Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in konuşmaları ilk zamanlarında olduğu gibi inandırıcı değil. Artık konuşmalarında ekonomik gidişatı grafiklere boğuyor ve aynı zamanda mazeret üretiyor ve algı yaratmaya uğraşıyor.

Algı yaratmak siyasi iletişim ve propaganda aracı olabilir, ancak işin bu yüzü gerçekle örtüştüğü sürece doğrudur. Mevcut iktisadi ve sosyal sorunlara mazeret üretmek için yapılması doğru değildir.

Söz gelimi, akaryakıt fiyatlarında jeopolitik gelişmelerden kaynaklı artışın önüne geçilmesi amacıyla uygulamaya konulan eşel mobil sistemi için, "Devreye almasaydık enflasyondaki artış çok daha dramatik olacaktı. Şu andaki yansıma üçte bir oranında bile değil" yorumunu yaptı.

  1. Aslında ise halk sonuca bakar. Maalesef Nisan ayında aylık TÜFE, dünyada açıklanan diğer ülkelere göre çok yüksek, yüzde 4,18 oranında çıktı. Bizden sonra ikinci sırada Filipinler yüzde 2,60 ve Pakistan 2,50 var. Diğerleri yüzde 1 dolayında ve yüzde birin altında kaldı. (Aşağıdaki tablo ve grafik)

Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz - Resim : 1

Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz - Resim : 2

  1. Akaryakıtta eşel mobil sistemi, benzin/motorin fiyatları döviz kuru veya petrol fiyatı nedeniyle artınca, bu artışın bir kısmının ÖTV’den düşülerek pompa fiyatına daha az yansıtılmasıdır. Yani devlet, akaryakıt üzerindeki maktu ÖTV’den feragat ederek fiyat şokunu sınırlamaya çalışır. Söz gelimi petrol artışından dolayı benzine 10 lira gelecekse eşel mobil uygulanınca pompaya 5 lira yansır.

Normalde benzine 2 TL zam gelmesi gerekiyorsa, eşel mobil uygulanınca bunun bir kısmı ÖTV’den karşılanır. Böylece pompaya belki 2 TL yerine daha düşük bir artış yansır ya da hiç yansımaz. Ancak eşel Mobil sisteminde de üst sınırlar var.

Türkiye'de Akaryakıt üzerinden Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ve Katma Değer Vergisi (KDV) alınır. Benzin fiyatları üzerinde uygulanan toplam vergi yükü, Mayıs 2026 itibarıyla satış fiyatının yüzde 40 ile yüzde 43'ü arasındadır.

Ekonomi yönetiminin eşel mobil mazeretine sığınması yerine, akaryakıt üzerindeki vergi yükünü düşürmesi daha doğru bir yoldur. Üstelik vergi yükünün düşürülmesi, devletteki israfı, şatafat ve itibar harcamalarının kısılması ile telafi edilebilir ve daha da rasyonel bir yoldur. Bu durumda dezenflasyonist politikalar önündeki en büyük engel de kalkmış olur.

Sonuç olarak;

Eğer iş mazeret ve algı yaratmaya döndüyse, o işte sonuç yok demektir. Çözülebilen sorunlar çözülebilse, zaten algı yaratmaya gerek kalmaz.

Ziya paşanın beyti , atasözü gibi yerleşmiştir.

"Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde"