor ve sessizliğiyle Sayın Bahçeli’yi üzmüyor.
Çünkü ona çok ihtiyacı var. En çok da Sayın Bahçeli Erdoğan’ın elini güçlü tutuyor.
*
DEM’i tanımaya gelince:
Onları tanımayan, niyetlerini bilmeyen var mı acaba!..