Son günlerde yurdun dört bir yanından ardı ardına boğulma haberleri geliyor.
Birkaçını hatırlatayım:
- Mardin’de 13 yaşındaki Orhan Dozen yüzmek amacıyla girdiği havuzda boğularak can verdi.
-Şanlıurfa’da fotoğraf çekmek isterken dengesini kaybedip Fırat Nehri’ne düşen 21 yaşındaki Havva Çelik hayatını kaybetti.
-Mersin’de denize giren aynı aileden 5 kişi dalgalara kapılarak açığa sürüklendi. 3 kişi boğuldu, 1 kişi kayıp, 1 kişi kurtuldu.
-Şile’de yasağa rağmen denize giren 3 kişi dalgalara kapıldı. 2’si kendi imkânlarıyla kıyıya çıkarken Yusuf Aslan boğuldu.
-Mersin’de ailesiyle gittiği sahilde denize giren 7 yaşındaki Eser Kılıç boğulma tehlikesi atlattı. Hastaneye kaldırılan çocuk kurtarılamadı.
-Batman’da serinlemek için çaya giren 14 yaşındaki Hebu Kürsek boğularak öldü.
-Antalya’da 12 yaşındaki Mehmet Yalçınkaya, arkadaşlarıyla serinlemek için girdiği sulama kanalında boğuldu.
-Tatil için Şanlıurfa’daki akrabalarının yanına giden iki kız kardeş Mervenur ve Edanur Çakırtaş, serinlemek için girdikleri Atatürk Barajı Göleti’nde boğuldular.
***
Akdeniz Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Turgut, 18 yıldır tuttuğu boğulma istatistiklerine dayanarak Türkiye’de yılda 900 ile 1200 arasında kişinin suda boğulduğunu belirtiyor, her 10 yılda bir ilçe nüfusu kadar insanımızı serinlemek amacıyla girdikleri denizlerde, nehirlerde, derelerde, göllerde, göletlerde, havuzlarda kaybettiğimizi ifade ediyor.
Vahim bir tabloyla karşı karşıyayız.
***
Peki, ne yapılabilir, boğulma olayları tümüyle ya da kısmen nasıl ortadan kaldırılabilir?
5 maddede özetlemek mümkün alınacak önlemleri:
Bir:
Anaokulundan üniversiteye kadar her okulda yüzme dersleri zorunlu olmalıdır.
İki:
Belediyeler sorumluluk alanlarındaki nüfusu dikkate alarak yeteri kadar yüzme havuzu açıp işletmelidir.
Üç:
Suya girmenin serbest olduğu her yerde belediyelerce mutlaka cankurtaran hizmeti verilmelidir.
Dört:
Yüzmenin tehlike yaratacağı yerler bariyerlerle kapatılarak girişler önlenmelidir.
Beş:
Sağlık Bakanlığı, vatandaşların ücret ödemeden yararlanılabileceği acil yardım kursları açmalıdır. Bu kurslarda boğulma tehlikesiyle karşı karşıya gelen birine ilk müdahalenin nasıl yapılacağı da öğretilmelidir.
++++++++++
DOĞRU BİR TRANSFER Mİ?
Mısırlı oyuncu Muhammed Salah, yıllık 17.5 milyon avro karşılığı Trabzonspor’la anlaştı.
Oyuncu ayrıca Trabzonspor’un satacağı “Salah” yazılı ürünlerden yüzde 20 pay alacakmış.
Bu transfer büyük yankı uyandırdı, “Dünya yıldızı Süper Lig’de”, “Tarihi transfer”, “Salah’ın tercihi dünyayı şaşırttı” başlıkları atıldı.
***
Şu bir gerçek:
Muhammed Salah futbol dünyasının çok önemli bir ismi.
Şimdiye kadar İsviçre’nin Basel, İngiltere’nin Chelsea ve Liverpool, İtalya’nın Fiorentina ve Roma takımlarında top koşturmuş, yüzlerce gole imza atmış, kazanılan kupalarda önemli rol oynamış.
Ama şu anda büyük bir dezavantajı var.
Futbol için emeklilik yaşını geçmiş, 35’e gelmiş.
Zaten bu yüzden son oynadığı Liverpool, “Gel seninle yeni bir anlaşma yapalım” demedi.
Avrupa’nın diğer büyük takımları da transfer listelerinde ona yer vermedi.
Bundan sonra ya Ronaldo gibi petrol zengini Arap ülkelerinden birine gidecekti ya da Trabzon’un teklifini kabul edecekti.
Öyle anlaşılıyor ki Türkiye’de bir takımda oynamak Arap takımlarında oynamaktan daha cazip geldi.
***
Gelelim Trabzonspor’a...
Bir zamanlar kendi alt yapısından yetiştirdiği futbolcularla başarıdan başarıya koşuyordu.
Örneğin, 1983-1984 sezonunda tek bir yabancı futbolcusu olmadan hem lig şampiyonluğunu kazanmış hem Türkiye Kupası’nı almıştı.
Yabancı futbolculara yönelmesiyle işler değişti.
Şimdiye kadar 206 yabancı oyuncu top koşturmuş takımda. Salah, 207’inci yabancı oluyor.
***
Özetleyecek olursam:
Trabzonspor’un flaş yabancı transferlerle geçici başarılar aramak yerine öz kaynaklarına dönerek kalıcı başarılara doğru koşması gerekir.