Kasım sonu Amerikan Başkanı Donald Trump, yaptığı basın açıklamasında “Kontrolsüz göç, ülkelerin önünde en büyük tehlikedir” sözleriyle aralarında Afganistan, İran, Libya ve Somali de olan toplamda 19 ülkeye Amerika’ya gelmelerini engelleyen seyahat yasağı getirdi.
Bu tarihten itibaren Başkan Trump aynı zamanda ülkesinde 18 milyon kaçak yaşayan insanların da sınır dışı edilmesi için resmen “savaş” açacağını da duyurmuş oldu.
Trump, ayıca bu “savaşı" federal polisler ve Federal İç İşleri Bakanlığına bağlı olan ICE yani Amerikan Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı üzerinden eyaletlerde yürüteceğini açıkladı.
Böylece federal polisler, eyalet polislere bağlı kalmadan kendi ekipleri ve istihbarat bilgileri üzerinden baskınları ve operasyonları düzenleyecek, ve yürütülen operasyonlar eyalet belediye başkanların kontrolünde değil, Beyaz Saray’ın kontrolünde olacak.
Bu açıklamadan hemen sonra çiçeği burnunda ve resmi görevini Ocak 2026’da başlayacak olan New York’un yeni seçilmiş ve kendisini bir “müslüman komünist” olarak tanımlayan Belediye Başkanı Zohran Mamdani, New York eyaletine “Federal polisler gelip de operasyon yapmaya kalkarsa, onları New York Polis Departmanı tarafından tutuklatacağım” sözleriyle karşı çıktı.
Peki, eyalet polisi gerçekten federal kolluk güçlerini tutuklayabilir mi?
Kısa cevap olarak belli koşular oluşursa altında EVET böyle bir yetkileri bulunuyordur.
Amerika’daki eyalet hukukuna göre, federal yetkililerin yürüttüğü operasyonlarda eyalet kolluk güçleri yürütülen soruşturmalara engel olamaz, federal yetkilileri eyalet dışı çıkartamaz veya kararı veto edemez.
Ancak eyalet yetkilileri destek vermeyi, bilgi paylaşımında bulunmayı, tutuklama yapmayı veya eyalet hapishanelerinin kullanılmasını da tamamen reddedebilir.
Ayrıca, eğer federal polisler eyaletin sınırları içerisinde halka karşı aşırı güç kullanırsa işte o zaman eyalet polisler, federal kolluk kuvvetlerini tutuklayabilir ve kendi eyaletlerin hapishanelerinde tutup yargılayabilir.
Eyaletin seçilmiş Belediye Başkanı aynı zamanda meclisini ICE teşkilatını sınırlayan yasaların çıkartılması için kullanabilir. .
Örneğin eyaletin içinde bulunan kaçak insanlara sığınma hakkı tanıyabilir.
ICE ve federal kolluk güçleri ile eyaletin işbirliğini kendisinden sonra bile geçerli olacak tamamen yasaklayan yasalar çıkartabilir.
ICE’ın uygulamalarına meydan okuyan davalar açabilir ve bunları açıktan destekleyebilir veya teşkilatı kamuoyunda açıktan kınayıp, federal güçlere karşı halktan sivil itaatsizlik yapmaları için çağrılarda bulunabilir.
Böylelikle belediye başkanı tutuklanmaları için de gerekli zemini oluşturmuş olur.
Federal polisler, eyalet polisleri ile karşı karşıya gelmesi veya silahlı mücadelede bulunmaları yasal olarak mümkün değilken, eyalet polislerine, eyalet kanunları dışında hareket ettikleri taktirde “özel durumlar” ve “öz savunma” için bu yetkiyi tanınıyor.
Yani "özel durumlarda” eyalet polisleri, federal polislere silah doğrultabilir.
Eyaletler ayrıca federal hükümetinin politikalarına karşı da davalar açabilir ve dava süreleri boyunca federal düzeyde yürürlükte olan kararları uygulamayabilir.
Dolayısıyla, bu imkân federal hükûmetinin çıkarttığı yasaların hemen tüm eyaletlerde uygulanılmasına da engel olmaktadır.
Ancak Federal yetkililer de aynı zamanda eyaletlerin çıkarttığı kanunlara da itiraz edebilir ve karşı davalar açabilir.
Örneğin şu an 20 eyalet Trump hükümetin aldığı göç politikalarına ve bunun için ayırdığı bütçeyi itiraz etmek için birden fazla davalar açmış durumdayken, Amerikan Federal Adalet Bakanlığı da seçmen kayıt listelerini federal yetkililere paylaşmayı reddettikleri gerekçesiyle 18 eyalete dava açmış durumda.
Şu an sadece 2025 yılında farklı eyaletler tarafından federal hükümete karşı yaklaşık 70 dava açılmışken, 18 dava da Federal hükümetin eyaletlere karşı açılmış durumdadır.
Eyaletlerin federal hükümete karşı açtığı ve kazandığı en önemli davalardan birisi de 1997 yılında Printz /Amerikan Birleşik Devletine karşı olan dava olarak bakılmaktadır.
Bu dava Amerika Birleşik Devletler Anayasası uyarınca eyaletler üzerindeki federal gücün sınırlarını belirleyen "dönüm noktası” kararı olarak bakılıyor.
Dava yerel kolluk kuvvetlerinin tabanca alıcıları hakkında kimlik göstermelerini ve GBT kontrollerini zorunlu kılan yasanın Montana Polis memuru Sherif Jay Printz tarafından “insan haklarına aykırı ve anayasaya aykırıdır” gerekçesiyle itiraz etmesi nedeniyle açılmıştı.
Dava sonucunda Printz haklı bulunduğundan, federal hükümet, eyalet memurlarını federal yasalarını uygulamakta zorunlu olmadıklarına karar verdi.
Sadece bu bir kaç örnekte görüyorsunuz ki Türkiye için bu sistemi hayal edenler ve gerçekleşmesi için çalışanlar, Türkiye’yi daha güçlü değil, tam tersi bizzat parçalamak istiyor.
Yani bugün belli bir grup tarafından “federasyon” hayalleri kuranlar esasında Türkiye için iç savaş planları yapıyor.
Bugün dünyada bulunan 195 ülke arasında sadece 27’si federasyon ile yönetilirken 126 ülke, Türkiye gibi merkezi üniter yapı ile yönetiliyor.
O yüzden “İstanbul, tek bir merkezden yönetmek için çok büyüktür” veya “Merkezi devlet yetkililerinin ciddi bir şeklide azaltılması, bölgesel yönetimler güçlendirilmesi gerekiyor” lafları ne tesadüf ne de iyi niyetlidir.
Bu düşünceye sahip olan her kimse Türkiye’ye karşı çalışmaktadır, Türkiye için değil!..