Altın, sınır tanımıyor. Yaşadığımız ralli, 2025'in tamamını kapsayan bir hikayenin devamı niteliğinde. Son kırk yılın en güçlü performanslardan biri. Peki bu ne anlama geliyor? Basitçe şöyle ifade edeyim: Altın fiyatı yükselirken, diğer varlıklar altın cinsinden değer kaybediyor. Nakitte, dövizde, mevduatta, tahvilde, hatta bazı hisse senetlerinde tutulan servet, altın karşısında eriyor. Bu, klasik bir "devalüasyon" süreci – ama bu kez para birimlerinin değil, altın karşısında eriyen varlıkların devalüasyonu söz konusu.
Aslında geçmişte olan yine oluyor. Tarih boyunca altın, paraların güven kaybı yaşadığı dönemlerde gerçek değerin aynası olmuştur. Bugün de aynı mekanizma işliyor, desek hatalı olmaz. Merkez bankaları rekor altın alımı yapıyor. Çin, Hindistan ve onlarca ülke rezervlerini çeşitlendirme telaşında. Diğer yanda jeopolitik kaos, ticaret savaşları, bölgesel gerilimler, politik belirsizlikler güvenli liman talebini körüklüyor. Enflasyon beklentileri ve düşük reel faiz ortamı da bir yanda nakit tutmayı cezalandırıyor.
Altın arzı sınırlı. Yılda yaklaşık 3-4 bin ton yeni üretim, talep ise patlıyor. Arz-talep dengesizliği, serveti altın sahiplerine doğru transfer ediyor. Tarihte benzer dönemler gördük: 1970'ler stagflasyonunda, 2008-2011 kriz sonrası rallisinde… Her seferinde aynı hikaye: Para basımı ve güvensizlik altını tahta çıkarıyor, diğerlerini tahtından indiriyor.
Sonuçta servet, altın tutmayanlardan altın tutanlara doğru kayıyor. Bu transfer sessiz sedasız gerçekleşiyor… Kimse cebinden para çıkarken görmüyor ama alım gücü el değiştiriyor. Yastık altında gramı olan teyze, banka altın hesabındaki memur, rezervlerini artıran merkez bankaları… Hepsi kazanıyor. Öte yandan, enflasyona karşı korunmasız nakit biriktirenler, TL veya döviz cinsinden varlıklarını koruduğunu sananlar, alım güçlerini sessizce kaybediyor.
Terazinin bir başka kefesinde konut fiyatları var. Kısa vadede konut, altın karşısında eriyor gibi duruyor. Orta ve uzun vadede ise altın kaynaklı servet artışı konuta talep yaratıp, fiyatları yukarı itme olasılığı yüksek. Altın artışı nihayetinde konut fiyatlarını yukarı taşınmasına etki edebiliyor çünkü yarattığı servet etkisi ve nakde dönüş dinamikleri konuta destek oluyor. Ama bu etkiyi zaman gecikmeli göreceğiz. Önce altın parlıyor, konut altın karşısında ucuz görünüyor, sonra servet konuta akıyor, konut fiyatları yükseliyor. Finansal enstrüman çeşitliliğinin sınırlı olduğu göz önüne alındığında, altın kazancı için konut en sık rastlanan duraktır.
Türkiye özelinde durum daha çarpıcı. Gram altın 2025'te önemli getiri sağladı. 2026'da bu ivme devam ediyor. Yastık altı altın stokunun tahmini değeri trilyonlarca TL arttı. Bu, orta sınıfın bir kısmını zenginleştirirken, tasarrufu nakitte olanları görece fakirleştiriyor.
Altının bu yükselişini dengeleyecek bir mekanizma devreye girer mi, öngörmek çok güç. Ancak bir noktada altın yükselişi faizleri geri çağırmak yani merkez bankalarının faizleri yükseltmek zorunda kalması yönünde bir baskı yaratabilir. Ama şu an tam tersine, faiz indirim beklentileri daha da güçlü ve altın rallisini besliyor. Altın ile faizler arasında ters yönlü bir ilişki var. Yüksek faizde altın cazibesini kaybeder çünkü getiri sağlayan varlıklar daha çekici olur, altın getirisizdir. Düşük faizde altın parlıyor çünkü reel faiz negatife iner. Korumayı altın sağlar. Yalnız bu saadetin kocaman bir “ama”sı var. Şayet altın rallisi enflasyonun kontrolden çıktığının güçlü sinyali haline gelirse: Enflasyon beklentilerini körükler, insanlar "para eriyor" diye düşünürse faiz artırımı ister istemez gündeme gelecektir.
Türkiye gibi yüksek enflasyon geçmişi olan, dövize bağlı, yastık altı altın stoku devasa ülkelerde altın rallisi belli riskleri tetikleyebilir. Öncelikle enflasyon beklentilerini bozabilir, insanlarda para eriyor algısını güçlendirebilir, fiyatlar artabilir, ücret talepleri yükselebilir bu da doğal olarak enflasyon için ikinci dalga riski doğurur. Ardından TL'den altına kaçış hızlanabilir, zaten yüksek olan yastık altı altın talebi iyice artar, TL talebi düşer, kur baskısı artar, TCMB'yi faiz artırımına zorlayabilir. Bunların yanı sıra altın rallisiyle reel faiz negatife daha da iner. Bu, tasarrufu cezalandırır ve TCMB'yi faizleri geri çağırma baskısı altına sokabilir. Günlük ekonomi, altından müstağni kalamayacağı gibi ekonominin parametreleri de bu ralliye kayıtsız kalamaz. Özellikle de önümüzdeki aylarda enflasyon sürpriz olarak yüksek gelirse, faiz artışı konuşulmaya başlanır. Ya da faiz indirimi devam etse de tempo yavaşlar.
Sorularınız için e-posta adresi: hkaganoyken@gmail.com