Türkiye son günlerde Rahmi Koç’un bir etkinlik sırasında anlattığı fıkrayı tartışıyor. Fıkrada kullanılan ifadeler nedeniyle hakkında “halkın bir kesimini alenen aşağılama” suçundan soruşturma başlatıldı. Ardından sosyal medyada yoğun tepkiler yükseldi, tehditler savruldu, bazı Koç Grubu şirketlerine yönelik protestolar ve saldırılar gündeme geldi. Rahmi Koç ise kamuoyundan özür dileyerek herhangi bir topluluğu aşağılamak veya incitmek gibi bir amacı olmadığını ifade etti.
Şahsen benim de saçma, manasız ve kırıcı bulduğum bu fıkrayı, elbette herkesin eleştirme hakkı var. Ancak tartışılması gereken verilen tepkilerin ölçüsü ve bu meselenin geldiği yer…
Halkın Bir Kesimini Alenen Aşağılama Suçu Nedir?
Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesinin ikinci fıkrası, halkın bir kesimini sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılamayı suç olarak düzenlemektedir. Bu suçun oluşup oluşmadığına ise kamuoyu değil, bağımsız yargı karar verir.
Yargıtay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da görüldüğü üzere, bu tür dosyalarda yalnızca kullanılan sözlere değil; sözlerin bağlamına, amacına, etkisine ve ifade özgürlüğü sınırları içerisinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine bakılır.
Tepki Hakkı Başkadır, Nefret Dili Başka
Toplumsal hayatın sağlıklı işleyebilmesi için insanların rahatsız oldukları sözlere tepki gösterebilmesi gerekir. Bir fıkranın eleştirilmesi, kınanması veya uygunsuz bulunması demokratik toplumun doğal sonucudur. Ancak bir söz nedeniyle insanların hedef gösterilmesi, tehdit edilmesi veya şirketlerin saldırıların konusu haline gelmesi kabul edilemez.
Son günlerde verilen tepkilere bakınca bu tartışma, bir fıkranın doğruluğu ya da yanlışlığı tartışmasının çok ötesine taşınmış durumda. Bir kişinin sözlerinden hareketle bir holdingin çalışanlarını, şirketlerini veya kurumlarını hedef alan eylemler ne toplumsal barışa ne de hukuk devletine hizmet eder. Eğer ortada hukuken değerlendirilmesi gereken bir durum varsa bunun muhatabı savcılık ve mahkemelerdir.
Doksanlı yaşlarında bir insanın anlattığı demode, tatsız veya başarısız bulunabilecek bir fıkrayı eleştirmek başka şeydir; bunu kamu düzenini etkileyecek bir gerilim alanına dönüştürmek başka şeydir. Her yanlış söz, toplumsal kriz muamelesi görmemelidir.
Elbette kırılan, incinen veya rahatsız olan insanlar olabilir. Ancak bazen bir söze verilecek en makul tepki, ona hak ettiği ölçüde önem vermek ve daha fazlasını yüklememektir.