Yeşilçam dönemi Türk filmlerinde sık kullanılan klişe replikler vardı:

“Biz ayrı dünyaların insanıyız”, “Sizi ebediyete kadar bekleyeceğim”, “Demek aşkımız bir yalandı”, “Parayla saadet olmaz”, “Muhitimize geldik, lütfen burada ayrılalım” bunlardan sadece birkaçıydı.

O dönem filmlerinin popüler repliklerinden biri de “Durun siz kardeşsiniz!” idi.

Aralarında husumet bulunan ancak kardeş olduklarını bilmeyen iki film kahramanı silahlarını çekip birbirlerine doğrultunca, onların geçmişlerini bilen yaşlı bir kadın koşa koşa gelip çığlık çığlığa bağırırdı:

“Durun siz kardeşsiniz!”

Kardeş olduklarını öğrenen iki husumetli silahlarını atarak birbirlerine sarılır, ağlamaya başlarlardı.

***

Bunları hatırlamamın nedeni CHP ile Yeni Parti’de yaşananlar.

Sadece birkaç örnek vereyim:

-Antalya ve Uşak Belediye Başkanları, yıllardır birlikte siyaset yaptıkları arkadaşlarını yolsuzluk ve usulsüzlük yapmakla, rüşvet almakla suçlamadılar mı?

-Mahkemenin verdiği butlan kararıyla CHP’nin başına eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu gelince ortalık fena halde karışıp bir dönem yedikleri içtikleri ayrı gitmeyenler arasında adeta savaş çıkmadı mı?

-CHP’de yoğun bir istifa dalgası yaşanmadı mı? Ayrılanlar kalanlara ağır suçlamalarda bulunup Yeni Parti’yi kurmadı mı?

-Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in düzenlediği mitinglerde Kılıçdaroğlu için “Hain Kemal” sloganları atılmadı mı?

-CHP’den istifa edip Yeni Parti’ye geçenlerden kimileri, yıllardır görev yaptıkları CHP il başkanlığı binalarını boşaltırken duvarlara “Hain Kemal” diye yazmadı mı?

-Menderes Belediyesi’nde başkan vekili seçimi sırasında CHP’liler ile Yeni Partililer yumruk yumruğa kavga etmedi mi? Bunun sonucunda başkan vekilliğine Ak Partili bir Meclis üyesi seçilmedi mi?

-CHP’den istifa edip Yeni Parti’ye geçen bir kişi, Oğuzeli ilçe başkanı olmasını engellediği gerekçesiyle Yeni Parti Gaziantep Milletvekili’ni bıçaklamadı mı?

***

Son söz:

Keşke Yeşilçam sinemasının o meşhur sahnesi bugün siyasette de yaşansa ve CHP ile Yeni Parti’nin hem kendi içlerinde hem birbirlerine karşı giriştikleri kavgalara yaşlı bir kadın var gücüyle bağırarak müdahale etse:

“Durun siz kardeşsiniz!”

+++++++

BODRUM RESTORANLARI GİBİ...

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerleştirme sonuçlarına bakarken dikkatimi çeken şeylerden biri, devlet üniversitelerinin kontenjanlarının tamamına yakını dolarken vakıf üniversiteleri kontenjanlarının yaklaşık 36 bininin boş kalmış olmasıydı.

Bana kalırsa, milyonlarca lirayı bulan fahiş yıllık eğitim ücretleri bu üniversitelere yeterli ilgi gösterilmeyişinin en önemli nedeni.

Çözüm çok kolay oysa:

Kimi vakıf üniversitelerinin yöneticileri, Bodrum’un lahmacunu 1500 liraya satan açıkgöz restoran işletmecileri gibi davranmayı bırakırlarsa sorun kendiliğinden çözülür.

***

YKS yerleştirme sonuçlarında dikkatimi çeken şeylerden biri de şu oldu:

Daha önce bir yükseköğretim programına yerleşmiş 64 bin 865 aday ile bir yükseköğretim programını bitirmiş 48 bin 895 aday bu yıl sınavı kazananlar arasında yer alıyor.

Bir yanda hiçbir yükseköğretim kurumuna giremeyip açıkta kalan 1.5 milyon aday, diğer yanda her 6 kontenjandan 1’inin yükseköğretim mezunu ya da öğrencisi olanlarca gereksiz yere işgali.

YÖK ve ÖSYM’nin bu tuhaflığa bir çare bulması gerekir.