Bundan tam 45 yıl önce 12 Eylül 1980’de askeri darbe olduğunda TRT Genel Müdür Yardımcısıydı Ertan Karasu.
Darbe gecesi TRT’de yaşananları, Ulus gazetesinde birlikte çalıştığımız dönemde ayrıntılı olarak dinlemiştim kendisinden.
Bir anısını nakledeyim:
“Darbeci komutanlar Kenan Evren, Nurettin Ersin, Tahsin Şahinkaya, Nejat Tümer ve Sedat Celasun, hazırladıkları darbe bildirisini tecrübeli ve tok sesli spiker Mesut Mertcan’ın okumasını istemişlerdi.
Saat 01.00’i gösterirken Mesut Mertcan’ı telefonla aradım, acilen TRT’ye gelmesini istedim.
Mertcan biraz sonra TRT’deydi. Aşırı derecede alkol almıştı. Yürümekte zorluk çekiyor, sağa sola sallanıyordu.
Arkadaşlar tuvalete götürdüler, başını musluğun altına soktular ve dakikalarca soğuk suyla yıkadılar.
Ayılması için seferber olduk, üst üste çay, kahve, limonata ikram ettik, üstünü başını düzelttik.

Saatler sonra darbe bildirisi elinde stüdyoya girdiğinde çok endişeliydik, fena halde korkuyorduk.
Okurken ya “hık... mık...” filan derse, metin dışına çıkıp saçma sapan şeyler söylerse ne olacaktı?
Neyse ki Mertcan tecrübesini konuşturdu, metni kusursuz okudu.
Çok şükür dedik, derin bir nefes aldık.”
***
Peki, darbe bildirisi okunduktan sonra neler oldu?
Bunu da Mehmet Ali Birand, Hikmet Bila ve Rıdvan Akar’ın birlikte hazırladığı 12 Eylül belgeselinden yararlanarak anlatayım:
Darbe bildirisinin okunmasından sonra Hasan Mutlucan’dan kahramanlık türküleri yayınlanmaya başlamıştı ki stüdyodakiler fırtına gibi içeri giren General Servet Bilgi’nin sesiyle irkildiler.
Bilgi’nin eli tabancasındaydı.
Öfkeyle “Neden Ruhi Su’dan bant çalıyorsunuz” diye bağırdı.
Stüdyodakiler, korkarak bandın Ruhi Su’ya değil Hasan Mutlucan’a ait olduğunu söylediler.
Yayın durduruldu, bant kontrol edildi. Hasan Mutlucan’a ait olduğu anlaşılınca tekrar yerine takıldı ve yayına devam edildi.
12 Eylül saat 13.00’de Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Kenan Evren, televizyondan halka hitap etti.
Evren yayın öncesinde çok heyecanlıydı. Bu yüzden sakinleşmek için bir adet Nobrium içmişti.
***
Şunu da ifade edeyim:
Darbecilerin televizyon yayınlarıyla ilgili en büyük icraatları darbeden yaklaşık 3.5 ay sonraki yılbaşı gecesinde TRT’ye dansöz çıkmasına izin vermeleri oldu.
Nesrin Topkapı, milyonlarca izleyicinin televizyonları başında merakla beklediği dans gösterisini başarıyla yaptı.
Bu Türk televizyon tarihinde bir ilkti.

“EFSANE”NİN YORUMU
Can Bartu, Fenerbahçe’nin efsane futbolcularından biriydi.
O kadar yetenekliydi ki, Fenerbahçe’nin hem basketbol hem futbol takımında oynadığı zamanlar oldu.
Anılarında, spor tarihinde belki de benzeri olmayan bir olayı şöyle anlatmıştı:
“Bir gün öğleden sonra Fenerbahçe futbol takımıyla Mithatpaşa Stadı’nda Beşiktaş maçına çıktım. 2 gol attığım bu maçta Beşiktaş’ı 4-2 yendik.
Bu maçın ardından yani aynı gün Spor Sarayı’na gidip Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynanan basketbol maçında yine Fenerbahçe forması giydim ve 32 sayı kaydettim.”
İtalya’da da yıllarca başarıyla top koşturmuştu. İtalyan taraftarlar kendisine “Sinyor Bartu” diyorlardı.
Fenerbahçe güzel bir vefa gösterisinde bulundu, Kadıköy Yoğurtçu Parkı’na elinde basketbol topu, ayağında futbol topu olan heykelini diktirdi Can Bartu’nun.

***
Efsane sporcumuzdan söz etmemin nedeni, Futbol Milli Takımımızın İspanya karşısında uğradığı hezimet.
Can Bartu anılarında sanki bugünleri görmüş gibi:
“Genç takımlara önem verilmezse başarılı olunamaz.
Bizdeki hata bu. Genç takımlara önem verilmiyor.
Ajax, Bayern Münih’i 4-0 yenince Bayern'in başkanına ‘Böyle bir fark olur mu?’ diye sordular.
Adam, ‘Evet olur. Bizim 12, Ajax'ın 32 tane genç takımı var. Aradaki fark budur’ dedi.”
***
Bugün yaşasaydı Milli Takımın uğradığı hezimeti herhalde şöyle yorumlardı:
“Hangi takımımızın doğru düzgün genç takımı var ki...
Bir de Süper Lig’deki takımlar bazen 9-10 yabancı futbolcuyla sahaya çıkıyorlar.
Futbol Federasyonu buna neden izin veriyor anlamak mümkün değil.
Bizim futbolcularımız nerede oynayacak, nasıl tecrübe kazanacak?
İspanya’dan 6 gol yenilmesine şükretmek gerekir. Daha da fazla olabilirdi.”
***
Tabii milli takımımızın son hezimetinden söz ederken yıllar önce İngiltere karşısında alınan 8-0’lık mağlubiyeti hatırlamamak olmaz.
O maçı TRT’de Abidin Aydoğdu anlatıyordu.
8’inci golü yememizin ardından duyduğu derin hayal kırıklığı ve üzüntünün etkisiyle aynen şöyle demişti:
“Vay anasını sayın seyirciler, 8 oldu.”