BİYOLOJİK TEMELLİ
Doğum sonrası depresyon, sadece "hüzünlü hissetmekten" çok daha derin ve biyolojik temelleri olan bir durum.
BİYOLOJİK TEMELLİ
Doğum sonrası depresyon, sadece "hüzünlü hissetmekten" çok daha derin ve biyolojik temelleri olan bir durum.
GÜNLÜK AKTİVİTELERİ ETKİLİYOR
Doğum yapan kadınların %80’inde görülen "bebek hüznü", birkaç gün içinde geçer. Ancak doğum sonrası depresyon:
Daha şiddetlidir ve haftalarca/aylarca sürebilir.
Bebekle bağ kurmada güçlük, aşırı suçluluk ve umutsuzluk hissi yaratır.
Günlük aktiviteleri yapmayı engelleyecek boyuta ulaşabilir.
'DOĞUM HÜZNÜ İLE KARIŞTIRMAYIN'
Cumhuriyet'ten Damla Polat, El Bebek Gül Bebek Derneği Başkanı İlknur Okay ile konuştu.
İlknur Okay, doğum sonrası hüznüyle depresyonun ayrılması gerektiğini vurgulayarak "Doğum sonrası hüznü doğumdan 3 ile 5 gün sonrası görülen huzursuz edici ruh hali geçişleridir. Yaklaşık yüzde 40-80 arası görülür. Doğum sonrası depresyonu ise majör depresyonda olduğu gibi günlük işlevselliği bozan ve her altı anneden birinde görülen klinik bir tablodur" şeklinde konuştu
'İKİ HAFTADAN FAZLA SÜRERSE UZMAN YARDIMI ALINMALI'
Doğum sonrası depresyonun önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyleyen İlknur Okay, belirtilerin iki haftadan uzun sürmesi durumunda annelerin mutlaka bir psikiyatriste başvurması gerektiğini söyledi.
UMUTSUZLUK ÖNEMLİ BİR İŞARET
Okay, annenin günlük sorumluluklarını yerine getirmekte zorlanması, iştah ve uyku düzeninde belirgin değişiklikler yaşaması, geleceğe ilişkin umutsuzluk hissetmesi ve önceden keyif aldığı şeylerden artık zevk almaması önemli uyarı işaretleri olduğunu belirtti.
BEKLEMEK SÜRECİ ZORLAŞTIRIR
Uzmanlar, sürecin kendi kendine geçmesini beklemenin süreci zorlaştırabildiğine dikkat çekiyor. Profesyonel desteğin iyileşme sürecini hızlandırdığını belirtiyor.
BABALAR DA DEPRESYONA GİRER
Doğum sonrası depresyon sadece biyolojik olarak doğum yapan kişiyi etkilemez. Partnerler de hormonal değişimler, uyku eksikliği ve artan sorumluluklar nedeniyle depresyon yaşayabilir. Araştırmalar, yeni babaların yaklaşık %10’unun bu süreçten geçtiğini göstermektedir.