Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen gün yine ekonominin metafizik katmanlarına uzandı ve şöyle dedi:

"Faizin olduğu yerde bereket olmaz."

Bu cümleye itiraz etmek kolay değil. Çünkü aslında mesele ekonomi değil; inanç meselesi. İslam hukukunda faiz yasağı yüzyıllardır tartışılmayan temel prensiplerden biridir. Hatta Erdoğan'ın yıllar önce meşhur ettiği "Nas var, nas!" çıkışı da tam olarak buna dayanıyordu.

Fakat burada küçük bir sorun var.

"Faizin olduğu yerde bereket olmaz" diyorsanız, bunun doğal sonucu faizsiz bir ekonomik düzen kurmaya çalışmaktır. Yüzde 50 faizle değil, yüzde 5 faizle değil, sıfır faizle bile değil. Gerçek anlamda faizsiz.

Çünkü bir şey haramsa, azı da çoğu da haramdır.

İşte tam bu noktada ilginç bir tablo ortaya çıkıyor.

Dünyada sıfıra yakın faiz uygulayan ülkelere baktığınızda karşınıza genellikle İslam ülkeleri değil, kapitalizmin mabetleri çıkıyor.

Mesela İsviçre. Hani şu saat yapan, çikolata satan, kişi başına gelirde birçok ülkeyi sollayan İsviçre.

2025 yılında politika faizini sıfıra kadar indirdi. Merkez bankası bunu ekonomiyi canlandırmak ve deflasyon riskine karşı yaptı.

Şimdi insan ister istemez düşünüyor:

Demek ki Erdoğan'ın yıllardır özlemini çektiği sıfır faize ilk ulaşanlardan biri, bir İslam ekonomisi değil, Alp Dağları'nın eteklerinde yaşayan bankacılar olmuş.

Daha da ilginci Japonya.

Yıllarca faiz oranını sıfırın altında tuttu.

Evet, yanlış okumadınız.

Negatif faiz.

Yani bankalar merkez bankasına para yatırdığında faiz almak yerine para ödüyordu. Ekonomiyi canlandırmak için kullanılan son derece sıra dışı bir yöntemdi. Japonya bu politikayı yıllarca uyguladı ve ancak 2024 yılında terk etti.

"Faizin olduğu yerde bereket olmaz" cümlesi tartışmasız doğru görünüyor,

Ancak sıfır hatta negatif faiz uygulayan ülkeler dünyanın en gelişmiş ekonomileri arasında yer alıyor ve Müslüman değiller.

Üstelik bu ülkelerde insanlar markete giderken fiyat etiketlerinin her hafta değişmesinden korkmuyor.

Sabah uyandığında dövizin ne kadar sıçradığını merak etmiyor.

Maaşını aldığı gün harcamaya koşmak zorunda hissetmiyor.

O zaman belki de bereket ile faiz arasına sıkışıp kalan başka kavramlar var.

Mesela güven.

Mesela hukuk.

Mesela öngörülebilirlik.

Mesela kurumların bağımsızlığı.

Mesela liyakat.

Ekonomi tarihine baktığınızda yatırımcıların yalnızca faiz oranına bakarak karar vermediğini görüyorsunuz. İnsanlar paralarını kuralların sık değişmediği, geleceğin tahmin edilebildiği yerlere götürüyor.

Zaten ilginç olan da bu.

Türkiye'de uzun süre "yüksek faiz yatırımın düşmanıdır" denildi. Bu görüş yıllardır çeşitli konuşmalarda tekrarlandı.

Sonra faizler indirildi.

Ama beklenen yatırım patlaması gelmedi.

Buna karşılık döviz yükseldi, enflasyon yükseldi ve sonunda faizler tekrar çok daha yukarı çıkmak zorunda kaldı.

Sanki ekonomi, ideolojik sloganlardan çok muhasebe kurallarına kulak veriyordu.

Belki de sorun burada.

Çünkü ekonomi bazen son derece sıkıcıdır.

Karizmatik cümleleri sevmez.

Miting coşkusundan etkilenmez.

"Nas var" dediğinizde saygıyla dinler ama ardından önüne enflasyon verisini koyar.

Ve hesap yapmaya devam eder.

Eğer gerçekten faizsiz bir sistem kurulacaksa bunun yalnızca merkez bankası faizini düşürerek olmayacağı açık.

Faizsiz finans dediğiniz şey; hukukundan bankacılığına, sermaye piyasalarından risk paylaşımına kadar bambaşka bir kurumsal mimari gerektirir.

Yani mesele "faizi yüzde 20 mi yapalım, yüzde 10 mu yapalım?" tartışmasının çok ötesindedir.

Aksi halde ortaya tuhaf bir manzara çıkıyor:

Bir yandan "faiz haram" deniyor.

Öte yandan insanlar ev almak için, araba almak için, ticaret yapmak için yine faizli sistemin içinde yaşamaya devam ediyor.

Sonuçta ne tam faizsiz bir düzen kurulabiliyor ne de klasik piyasa ekonomisinin kuralları uygulanabiliyor.

Ortaya melez bir sistem çıkıyor.

Ve en çok da vatandaşın kafası karışıyor.

Çünkü dünya haritasına baktığımızda ilginç bir manzara görüyoruz.

Sıfır faize yaklaşan ülkelerin bir kısmı dünyanın en zengin ülkeleri. Ve ağırlıkla Müslüman ülkeler değiller.

Yüksek faiz uygulayan bazı ülkeler ise ciddi ekonomik sorunlarla mücadele ediyor.

"Kurallarınız sağlam mı?" diye soruyor.

Bereket faizin olduğu yerde bulunmuyor evet

Ama güvenin olmadığı yerde de uzun süre kalmıyor.