Futbolcular ara transfer döneminde aşağıdaki nedenlerin biri ya da birkaçı yüzünden yer değiştirirler:

-Takımlarının ana kadrosunda yer alamıyorlardır...

-Futbol yaşamlarının sonuna yaklaşmışlardır...

-Teknik heyetle ve takım arkadaşlarıyla geçinemiyorlardır...

-Sık sık nüksedip oynamalarına engel olan sakatlıkları vardır...

***

Bunlar bilindiği halde futbol takımlarımız ara transfer döneminde yine çılgınca transferlere imza attılar.

Birkaç hafta içinde Fenerbahçe 51.5 milyon Euro, Beşiktaş 50 milyon Euro, Trabzonspor 9.5 milyon Euro, Galatasaray 9.3 milyon Euro harcama yaptı.

Diğer takımlarımız da çok farklı değil.

Birkaç haftada tam 60 yabancı futbolcu transfer ettiler.

***

Ara transfere milyonlarca Euro harcayan takımlarımızın aklına nedense şunlar hiç gelmedi:

-Futbol okulları açıp çocukları küçük yaşlardan itibaren yetiştirmeliyiz.

-Anadolu’yu tarayıp yetenekli gençleri bulmalıyız.

-13, 14, 15, 16 yaşlar için ayrı ayrı takımlar kurmalıyız.

-Sadece futbolcu bulmak yetmez, onları eğitecek teknik kadroları da sporumuza kazandırmalıyız.

***

Türk futbolunun, takımları yabancı futbolcularla doldurup bizim oyunculara yeterince şans vermeyen bugünkü anlayışla gelişmesi, yurt dışında başarılara ulaşması hayaldir.

Futbol Federasyonu’nun bir an önce takımlarda bulunan yabancı futbolcu sayısını 14’den 2’ye düşürmesi gerekir.

Aklın ve yurt sevgisinin gereği budur.

***

Geçenlerde bir arkadaşım “Türk takımları diye Afrika ve Güney Amerika karmaları izliyoruz yahu! Böyle şey olur mu?” diye yakınıyordu.

Yerden göğe kadar haklı değil mi?

Beşiktaş taraftarıyım ama “Bugünkü takımdan 5 futbolcunun isminin söyle” deseler bilemem.

Sık sık birileri gelip birileri gidiyor. Türk futbolcuyu mumla aramak gerekiyor.

Oysa 1960’lardaki Beşiktaş’ın kadrosu hâlâ aklımda:

Özcan, Erkan, Süreyya, Yüksel, Sabahattin, Kaya, Ahmet, Coşkun, Şenol, Birol, Rahmi.

Bu takım yıllarca aynı kalmıştı.

***

Sonuca gelecek olursak:

Sadece Beşiktaş’ın değil liglerimizdeki tüm takımların yabancı futbolcu sorununa ciddi şekilde eğilmesi artık bir zorunluluktur.

Tabii bu konuda birinci derecede sorumluluk da Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Futbol Federasyonu’na düşüyor.

++++++++++++++++++

DOĞRUYU SÖYLEMENİN BEDELİ

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Raci Kaya, Resmi Gazete’de yayımlanan kararnameyle görevden alındı.

Bunun nedeni olarak Kaya’nın yaptığı çeşitli konuşmaların iktidar kanadında yarattığı rahatsızlık gösteriliyor.

Kaya, söz konusu konuşmalarında, SGK’nın mali dengesindeki bozulma ve emeklilerin düşük maaş almasıyla ilgili olarak özetle şunları söylemişti:

-Türkiye’de ortalama emekli yaşı 48 iken Avrupa Birliği ülkelerinde 65.

-SGK’ya prim ödeme süresi bizde 20 yıl olmasına karşın Almanya’da 45 yıl. Diğer Avrupa ülkelerinde de 40 yılı buluyor.

-Eskiden 50-55 yaşında ölüyorduk. Bugün ortalama yaşam süresi 78’e çıktı.

-17 milyon emeklimiz var. Emeklilikte yaşa takılanlara getirilen imkânla sadece 2023’te 3 milyon kişi emekli oldu.

-SGK’nın sistemi sürdürebilmesi için 10 milyon insanın 10 yıl içinde istihdama girmesi gerekiyor. Ama nüfusumuz yaşlandığı için bu mümkün olamayacak.

***

Bir emekli olarak insaflı konuşmak zorundayım:

-Raci Kaya’nın sözleri gerçeğin ifadesi değil mi?

-Genç emekliler ülkesi olmadık mı?

-Bu ülkede Süleyman Demirel’in başbakanlığı zamanında kadınlar 36, erkekler 41 yaşında emekliye ayrılmadı mı?

-Demirel’den sonraki dönemlerde de genç yaşta emeklilik furyası sürmedi mi?

-Bir zamanlar 50-55 olan ortalama ömür giderek uzayıp 78’e dayanmadı mı?

-Emekli yaşını bir an önce 65’e çıkarmamız gerekmez mi?

***

“Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” demiş atalarımız.

Dilerim Raci Kaya’nın doğru konuştuğu için kovulduğu son köy olur SGK.

++++++++++++

BU MESAJLAR BAŞ AĞRITIR!

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’a attığı mesajlarda, “Sen hırsız olduğunu, alçak olduğunu, köpek olduğunu itiraf ettin... S..tir git, senin yerin onların yanı. Alçak... köpek... Yalaka... Karaktersiz p.ç” gibi ifadelerin yer aldığı belirtiliyor.

Gerçekten inanılır gibi değil!

Türkiye’nin en büyük partisinin genel başkanının bir siyasi kriz karşısında böylesine bir öfke patlaması yaşamasını, öz denetimini yitirmesini anlamakta zorluk çekiyorum.

Bu konu eminim siyaset gündemini uzun süre meşgul edecek, Özgür Özel’in başını da çok ağrıtacaktır.