Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla faaliyetlerine son verilen ve tamamen kapatılan İstanbul Bilgi Üniversitesi'ne dair yeni bir gelişme yaşandı. Bilgi Üniversitesi'ne dair paylaşımda bulunan gazeteci Zafer Şahin, "Kayyum heyetinin hazırladığı rapor YÖK’e sunuldu. Dosyanın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a arz edildiği konuşuluyor" dedi.
"Öğrenciler ve ailelerden gelen taleplerin yakından takip edildiği belirtiliyor" diyen Şahin, Ankara'da kulislerinde "Bilgi Üniversitesi konusunda henüz son söz söylenmedi" yorumları yapıldığını vurguladı.
Kulis bilgilerini aktarmaya devam eden Zafer Şahin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın öğrencilerin mağdur olmaması için sürece müdahil olabileceği konuşulduğunu kaydetti.
Şahin, "Gözler şimdi Erdoğan'da" dedi.
SON DAKİKA…
— Zafer Şahin (@zafersahin06) May 24, 2026
Bilgi Üniversitesi dosyası yeniden hareketlendi…
Edindiğim bilgilere göre kayyum heyetinin hazırladığı rapor YÖK’e sunuldu. Dosyanın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a arz edildiği konuşuluyor.
Öğrenciler ve ailelerden gelen taleplerin yakından takip edildiği belirtiliyor.…
NE OLMUŞTU
1996 yılında kurulan İstanbul Bilgi Üniversitesi, Türkiye’de vakıf üniversitesi modelinin öncü örneklerinden biri olarak biliniyor. Yaklaşık 20 bin öğrencisi, binin üzerinde akademisyeni ve 150’den fazla eğitim programıyla faaliyet gösteren üniversite, yıllar içinde Kuştepe, Dolapdere ve Santralİstanbul kampüsleriyle büyümüştü. Üniversite, son dönemde Can Holding bünyesine geçmiş, ardından holding hakkında başlatılan soruşturma kapsamında vakıf yönetimine kayyum atanmıştı.
Kapatma kararının duyulmasının ardından öğrenciler kampüste bir araya gelerek protesto düzenlemişti. Polis ekipleri okul çevresinde barikat kurarken, girişler yalnızca öğrenci ve personele açılmıştı. Mezunlar ve destek için gelen grupların kampüse alınmaması kısa süreli gerginlik yaratmış tepkilerin büyümesi üzerine kapılar yeniden açılmıştı.
“ÜNİVERSİTELER BİZİMDİR”
Öğrenciler yaptıkları açıklamada, sürecin kayyum atamalarıyla başladığını ve eğitim haklarının tehdit altında olduğunu savunulmuş; “Üniversiteler bizimdir”, “Eğitim haktır, gasp edilemez” ve “Kurtuluş yok tek başına” sloganlarıyla alınan kararın geri çekilmesi talep edilmişti.
Üniversite bileşenleri tarafından yapılan ortak açıklamada ise kararın “hukuksuz, keyfi ve anti-demokratik” olduğu ileri sürülmüştü. Açıklamada yaklaşık 20 bin öğrencinin eğitim hayatının belirsizliğe sürüklendiği, binlerce çalışanın ise işsiz kalma riskiyle karşı karşıya olduğu vurgulanmıştı. Ayrıca kampüs yaşamının yalnızca eğitimden ibaret olmadığı, üniversitelerin dayanışma ve ortak yaşam alanları olduğu ifade edilmişti.
Öğrenciler ve akademisyenler, sürecin şeffaf yürütülmesini, kapatma kararının geri çekilmesini ve hiçbir öğrencinin ya da çalışanın mağdur edilmeyeceğine dair somut güvenceler verilmesini talep ediyor.