Bir kurgu yazılıyor memleketim üzerine…
Millet iradesi…
Millet sevdası…
Memleket sevdası denilerek, bir türlü dillerden düşürülmeyen, ancak milleti bu kadar öven ve göklere çıkaran anlayış, milletin yerelde kendilerini yönetmeleri için seçtikleri belediye başkanları bir bir tutuklu yargılıyor.
*
Tutuklanmaları mı gerekiyordu sanki?
Eski uygulamalar dikkate alınsaydı hiçbirisi tutuklanmayacaklardı.
‘Yurtdışına kaçma ihtimali’ gözönünde bulundurularak tutuklandılar.
Bu güvensizlik nereden kaynaklanıyor bu da düşündürücü!
*
Mesela Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, yurtdışına kaçacağına kargalar güler.
Niye biliyor musunuz?
Eğer öyle olmuş olsaydı İmamoğlu şöyle bir iddiada bulunabilir miydi?
“Ben suçluysam, o zaman İBB davasını canlı yayınlayın da millet benim suçluluğumu görsün” der miydi?
Diyor ama!
Sayın Adalet Bakanı, “İmamoğlu hâlâ canlı yayınlansın diyebiliyor mu acaba?” demesine karşı İmamoğlu, “Misliyle diyorum!” diyebilir miydi?
*
İktidar, sahiden Ekrem İmamoğlu ve tutuklu yargıladıkları belediye başkanlarının suçlu olduklarına inanmış olsaydı, bir saniye bile durmaz hiç şüphesiz televizyonlardan canlı yayınlanmasına izin verirlerdi.
Ama veremediler.
Neden?
!!!
*
Sayın Hasan Akgün’e ne demeli?
Sayın Akgün, 1994 yılından 5 Haziran 2025 yılına kadar aralıksız 30 yıl Büyükçekmece Belediye başkanlığı yapmış biri. 70 yaşından sonra yurt dışına mı kaçacaktı?
Gerçekten aşk olsun!
*
Ve benim ilçemin çiçeği burnunda genç Belediye Başkanı Sayın Utku Caner Çaykara!
Henüz Belediye Başkanı olduğunu fark edemeden o da iddiaların kurbanı oldu ve o da ‘Yurtdışına kaçma şüphesi’ düşüncesiyle tutuklu yargılandı?
Sonra ne oldu?
433 gün tutuklu yargılandıktan sonra yurtdışı yasağı konularak tahliye edildi.
Dışarıda ve ailesinin yanında.
*
Maalesef üzülerek söylüyorum ki iktidar, kendisine rakip gördükleri partinin tüm belediye başkanlarını tutuklu yargılayarak içeri atacak, sonra da -bir şekilde kendi partilerine geçmeleri ikna(!) edilerek- kendi saflarına çekecek.
Bunun adına da ‘Herkese kapımız açıktır!’ denilecek.
*
Ve Üsküdar Belediye Başkanı Hanımefendi Sinem Dedetaş da tutuklular kervanına katıldı.
Tabi ki ‘Yurtdışına kaçma şüphesi’yle…
Daha sonra Üsküdar Belediyesi’nde başkan vekilliği seçimi yapılmış ve CHP’nin adayı kazanmıştı. AKP’nin mahkemeye iptal baş vurusunda bulunmasıyla seçim iptal edilmişti.
Daha sonra yine CHP’den dört Belediye Meclis üyesi istifa edip AKP’ye geçti.
Bilerek(!)… isteyerek(!)…
Ve dahi kendi özgür iradeleriyle(!) geçmişler gibi görünse de millet nezdinde bir inandırıcılığının olmadığı aşikâr!
*
Şimdi Üsküdar Belediyesinde 23 CHP’li meclis üyesi bulunurken, 21 Cumhur İttifakı meclis üyesi var.
Üç meclis üyesinin tutuklu olduğu düşünülürse -ki akılara Üsküdar’ı AKP’nın alması için yapılan bir operasyon olarak geliyor- Üsküdar’ı AKP alacakmış görünüyor.
Tıpkı Bayrampaşa örneğinde olduğu gibi Üsküdar’da da milletin iradesi elinden alınacak olabilir.
5 Eylül Cumartesi yapılacak olan Üsküdar seçimi, 8 Eylül Salı gününe ertelenmiş olsa da o seçim Bayrampaşa’da olduğu gibi tarihte kara bir leke olarak mı geçecek salı günü görülecektir.
Umarım millet iradesi, iradenin teslim edildiği iradede devam eder.
*
Evet, korku senaryoları yazılıyor millet iradesinin yok sayılması üzerine…
Memleketim üzerine.
*
Sahiden de bu kadar da olmaz ki!