Dünyada birçok kanlı olayın faili ABD bize de az çektirmedi.

Birkaçını hatırlayalım:

-1960, 1971, 1980 darbeleri ile 2016’daki FETÖ darbe girişiminde ABD’nin parmak izleri vardı.

-1964’de Kıbrıs’ta Türklere yönelik zulmü önlemek için yapacağımız askerî müdahale de, dönemin ABD Başkanı Johnson’un gönderdiği tehditkâr mektupla engellendi.

-1974’deki Kıbrıs Barış Harekâtı, ABD karşı çıktığı halde yapıldı. Bunun ardından birçok ambargoya maruz bırakılarak ekonomimiz darboğaza sokuldu.

-Orta Doğu’yu yeniden şekillendirmek için PKK’yı başımıza bela eden de ABD’ydi. Bu terör örgütüne binlerce TIR bomba, silah ve mühimmat gönderdi. Teröristleri maaşa bağladı. Bize ise parasını peşin ödediğimiz savaş uçaklarını bir türlü vermedi.

***

Yine de ucuz atlattık sayılır.

Bir de İran, Irak, Suudi Arabistan, Libya, Suriye ve Venezuela gibi petrol zengini olsaydık ABD başımıza daha ne çoraplar örerdi kim bilir!

Bu kriminal devletin petrol zengini ülkelere neler yaptıklarına kısaca bakalım:

-İran'ın başı petrolü yüzünden derde girdi.

Rıza Pehlevi döneminde İran petrolünü dilediği gibi kullanan ABD, 1979'da Ayetullah Humeyni'nin iş başına gelmesinin ardından dışlandı. Ve o tarihten sonra İran, ABD’nin oyunlarıyla uğraştı hep. Şimdi de onların füze ve bombalarının hedefi oluyor.

-Irak'ın başı petrolü yüzünden derde girdi.

1979'da yönetimi ele geçiren Saddam Hüseyin, 2003'te ABD'nin ülkeyi işgal etmesiyle devrildi, 2006'da idam edildi. ABD'nin işgali de, ondan sonra yaşanan iç savaşlar da hep ülkenin zengin petrol kaynaklarına sahip olması ve ABD’nin bunların kontrolünü ele geçirmek istemesindendi.

-Suudi Arabistan'ın başı petrolü yüzünden derde girdi.

Ülkeyi uzun yıllardır monarşiyle yöneten hanedan, kendilerini tehdit ettiğini düşündüğü ülkeler karşısında koruyucu kabul ettiği ABD'ye petrol kaynaklarını sonuna kadar açtı. ABD'li silah tüccarları da burayı neredeyse haraca bağladı. ABD ve Çin’den sonra askeri harcamalara en çok para ayıran ülke olarak biliniyor.

- Libya'nın başı petrolü yüzünden derde girdi.

Yönetimi 1969'da ele geçiren Muammer Kaddafi ağır bir dikta rejimi uyguladı. 2011'de zengin petrol kaynaklarından pay almak isteyen başta ABD olmak üzere süper güçlerin oyunlarıyla başlayan iç savaşta devrildi, linç edilerek öldürüldü. Ülke bugün hâlâ huzur bulmuş değil.

- Suriye'nin başı petrolü yüzünden derde girdi.

Ülkeyi 1971'den 2000'e kadar Hafız Esad yönetti. Onun ölümünün ardından devlet başkanlığı görevini oğlu Beşar Esad üstlendi. 2011'de zengin petrol kaynaklarına sahip olmak isteyen ABD ve Rusya’nın oyunlarıyla ülkede kanlı bir iç savaş başladı. Yüz binlerce insan hayatını kaybetti, milyonlarcası yerlerinden yurtlarından oldu.

Venezuela’nın başı petrolü yüzünden derde girdi.

Nicolas Maduro 2013’te Venezuela Devlet Başkanı olmuştu. Sosyalist görüşleriyle tanınıyordu. Ülkesinin zengin kaynaklarını ABD’ye peşkeş çekmediği için “sakıncalı liderler”den biri olarak görüldü. O kadar ki 3 Ocak 2026’da sarayına operasyon düzenleyen ABD’li komandolar tarafından eşiyle birlikte alınarak New York’a götürüldü, mahkemeye çıkarıldı ve tutuklandı. Halen hem kendisi hem eşi cezaevinde bulunuyor.

***

Sonuç olarak diyeceğim şu:

Hem bizim hem dünyanın huzura kavuşması ancak ve ancak ABD’yi durdurmakla mümkün olur.

OKULDAKİ ŞİDDETİ ÖNLEMENİN FORMÜLÜ

17 yaşındaki öğrencinin, öğretmenini bıçaklayarak öldürmesi, okullardaki güvenlik sorununu bir kez daha gündeme getirdi.

Benzer nitelikte üzücü olayların yaşanmaması için Milli Eğitim, Sağlık ve İçişleri Bakanlıklarının ortaklaşa çalışarak şu önlemleri almaları gerekir:

1 - Anaokullarından üniversitelere kadar her derecedeki okulda yeteri kadar güvenlik elemanı bulunmalıdır. Bunun yanı sıra tüm okullara dedektörlü kapılardan geçilerek ve x-ray cihazlarının denetiminin ardından girilebilmelidir.

2 - Medyada yer alan haberlerde öğretmenini öldüren öğrencinin akıl hastası olduğu, cinayetten iki gün önce akıl hastanesinden babası tarafından çıkarıldığı belirtiliyor.

Bu durum okullarda genel bir akıl sağlığı taraması yapılmasının gerekliliğini ortaya koyuyor.

3 - Uyuşturucu kullanımı sadece yetişkinler arasında değil ergenler hatta çocuklar arasında da giderek artıyor.

Uzmanlar şiddete yönelmekle uyuşturucu kullanmak arasında yakın ilişki olduğunu belirtiyorlar.

Bu nedenle uyuşturucuyla yoğun mücadele büyük önem taşıyor.

Anneler ve babalar, çocukları uyuşturucu kullanıyorsa bunu nasıl anlayacakları konusunda aydınlatılmalıdır.

4 - Ruhsatsız silah taşımanın yanı sıra her türlü kesici alet taşımak da hapis cezasını gerektiren suçlar arasında yer almalıdır.

5 - Televizyonlardaki film ve dizilerde silah ve şiddet görüntülerinin yayınlanması, sigara içilmesi görüntüleri gibi yasaklanmalıdır.

6 - Sosyal medyaya çeki-düzen verilmeli, bilgisayarlarda şiddet içerikli oyunlara girişler engellenmelidir. Bu konuyu düzenleyecek yasa teklifi daha fazla gecikmeden Meclis’te kabul edilmelidir.