2026 başında yaşanan petrol krizi ile akaryakıt fiyatlarının yükselmesi, elektrikli araçlar lehine olan bu farkı daha da açtı.

ICCT'nin yayımladığı "EV Transition Check" raporu, şarj bütçesi ile akaryakıt giderleri arasındaki makasın elektrikli araçlar yararına genişlediğini ortaya koydu. Aracını yalnızca halka açık şarj istasyonlarında şarj eden sürücüler için dahi işletme maliyeti avantajı yüzde 28 seviyesinde kaldı. 2026’nın başında içten yanmalı motorlu araçların enerji giderleri yüzde 12 ila yüzde 36 oranında artış gösterirken, elektrikli araçların şarj maliyetleri sabit seyrini korudu.

ARAÇ VE BATARYA FİYATLARINDA CİDDİ GERİLEME

Elektrikli otomobillerin bütçe dostu yapısı yalnızca kullanım aşamasıyla sınırlı kalmadı. 2020-2025 yılları arasında küresel batarya maliyetleri yüzde 35 gerilerken, araçların satış fiyatları da benzinli modellerle benzer seviyelere geldi. Aynı dönemde enflasyon ve menzil güncellemeleri düzeltildiğinde elektrikli otomobil fiyatları yüzde 18 düşüş gösterirken, içten yanmalı araçların fiyatları yüzde 2 artış kaydetti. Avrupa pazarındaki elektrikli model seçeneği ise beş yılda dört katına çıktı.

ÇEVRESEL ETKİDE YÜKSEK TASARRUF

Raporda ekonomik verilerin yanı sıra çevresel faktörler de incelendi. Tüm yaşam döngüsü dikkate alındığında tam elektrikli otomobiller, benzinli rakiplerine kıyasla yüzde 73 daha az sera gazı emisyonu üretiyor. Bataryalı uzun yol kamyonlarında ise çevresel tasarruf oranı dizel araçlara kıyasla yüzde 86 seviyelerine kadar ulaşıyor.