Lacan “babanın ölümü” dediğinde bir cenazeden söz etmiyordu. Ortada tabut yoktu. Ama ortada çok daha ağır bir şey vardı: Yasanın artık konuşmaması.

Bugün Türkiye’de infaz yasaları etrafında yaşanan tartışmalara baktığımda, mesele ne cezanın ağırlığı ne de hafifliği gibi görünüyor. Asıl sorun şu: Yasa ne dediğini bilmiyor, söylediğinin arkasında durmuyor ve en kötüsü, yarın ne söyleyeceğini de kimse bilmiyor.

Lacan’ın “Babanın Adı” dediği şey tam olarak burada devreye girer. Baba, cezalandıran bir figür değildir. Baba, neden cezalandırıldığını anlaşılır kılan işleve sahiptir. Yani mesele sopa değil; anlamdır.

Oysa bugün ceza ile suç arasındaki bağ sürekli gevşiyor. Aynı fiil, farklı zamanlarda bambaşka sonuçlar doğurabiliyor. Bir gün ağır, ertesi gün indirimli, sonra bir düzenleme daha… Yasa istisna üretmekten kural koyamaz hale geldiğinde, artık yasa olmaktan çıkar.

Bu noktada şunu açıkça söylemek gerekir:

Yasa pazarlık yapmaya başladığında, baba susmuştur.

Çoğu kişi “otorite zayıflıyor” diyor. Katılmıyorum. Otorite zayıflamıyor; biçim değiştiriyor. Sertlik artıyor olabilir, dil kabalaşıyor olabilir, cezalar kağıt üzerinde büyüyebilir. Ama bu baba değildir. Bu, Lacan’ın söylediği gibi, gerçek babanın kaba müdahalesidir. Gürültülüdür ama kurucu değildir.

Simgesel baba öldüğünde ortaya çıkan şey özgürlük olmaz. Tam tersine, belirsizlik olur. İnsanlar yasaya değil, yakalanmamaya göre davranmaya başlar. Suç ahlaki bir mesele olmaktan çıkar; bir risk hesabına dönüşür. Toplumsal bağ çözülür çünkü kimse kimin neye göre cezalandırılacağını bilmez.

Bugün yaşadığımız tablo biraz da budur. Yasaya güvenilmiyor. Ama bu, insanların kuralsızlığı sevmesinden değil; kuralın artık kural gibi davranmamasındandır. Bu bir “babasızlık” hali değil. Bu, babanın adının artık bir anlam taşımamasıdır.

Klinikte bunun karşılığını çok net görürüz. Suçluluk azalmaz; dağılır. Süperego yumuşamaz; acımasızlaşır. Paranoid düşünme güçlenir. “Herkes bir yolunu buluyor” cümlesi, toplumsal bilinçdışının mottosu haline gelir.

Sonuçta şuraya geliyoruz:

Bugünkü infaz düzenlemeleri teknik bir hukuk meselesi değildir. Ne reformdur ne merhamet. Bu, simgesel babanın sessizce sahneden çekilişidir.

Yasa artık “hayır” demiyor.

“Bakacağız” diyor.

Ve Lacan’ın yıllar önce uyardığı gibi:

Babanın ölümü özgürleştirmez.

Kaygıyı, güvensizliği ve çözülmeyi örgütler.