Yeniçağ Gazetesi
11 Haziran 2026 Perşembe
İstanbul 19°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
E-Gazete

Emri Atatürk vermişti: Kömür madeninden çıkan safkanın soyu pistlerde

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bu atı bulun” emri, Türk atçılığının kaderini değiştirdi... Bağdat’ta bir kömür madeninde yaralı bulunan Baba Sa'd ile ölüm haberi Ankara’ya “Kuruş yattı kalkmaz” telgrafıyla bildirilen Baba Kuruş’un hikâyesi ve pistlerde fırtına gibi esen efsanevi soyları...

Kaynak: Diğer Yeniçağ'ı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Emri Atatürk vermişti: Kömür madeninden çıkan safkanın soyu pistlerde - Resim: 1

Mustafa Kemal Atatürk'ün "Bu atı bulun" emrini verdiği an, Türk atçılık tarihi için yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Bağdat yarışlarında hiç yenilgi yüzü görmemiş olan o safkan bir kömür madeninde yaralı halde bulunurken, Suriye dağlarından getirilen diğer bir efsane ise acı haberini Ankara'ya iletmekten çekinen bir hara müdürünün çektiği tarihi telgrafla hafızalara kazındı.

1 10
Emri Atatürk vermişti: Kömür madeninden çıkan safkanın soyu pistlerde - Resim: 2

Milliyet'ten Fazilet Şenol'un haberine göre, 1930'lu yılların başı... Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk yabancı bir gazeteye bakıyordu. Sayfaların birinde, sütunlar arasına sıkışmış küçük bir fotoğraf dikkatini çekti. İnce bacakları, geniş alnı ve asil duruşuyla bir Arap safkanıydı.

2 10
Emri Atatürk vermişti: Kömür madeninden çıkan safkanın soyu pistlerde - Resim: 3

Mustafa Kemal Atatürk yaveri Salih Bozok'a döndü ve talimat verdi: "Bu atı bulun. Onunla atçılığımızın temelini atalım."

O sabah dile getirilen o birkaç kelime, Türk atçılığının kaderini baştan yazacaktı. Ancak bu hedefe ulaşmanın hiç de kolay olmayacağı çok geçmeden fark edildi. Zira peşine düşülen at; Bağdat'ın hipodromlarından Bombay'ın yarış pistlerine uzanan, oradan da bir kömür madeninin tozlu karanlığına savrulan tam bir efsaneydi. Onu bulmak; aylar süren bir çabayı, aşiretlerin kapısını tek tek çalmayı ve nihayetinde kimsenin hayal bile edemeyeceği bir manzarayla karşı karşıya kalmayı gerektirecekti.

3 10
Emri Atatürk vermişti: Kömür madeninden çıkan safkanın soyu pistlerde - Resim: 4

1930'ların başında Türkiye'de tarım ve hayvancılık alanında ciddi bir dönüşüm yaşanıyordu. Cumhuriyet, yalnızca siyasi sınırlarını değil; toprağını, suyunu, hayvanını da yeniden inşa ediyordu. Bu dönüşümün en sessiz ama en kalıcı halkalarından biri, safkan Arap atçılığına ilişkin alınan stratejik bir karardı. Tarım Bakanlığı uzmanlarının hazırladığı raporda, safkan Arap atının tarihsel anayurdu kabul edilen Arabistan coğrafyasında, en seçkin soyların hızla erimekte olduğu yazıyordu.

Aşiretler dağılıyor, atlar satılıyor, efsane kan hatları birbirinden kopuyor, yok oluyordu. 1932 yılında ilk uzman heyet bölgeye gönderildi. Musul'dan Kerkük'e, Halep'ten Basra'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada, aşiretlerin ahırlarından hipodromların kayıt defterlerine kadar her şey tek tek tarandı. Bu çalışmaların meyvesi olarak 22 safkan Arap atı Türkiye'ye getirildi. Ancak asıl büyük operasyon henüz başlamamıştı.

4 10
Emri Atatürk vermişti: Kömür madeninden çıkan safkanın soyu pistlerde - Resim: 5

Veteriner hekimler M. Nurettin Aral, Prof. Dr. Selahattin Batu ve Zootekni at uzmanı İhsan Akhun'un başını çektiği üç kişilik özel bir ekip, Orta Doğu'ya hareket etti. Görevleri dünyanın en asil Arap atı kan hatlarını bulmak ve Türkiye'ye taşımaktı.

Heyet, aylar boyunca at sırtında zorlu yollar aşarak uzun mesafeler katetti. Humus'tan Hama'ya, Halep'ten Şam'a, Bağdat sokaklarından çöl aşiretlerinin çadırlarına kadar uzanan bu yolculuk, sıradan bir alım-satım gezisi değildi. Her hayvan özenle incelendi; soy belgeleri sorgulandı, fiziksel özellikler ölçüldü, yarış geçmişleri araştırıldı. Uzun arayışlar sonucunda heyet, Bağdat'ın kenar mahallesindeki karanlık bir kömür madeninde, ekibin aradığı atı buldu.

