Biliyor musunuz, bizim hiç sorunumuz yokmuş gibi şimdi de ‘Barzani meselesi’ bu kargaşamızın tuzu biberi oldu.

Neydi o öyle?

Barzani’nin yanındaki üniformalı silahlı adamları, şov yaparcasına onu koruyorlar.

Üstelik uzun namlulu silahlarla adeta kameralara poz verme durumları!

Hadi bakalım ‘Bir eksiğimiz Barzani idi’ şimdi o da oldu tamamlandı.

*

Bunca karışıklığın içinde iktidarın da işi zor.

Canlarım benim:

İşçiyi…

Memuru…

Köylüyü…

Emekliyi…

Öğrenciyi düşündüğü kadar kimseyi düşünmüyorlar.

*

Onların sıkıntılarını, neler çektiklerini biliyor iktidar…

Velilerin okula giden çocuklarına harçlık veremediklerini de…

Annelerinin çocuklarının beslenme çantalarına beslenme koyamadıklarını da biliyor ama ne yapsın, onlardan sayıları az da olsa daha kötüleri de var.

3-5 önemli adam!

Onların durumunu düzeltmek için uğraşmaktan, bir türlü zaman bulup da diğerlerinin elinden tutamıyor!

*

Doğrusunu isterseniz iktidara hak veriyorum.

Olmayınca olmuyor azizim!

İtibardan da ödün verilemeyeceğine göre, bunca zaman işçiyi, memuru, emekliyi, köylüyü düşünüp durdu.

O çiftçiyi de düşündü hep! Ne kadar tarım ürününe ihtiyaç varsa, hayvana ihtiyaç varsa ithal etti, parayı da dışarıdaki çiftçi ve köylülere verdi.

Bu kadar işte!

*

Umutla bekleyen o insanlar şimdi ne diyorlarmış biliyor musunuz?

“Canları sağ olsun, Rabb’im devletimize zeval vermesin!” diyorlarmış.

“Bugüne kadar kimler geldi, kimler geçti. O koltuklar kimseye yâr olmadı ki bunlara da olmayacak” diyorlarmış…

Ha, bir de arada kızıp duruyorlar, kendilerini düşünen, ama bir türlü hiçbir şey yapmayan iktidara!

İktidar ise; her şeye rağmen onları düşünmeye devam ederken, sayısal olarak azınlıkta olan 3-5 önemli müteahhidi daha çok düşündüğü için olsa gerek, bizim asgari ücretlimizi…

Memurlarımızı…

Emeklilerimizi…

Dul ve yetimlerimizi

Köylü ve çiftçimizi düşünmeye fırsat bulamasa da Allah için onları hep düşünüyor!

*

Her neyse!

Tam da burada aklıma başka bir şey geldi.

İktidarın düşündüğü halde bir şey yapamadığı çoğunluk var ya, -ben de elin yalancısıyım- şimdi de onlar ağız birliği yapmışlar!

Hani içinde ‘döner-möner’ lafı geçen bir atasözü vardı!

“Keser döner, sap döner; gün gelir hesap döner.” deniliyordu.

*

Evet, evet! Bu atasözüydü ağız birliği ettikleri!

Bizim araştırmacılar da derleyip toparlayıp, ‘ANKET’ adı altında hepimizle paylaşıyor.

Ben de onların yalancısıyım.

*

Laf aramızda, eğer bu iktidar, asgari ücretlileri…

Emeklileri…

Memurları, hani o düşünüp de bir şey yapamadıklarına bir şey yapmazsa eğer, kırmızı kart göstereceklermiş.

Çünkü onları duyan yokmuş!

Öyle diyorlarmış!

Benden söylemesi!

*

Biliyor musunuz, adamın biri berber koltuğuna oturmuş.

Oturmuş da… -berberin aynası yok muymuş neymiş- sürekli olarak berbere:

“Benim saçım ak mı gara mı?” diye sorup dururmuş.

Bir böyle…

İki böyle…

Derken… berber, adamın saçına bir makas atıvermiş ve saçlar adamın önüne dökülmüş.

“Şimdi ak mı, gara mı kendi gözünle gör?” demiş.

*

Görünen o ki o insanlar da sandık önlerine geldiklerinde iktidara:

Nedir bu çektiğim senden…” dercesine, ‘Akı da garayı da’ gösterecekler galiba!

Galiba!..