Farkında mısınız uzun süredir eğitimi konuşmuyoruz, sağlığı da konuşmuyoruz. Demek ki oralarda bir sorun yok işler yolunda gibi, arada bir ekonomiyi konuşuyoruz ama, ekonomiyi de yine kendi üzerimizden konuşuyoruz sadece , yani her vatandaş kendi ekonomisinden menkul gibi bir şey oluşuyor, kafalarda yavaş yavaş.
Konuşmadığımız eğitim konusunun Türkiye’nin başlangıçtan beri en önemli konusu olması gerektiğini savunanlardanım. Ancak defalarca değiştirilip hala tam bir neticeye ulaşmamış olan sistemin defolarını örtmek adına herkesi üniversiteli yapma planı devreye sokulmuştu önce.
Bu umut süresi dolunca zaten ülkenin umutsuz gençleri arasına katılıp bir şekilde eşitlenmenin kabulü sağlandı. Ama elbette oradan da başka sıkıntılar gelmeye başladı, ama çok da önemi kalmayacak nasıl olsa bir süre sonra.
Eğitim konusunda da daha önce birkaç farklı deneme yapıldı zaten ama en son geldiğimiz noktada daha az bilgi ve bilgili insan kaynağı hedefine doğru hızla ilerliyor gibiyiz.
Sağlık ise tam olarak şehir hastanelerinin ekonomik maliyetleri ve o maliyetlerin şehirlerdeki yatak sayısını artırıp artırmama bölümünde kaldı son olarak.
Elbette atladıklarım ve kaçırdıklarım olabilir ama bu konularda çok daha büyük ve olumlu gelişmelerin olmadığından eminim.
Dahası her iki konu ile direk ilgili olan Gençlik meselesine de epeydir sıra gelmiyor gündemden dolayı. Gençlik kendisini kurtarmak adına eğitim konusundan ümidine kesmek üzere, kesmeyenler de kendilerini bir şekilde yurt dışına atmayı planlıyor. Bu yurt dışı planlarını yapanlar çoğunlukla iyi yetişmiş isimler.
Onlar kadar donanımlı olmayan ya da olamayan bir çok genç ise yurt içinde siyaseten bir beklenti içine giriyor. Karşılığını alanlar da doğal olarak alamayanlardan çok daha az. O zaman o karşılığı alamayanlar ya da herhangi bir beklentisi olmayanlar ne yapıyor diyorsanız, sokaklara bakın zaten görürsünüz.
Dernekler vakıflar ve Belediyeler eliyle bu yaraların sarılması için samimi gayretler olsa da gençler bir süre sonra o gayretlerle yetinmek de istemiyorlar. Kısa süre içinde mevcut siyaset içinde bir beklentileri de kalmayacak gibi.
Dikkat ederseniz burada gençleri bir çok konuda eşitlemeyi başardık sayılır. İstisnai olarak iyi eğitim alanları da aşağılamayı da ihmal etmiyoruz tabi ki.
En son Vedat Milör üzerinden yaşanan bir hadise oldu mesela ve aslıda bence böyle bir hamleyi bence iktidar da istemez ve öngörmezdi diye düşünüyorum. Bu tip hamleler, eğer gerçekten bir dava konusu varsa bile o konuların sulanmasından başka bir şeye yaramaz. Ama ülkenin içinde bulunduğu ruh hali açısından bazı ip uçları verir.
Ben de bu anlamda merak ederek daha önce hiç de ilgimi çekmeyen bir şekilde Vedat Milör kimdir diye yazdım İnternete, ve kendi sitesinde bir öz geçmişe rastladım
“İstanbul doğumluyum. Annem ile babam ben 5 yaşındayken ayrıldığı için beni büyükannem ve büyükbabam büyüttü. Büyükbabam Mecidiyezade ailesinden (hala aynı adı taşıyan camileri Konya’da) Tahir Paşa’nın torunu Tahir Bey, büyükannem ise ulema ve medrese sahibi Ulusan-Karahafız ailesinin kızı Handan Hanım idi.
Galatasaray Lisesi ardından Boğaziçi Ekonomi, son derece pretijli okullar. Ama zaten o eğitim hayatının falan çok büyük bir anlamı yok yukarıda yazdıklarımızdan anlaşıldığı üzere, ama sadece Konyalı bir Osmanlı ailesinin torunu olarak bile saygı görmesi beklenirdi değil mi? Değil çünkü o hayalin de artık başka sahipleri var .