5 10
Emri Atatürk vermişti: Kömür madeninden çıkan safkanın soyu pistlerde - Resim: 6

Bağdat'ta 1928 yılında dünyaya gelen Baba Sa'd; babası 'Ebu Küheylettül Cietni' ve annesi 'Ümü Küheyletül Sa'de' ile o dönemin en seçkin Şübuvve ailelerinden birinin parçasıydı. Uzmanlarca döneminin en asil kan hatlarından biri olarak nitelendirilen bu soy, Arap atı yetiştiriciliğinde sadece kısıtlı bir çevrenin vakıf olduğu köklü bir mirasa dayanıyordu. Henüz gençken sergilediği sürat ve karakterle öne çıkan Baba Sa'd, Bağdat pistlerinde hızla adını duyurdu. Katıldığı tüm büyük yarışları birinci bitirerek hipodromların rakipsiz efsanesi haline geldi. Değeri o kadar büyüktü ki, Hindistan'dan sadece aygırlık yapması için dönemin parasıyla yaklaşık 10 bin Türk lirasına denk gelen 12 bin rupilik dev bir teklif sunuldu; fakat sahibi bunu kabul etmedi.

Türk heyetinin mal sahibini ikna etmesi kolay olmadı; pazarlığın detayları, günü ve saati gizemini korusa da sonunda tek maddelik bir şartla el sıkışıldı: Efsane safkan bir daha asla yarışmayacak, sadece damızlık olarak hizmet verecekti. Bu anlaşmanın ardından Baba Sa'd, 1933 senesinde 850 franga satın alınarak Türkiye'ye kazandırıldı.

6 10
Emri Atatürk vermişti: Kömür madeninden çıkan safkanın soyu pistlerde - Resim: 7

İkinci büyük efsanenin hikâyesi ise farklı bir coğrafyada, Suriye'nin dağlık kuzeybatısında başlıyordu. Akkar Dağı eteklerindeki küçük Halbe köyü, o yıllarda Suriye Arap atçılığının en önemli merkezlerinden biriydi. Buradaki Abdülhamit Ağa'nın ahırında, 1921 doğumlu Baba Kuruş yaşıyordu. Babası 'Seklavii Şieyfi', annesi 'Küheyletülkuruş' olan bu safkan, Kuruş hattının (Arap at yetiştiriciliğinin en kadim ve en prestijli soy hatlarından birinin) nadir temsilcilerindendi. Baba Kuruş henüz Türkiye'ye gelmeden önce bile adı bölge sınırlarını çoktan aşmıştı. Yavrularının Suriye ve Mısır yarışlarında rakipsiz olduğu haberler bir kıtayı dolaşıyordu. Türk heyeti Baba Kuruş'u Abdülhamit Ağa'dan satın aldığında dönemin ünlü yetiştiricilerinden Hami Farasi, durumu tek bir cümleyle özetledi: "Suriye ve Lübnan Arap atçılığı büyük kayıp yaşadı." 23 bin 100 franga el değiştiren efsane aygır, Türkiye'ye doğru yola çıktı.

7 10
Emri Atatürk vermişti: Kömür madeninden çıkan safkanın soyu pistlerde - Resim: 8

KARACABEY'E GÖNDERİLDİLER

Baba Sa'd ve Baba Kuruş, Türkiye'ye gelişlerinin ardından Bursa'da bulunan Karacabey Harası'nda damızlık olarak kullanılmaya başlandı. Baba Sa'd 17 yıl boyunca 147 tay verdi. Bu tayların arasından çıkan isimler bugün hâlâ Türk yarışçılık tarihinin altın sayfalarında yer alıyor: Akbatur, Satvet, Albatur, Caş, Ersoylu, Haberbatur, Uludağ, Özgünhan, Kafkaslı, Ayabakan…

Baba Kuruş ise 11 yıl boyunca 141 tay verdi. Uzmanlar onun hattını bugün de özellikle tanımlıyor: Güçlü kemik yapısı, olağanüstü dayanıklılık, üstün yarış karakteri ve ilginç bir özellik olarak yumuşak huyluluk. Bir yarış atı için bu kombinasyon nadir bulunuyordu.

8 10
Emri Atatürk vermişti: Kömür madeninden çıkan safkanın soyu pistlerde - Resim: 9

KURUŞ KURTULAMADI

Takvimler 1945'i gösterdiğinde Baba Kuruş hastalandı. Ankara'dan sürekli bilgi isteniyordu. Atın sağlığına olan ilgi o kadar yoğundu ki dönemin yöneticileri; Ankara'dan sürekli bilgi isterken, "Mutlaka Baba Kuruş'u iyileştirin. Sakın bize öldüğünü söylemeyin" diye Hara'ya haber gönderdiği rivayet edilmişti. Ancak Baba Kuruş tüm çabalara rağmen öldü. Sonunda Hara Müdürü Mümtaz Bey telgrafın başına oturdu ve sadece bir cümle yazdı: "Kuruş yattı kalkmaz, Hara Müdürü Mümtaz." Bugün bu telgraf, Hara tarihinin en çok anlatılan belgeleri arasında yer alıyor.

9 10
Emri Atatürk vermişti: Kömür madeninden çıkan safkanın soyu pistlerde - Resim: 10

İLK AT ANIT MEZARLIĞI

Hayatlarını kaybettiklerinde bulundukları topraklara gömülen Baba Sa'd ve Baba Kuruş'un mezarları, zaman içinde görev yapan işletme müdürleri tarafından anıtlaştırıldı. Etrafı çevrilen, üzeri kapatılan ve türbe mimarisiyle inşa edilen bu özel alan, günümüzde Karacabey Harası sınırları içinde Türkiye'nin ilk at anıt mezarlığı olarak varlığını sürdürüyor.

10 10