Uşak ve Adapazarı belediye başkanlarının “yasak aşk” haberleriyle gündeme gelmesi şaşkınlık yarattı.
Oysa siyasi tarihimize bakıldığında benzer çok sayıda olayın yaşandığı görülür.
Birkaçını hatırlatayım:
- 1950 seçimiyle iktidara gelip başbakanlık koltuğuna oturan Adnan Menderes, kendisinden 25 yaş küçük opera sanatçısı bir kadınla yasak aşk yaşamaya başlamıştı. Bu aşkın ayrıntıları, 27 Mayıs 1960’daki darbenin ardından Menderes ve arkadaşlarının yargılandığı davada tutanaklara geçmişti.
- 1979 yılıydı. Ecevit Hükümeti’nde İçişleri Bakanlığı yapan Hasan Fehmi Güneş, sinema oyuncusu Aynur Aydan’ın evine girerken bir muhabire yakalanmış, olayın gazetede yayımlanması üzerine görevinden istifa etmişti.
- 1996 yılıydı. Çiller Hükümeti’nde Çevre Bakanı olan Hamdi Üçpınarlar, sekreterinin tanıştırdığı bir kadının evine giderek tuzağa düşmüş, oyuncak ayının içine yerleştirilen kamera ile tüm görüntüleri çekilmişti. Bunlar medyaya yansıyınca, Meclis’te kendisini takip eden muhabirlere, “Tufaya geldik çocuklar” diyerek görevinden istifa ettiğini açıklamıştı.
- 1999 yılıydı. Türk siyasetinin renkli simalarından Kamer Genç, DYP Milletvekili olduğu dönemde, oğlunun evinden bir dansöz kadınla çıkarken foto muhabirlerine yakalanmıştı. Genç bu olayı “Oğlumun evine çiçekleri sulamaya geldim” diyerek izah etmeye çalışmıştı.
- 2001 yılıydı. Bir gazete, iktidardaki Ecevit Hükümeti’nde görev yapan bir bakanın kendisinden 20 yaş küçük bir kadınla yasak aşk yaşadığını yazmıştı. Ertesi gün Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel basın toplantısı düzenlemiş, “O gazetenin isim vermeden yazdığı bakan benim. Eşimden ayrı yaşıyorum. Boşanma aşamasındayım. Boşanınca sevdiğim kadınla evleneceğim” demişti. (Nitekim eşinden boşanınca sözünü ettiği kadınla evlendi.)
- 2010 yılıydı. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisindeki bir milletvekili kadınla yaşadığı ilişkinin görüntüleri sosyal medyada yayılınca görevinden istifa etmek zorunda kalmıştı.
- 2011 yılıydı. Kendilerine kaset kumpası kurulduğu iddia edilen MHP’nin 10 yöneticisi istifa etmişti. Aralarında genel başkan yardımcıları da vardı.
***
Peki, siyasetçilerin yasak aşkları bu kadar mı?
Kesinlikle değil.
İlk aklımıza gelenleri yazdık.
Diğer yandan gizli kalmış pek çok yasak aşk olayının olması da kuvvetle muhtemeldir.
DOSYA: KELEBEK
Alice Howland 53 yaşındaydı.
Mutlu bir evliliği vardı.
Üniversitede hocalık yapıyordu.
Bir gün parkta günlük rutin koşusunu yaptıktan sonra evinin yolunu bulmakta zorluk çekti.
Bunu konuşurken bazı sözcükleri ve isimleri hatırlamakta çektiği sıkıntılar izledi.
Hemen bir nöroloji uzmanına gitti.
Yapılan ayrıntılı tetkikler sonucu konulan teşhis alzheimerdı.
Genellikle 70’li, 80’li yaşlarda görülen bu hastalık bazen daha genç yaştaki insanları da etkisi altına alabiliyordu.
Doktorun söylediği şu sözler onu biraz daha yıktı:
“Hastalığınız genetik temele dayanıyor ve hızla ilerliyor.”
Duygularını “Keşke kanser olsaydım. Hayatım elimden kayıp gidiyor” diyerek dile getirdi.
Hastalığının ilerlemeye başladığını anlayınca intihar etmek istedi ancak başarılı olamadı.
Aylar içinde bir bebekten farksız hale geldi.
Kim olduğunu, nerede yaşadığını bile bilmiyordu artık.
Neyse ki eşi ve çocukları ona sevgi ve şefkatle sarıldı.
Hayatının kalan kısmını böyle geçirecekti.
***
Nöroloji Uzmanı Yazar Lisa Genova’nın romanından tiyatroya uyarlanan “Dosya: Kelebek”i özetlemeye çalıştım.
İskender Altın’ın yönettiği oyun, Ankara Devlet Tiyatrosu yapımı olarak Şinasi Sahnesi’nde seyirciyle buluşuyor.
İpek Çeken, Tolga Tecer, Selver Kınık, Damla Paksoy, Berke Barış Ergüder, Meltem Gül ve Ceren Ertem canlandırdıkları rollerin hakkını veriyorlar. Özellikle alzheimerlı hastayı oynayan İpek Çeken gerçekten etkileyici bir performans sergiliyor.
***
Yaşlı seyirciler sık sık burunlarını çekerek ve gözlerinden yanaklarına akan yaşları silerek izlediler yaklaşık iki saat süren oyunu.
Sanatçıların seyircileri selamlama faslı da görülmeye değerdi doğrusu.
Son yıllarda hiçbir oyunun seyirciler tarafından bu kadar coşkuyla alkışlandığına tanık olmamıştım.
***
Şunu da belirteyim:
Lisa Genova’nın romanı yıllar önce sinemaya da uyarlanmış, “Unutma Beni” adıyla Türkiye’de de gösterilmişti.
Richard Glatzer ve Wash Westmoreland’ın birlikte yönettikleri filmde Julianne More, alzheimer hastalığının pençesine düşen kadını başarılı bir yorumla yansıtmıştı seyirciye. Nitekim bu rolüyle en iyi kadın oyuncu Oscar’ını da kucaklamıştı.