Türkiye’de Z Kuşağı üzerine konuşulurken ısrarla aynı cümle tekrar ediliyor:

“Gençler dinden uzaklaşıyor.”

Doğru.

Ama asıl mesele bu değil.

Asıl mesele şu: Z Kuşağı dinden uzaklaşırken milliyetçilikten vazgeçmiyor.

Hatta bazı alanlarda milliyetçiliği yeniden, daha sert ve daha bilinçli biçimde kuruyor.

Bu gerçek, ideolojik temennilerle değil, sahadaki sosyolojik ve psikolojik verilerle okunmalı.

Z Kuşağı’nın milliyetçiliği:

- Cami merkezli değil

- Tarikat referanslı değil

- Dinî cemaat diliyle konuşmuyor

Bu kuşak için milliyetçilik;

vatan, devlet, sınır, egemenlik ve düzen demektir.

Bu yüzden özellikle şu yanılgıdan vazgeçilmelidir:

“Gençler sekülerleştiyse milliyetçilik de zayıflar.”

Hayır.

Türkiye’de milliyetçilik dinle var olan bir refleks değil, devletle var olan bir bilinçtir.

Tehlikeli Bir Dünyada Gençler Güçlü Devlet İster

Sosyal psikoloji bize şunu söyler:

İnsanlar dünyayı ne kadar güvensiz algılarsa, o kadar güçlü bir düzen talep eder.

Z Kuşağı’nın dünyası:

- Sürekli kriz

- Sürekli tehdit

- Sürekli belirsizlik

- Sürekli “yarın ne olacak?” sorusu

Bu koşullarda gençlerin;

- Sınırsız özgürlük masallarına değil,

- Güçlü devlet fikrine yönelmesi şaşırtıcı değildir.

Bu bir ideolojik sapma değil, hayatta kalma refleksidir.

Türkiye’de Milliyetçilik Bir Blok Değil, Cephedir

Türkiye’de milliyetçilik tek sesli değil, çok cepheli bir yapıdır.

Z Kuşağı içinde:

- Atatürkçü–ulusalcı milliyetçilik vardır

- Devletçi–güvenlikçi milliyetçilik vardır

- Kültürel–tarihsel milliyetçilik vardır

-Göç ve küreselleşmeye karşı refleks milliyetçiliği vardır

Bu yelpazede ortak nokta nettir:

Türkiye Cumhuriyeti’nin birliğine, egemenliğine ve sürekliliğine duyulan hassasiyet.

Din bu yapıların bazılarında vardır, bazılarında yoktur.

Ama devlet fikri hepsinde merkezdir.

Z Kuşağı Sağcı mı?

Hayır. Ama Devletsiz de değil:

- Bu kuşağın büyük kısmı.

- Partilere güvenmez,

- Siyasi kadrolardan umutlu değildir,

- Meclis tartışmalarına yabancıdır.

Ama:

- Bayrak söz konusu olduğunda hassastır

- Sınır söz konusu olduğunda nettir

- Devletin zayıflamasına tahammülü yoktur

Bu, klasik sağ–sol ayrımını aşan millî bir reflekstir.

Bu Milliyetçilik Geçici Değil

Bazıları bu eğilimi “geçici öfke”, “internet milliyetçiliği” ya da “ergen refleksi” diye küçümsüyor.

Yanılıyorlar.

Bu milliyetçilik;

- Ekonomik yıkımın,

- Siyasal güvensizliğin,

- Küresel dayatmaların,

- Kimlik aşınmasının ürünüdür.

Yani kalıcıdır.

Son Söz

Z Kuşağı’na bakıp hâlâ sadece “dinsizlik” tartışması yapanlar, asıl resmi kaçırıyor.

Bu gençlik:

- Tanrı’dan değil

- Cemaatten değil

- İdeolojik ütopyalardan değil

Türkiye Cumhuriyeti’nden yana bir tutarlılık arıyor.

Ve bulamadığında, milliyetçiliği daha yüksek sesle söylüyor.

Devletsiz özgürlük olmaz.

Milletsiz gelecek kurulmaz.